BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ehl-i sünnetin esasları -2-

Ehl-i sünnetin esasları -2-

“Cenâb-ı Hak, Cehennem üzerinde bir köprü yaratmıştır. Herkese burada; îmândan, namazdan, zekâttan, oruçtan, hacdan, abdest ve gusülden, ana-baba hakkından ve kul hakkından sorulur. Bunlara cevap veremezse Cehenneme düşer...”



* İmânla amel ayrı ayrı şeylerdir. Her Peygamberin kendine has bir şeriati, bir yolu vardır. Fakat hiçbirinin îmânı ötekinden farklı değildir. Bir inançsız bütün hayır ve tâatleri yapsa Müslüman olamaz, çünkü îmân amelden önce gelir. * Kabir suali haktır. Bunu inkâr eden Ehl-i sünnet i’tikâdından ayrılmış olur. Peygamber Efendimiz Hz. Ali’nin de bulunduğu bir toplulukta Hz. Ömer’e buyurdu ki: “Yâ Ömer! Ölünce seni dar bir mezara koyarlar. Münker ve Nekir gelir. Gözleri şimşek çakar, sesleri gök gürültüsü gibidir. O zaman ne yapacaksın?” Hz. Ömer suâl etti ki: “Yâ Resûlallah, o zaman, şimdiki gibi aklım başımda olur mu?” “Evet yâ Ömer“ diye buyurduklarında Hz. Ömer, “Öyleyse korkmam. Allah’ın izniyle onlara gereken cevâbı veririm” dedi. MÜSLÜMAN OLMAYAN EBEDİ CEHENNEMDE * Dünyadaki insanlar beş kısımdır. Bunlar; müşrik, münâfık, günah işlemeyen mü’min, günah işleyip hemen arkasından tövbe eden Müslüman ve tövbede ısrar etmeyen günahkâr Müslümandır. Müşrik (Hristiyanlar, Yahudiler ve diğer Müslüman olmayan herkes) veya münâfık (Müslüman görünen) olarak ölen, Cehenneme girer ve orada ebediyyen kalır. Günahsız veya tövbe etmiş olarak vefât eden mü’min, Cennete girer ve orada ebedî kalır. Günahkâr mü’minlere ise, Allahü teâlâ dilerse adâletiyle azâb eder, dilerse lütfuyla Cennete sokar. * Bir Müslüman kul hakkı ile ilgili şunu iyi bilmelidir: Üzerinde kul hakkı olan bir kimse, hakkı bulunan kimseleri hoşnut kılmadan ve helâlleşmeden vefât ederse, âhiret gününde, Allahü teâlâ onun iyiliklerinden hak sahiblerine alacakları kadar verir. * Sırat köprüsü haktır. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte buyuruyorlar ki: “Cenâb-ı Hak, Cehennem üzerinde kıldan ince, kılıçtan keskin, geceden karanlık, yedi geçitli bir köprü yaratmıştır. Her geçit; bini çıkış, bini iniş, bini de düz olmak üzere, yaya yürüyüşüyle üç bin yıllık yoldur. Her geçitte kul hesaba çekilir. Birinci geçitte îmândan, ikinci geçitte namazdan, üçüncü geçitte zekâttan, dördüncüde oruçtan, beşincide hacdan, altıncıda abdest ve gusülden, yedincide ana-baba hakkından ve kul hakkından sorulur. Bunlara cevap verirse, şimşekten hızlı geçer ve Cennete girer. Cevap veremezse Cehenneme düşer.” * Mü’min kişinin, Allahü teâlânın dilediğini yaptığını ve yapacağını bilmesi gerekir. Hüküm O’nundur. Kimse O’na hükmedemez. İstediğine karar veren O’dur. * Îmân eden kimse, Allahü teâlânın bizatihi alîm ve kadir olduğunu, ilim ve kudret sahibi bulunduğunu bilmelidir. * Müslüman, son nefesini nasıl vereceği endişesiyle Allahü teâlâdan korkmalıdır. Çünkü hiçbir kimse, imânla mı, yoksa imansız olarak mı gideceğini bilemez. Son nefes korkusunu hissetmek, bütün mü’minlere farzdır. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle buyuruyor: “Ey îmân edenler! Allahtan korkun ve herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın. Allahtan korkun, çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdârdır.” (Haşr-18). ALLAHTAN ÜMİT KESİLMEZ * Müslüman pekçok günah işlese de, Allahü teâlânın rahmetinden ümidini kesmemelidir. Çünkü, Allahü teâlânın rahmetinden ümidini kesen imansız olur. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle buyuruyor: “Allah’ın lütfundan ümidinizi kesmeyiniz! Çünkü Allahın lütfundan ancak kâfirler topluluğu ümidini keser.” (Yûsuf-87) Müslüman bir kimse, zinâ yapsa, namaz kılmasa, oruç tutmasa ve birçok günah işlese, İslâmiyeti inkâr etmediği sürece kesinlikle mü’min sayılır. Bu işlediği günahlardan tövbe ederse, Allahü teâlâ tövbesine karşılık verir. Tövbe etmeden ölürse, Allahü teâlâ dilerse adâletiyle azâb eder, dilerse rahmetiyle Cennete sokar. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle buyuruyor: “Ey günah işlemekle nefslerine karşı haddîni aşmış kullarım! Allahın rahmetinden ümidi kesmeyiniz. Çünkü Allah, şirk ve küfürden başka, dilediği kimselerden bütün günahları mağfiret buyurur. Şüphesiz ki, O, Gafûrdur; çok bağışlayıcıdır. Rahimdir, çok merhametlidir.” (Zümer 53) İmâm-ı a’zâm hazretlerine göre, îmân iki temel üzeredir. Kalb ile tasdîk, dil ile ikrârdır. Tasdik en büyük temeldir. İkrâr bu tasdîkin varlığını isbâtlayan bir delîldir. Îmân kesinlikle, ziyâde ve noksanlığı kabûl etmez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT