BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suyu bulandıranlar

Suyu bulandıranlar

İran’ın nükleer konusunda oynadığı aktif rol ile Türkiye yeniden dünya gündeminde... Le Monde gazetesi yayınladığı ‘üç maymun’ karikatürüyle İran’ı, Türkiye’yi ve Brezilya’yı alaya aldı. Dünyaca ünlü strateji uzmanlarının değerlendirmeleri ise şöyle;



İran’ın nükleer konusunda oynadığı aktif rol ile Türkiye yeniden dünya gündeminde... Le Monde gazetesi yayınladığı ‘üç maymun’ karikatürüyle İran’ı, Türkiye’yi ve Brezilya’yı alaya aldı. Dünyaca ünlü strateji uzmanlarının değerlendirmeleri ise şöyle; Eski CIA uzmanı Graham Fuller‘a göre problemli ülkelerle bağlarını güçlendirmesi Türkiye’nin artık Batı’nın sadık bir müttefiki olmadığını göstermekte olduğunu söylüyor... Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Muhammed Nureddin ise Türkiye’nin arabuluculuk rolü devam edecek çünkü Türkiye’nin yerine tarafsız bir ülke yok. Ve İsrail, Türkiye ile ilişkilerini devam ettirmeye teşebbüs edeceğini öngörüyor... Leiden Üniversitesi’nden Prof. Erik Jan Zürcher ise Türkiye kendini daha güvende hisseder, kuşatma zihniyetinden ‘etrafımız düşmanlarla çevrili’ düşüncesinden kurtulursa, o zaman ordunun pozisyonu zayıflar ve değişen dış politikada amacın orduyu zayıflatmak olduğunu belirtiyor... Bar-İlan Üniversitesi’nden Prof. Efraim İnbar da, Türkiye’nin Orta Doğu’daki tüm krizlerde arabuluculuk yapma çabası, gülünç kaçıyor, diyor... * Anlaşılan ikiyüzlü batı ve yandaşları Türkiye’nin bu aktif dış politikasından rahatsız... İran’a gelince, Tahran’da caddeler Fransız araçlarıyla dolu ve batının tüm ürünleri tüketiliyor... Batıyı ticari rüşvetle hizaya ve yanına çekebileceğine inanmaya devam ediyor... Batı, İran’a ikiyüzlü olmanın ötesinde asıl üç maymun gibi kendisi davranıyor... İran da bize... * İki gün sonra 27 Mayıs... Bir darbenin üzerinden elli yıl geçmiş... Dönemin Sanayi Bakanı Sebati Ataman bir hatırasını nakleder... Bağdat Paktı toplantısı için Irak’a giderler... Menderes ile birlikte İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin kabrini ziyaret eder... Adnan Menderes avuçları açık, dalgınca bir müddet kalır... Daha sonra Ataman’a der ki; -Ebu Hanife öleli bin yıl olmuş. Burada biz çeşitli ülkelerden gelmiş bir siyasi kadro, kabri başına varıp Fatiha okuyor, dua ediyoruz. Ne yapmış bu zat? Hanefi mezhebini kurmuş! Sen bin sene yaşayan bir devlet gösterebilir misin? Bin sene yaptıkları unutulmayan, gidenin kabrini ziyaret ettiği bir fikir adamı, bir devlet adamı gösterebilir misin? Demek ki dünyada en kavi konu dindir. Ölümsüzlük yalnız dinden geçiyor. * İslam zemini üzerinde bir anlaşma yapmak, Orta Doğu Müslümanlarını bir araya getirme fikrini ortaya atan Adnan Menderes der ki; -Biz niye buraya geldik? ABD ve İngiltere’nin de desteklediği bir bölge paktının müzakeresinde bulunmaya geldik... Ortak çıkarlarımız olduğu halde anlaşamadığımız pek çok madde var. Fakat Ebu Hanife’nin kabrini ziyarette anlaşmış gibiyiz... Türkiye’nin buna öncülük edebileceğini söyleyen merhum Adnan Menderes bu arzusunu yerine getiremez ve kendisi de, fikri de darağacında idam edilir... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve kurmayları elli yıl sonra hem Orta Doğu Müslümanlarını bir araya getirmeyi, hem batı ile entegre etmeyi ve dünya ile barıştırmayı hedefliyor... Ve dünyaya da bir arada yaşama sanatını anlatıyor... Dünyayı yöneten lider ülkeler ise bir arada yaşamaya değil, savaşmaya endeksli. Batı, suların durulmasından rahatsız. Çünkü tüm hesaplarını suyu bulandırma üzerine kurmuş... Kim ne derse desin, sular duruluyor, durulacak...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT