BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 27 Mayıs Devriminin yıl dönümünde

27 Mayıs Devriminin yıl dönümünde

Yazılarımda bugüne kadar böyle konulara girmedim. Görüyorum ki 27 Mayıs 1960 Askerî İhtilali, son günlerde TV ve gazetelerde sık sık gündeme gelmeye başladı. Ben bu hareketin içinde askerî öğrenci iken bulunmuş birisiyim. Bende kötü bir hatıra olarak kaldı. Ülkenin nasıl içine kapandığını, yıllar yılı milletçe acıyla seyrettik. Daha sonraki 22 Şubatlar 21 Mayıslar 12 Martlar da; bu içe kapanıklığı kat kat artırdı. Tekrarını bir daha yaşamamak için elimizden geleni yapmalıyız.



Yazılarımda bugüne kadar böyle konulara girmedim. Görüyorum ki 27 Mayıs 1960 Askerî İhtilali, son günlerde TV ve gazetelerde sık sık gündeme gelmeye başladı. Ben bu hareketin içinde askerî öğrenci iken bulunmuş birisiyim. Bende kötü bir hatıra olarak kaldı. Ülkenin nasıl içine kapandığını, yıllar yılı milletçe acıyla seyrettik. Daha sonraki 22 Şubatlar 21 Mayıslar 12 Martlar da; bu içe kapanıklığı kat kat artırdı. Tekrarını bir daha yaşamamak için elimizden geleni yapmalıyız. Enteresan bir raslantıdır, Abdülaziz Hanın tahttan indirilişi de, yine bir mayıs sabahı oldu. 30 Mayıs 1876... İhtilalciler 10 Mayıs 1876’da bir protesto yürüyüşü tertipledi. Tıpkı 1960 mayısındaki “555 K” parolalı yürüyüş gibi. 25/26 Mayıs 1876 gecesi, ihtilalin 4 elebaşısından biri olan Hüseyin Avni Paşanın Kuzguncuk’taki yalısında, üst kademe toplantısı yapıldı. Tıpkı Milli Birlik Komitesi gibi. İstanbul’daki İngiliz elçisi, gizli elebaşı ve koordinatördü. Yalı toplantısında, 29 Mayıs Perşembe günü ikindiden sonra, harekete geçilmesi kararlaştırıldı. Çünkü Osmanlıda mesai ikindi ezanı ile biterdi. Sonra birlikler harekete geçip de başaramazlarsa, üst kademedekiler “efendim biz evimize gitmiştik haberimiz yok” deyip kelleyi kurtaracaklardı. İngiliz elçi “Olur mu öyle şey! İhtilaller sabaha karşı olur” diyerek 30 Mayıs Cuma günü şafak vakti harekete geçilmesini emretti. 4’lü çetede Mütercim Rüşdi Paşa, Hüseyin Avni Paşa, Midhat Paşa ve Hasan Hayrullah Efendi vardı. Harp okulu komutanı Süleyman Paşa öne çıkarıldı. Yanarsa o yansın diye. Bu çalışkan kurmay, Abdülaziz Hanın sahip çıkmasıyla Paşa olmuştu. Sabah namazı vakti padişah gecelikli iken, kapısına dayandı ve yüzüne “Millet seni azletti” dedi. Padişah şöyle baktı “Ben bunu kırk defadan fazla rüyamda gördüm. Bu Hüseyin Avni’nin işidir” dedi. Süleyman Paşanın “Seni azletti” dediği millet 64 kişilik İhtilal Komitesiydi... Talihe bakın ki 27 Mayıs 1960’ta da, millet denilen 38 kişlik Milli Birlik Komitesiydi. Ki o komite bir senede, “İhtilal çocuklarını yer” kuralınca birbirlerini yiyip paramparça oldu. Abdülaziz Hanı yatak kıyafetiyle, sağanak yağmur altında yalın ayak, üstü açık bir sandala itekleyerek bindirdiler. Sarayburnu’nda kayıktan indiğinde sırılsıklamdı. Yine yalın ayak. Topkapı sarayında 3’üncü Selim dairesine kapattılar. Tuvalete gidecek takunya yok. Yine yalın ayak. Çorba verdiler kaşık yok. Hani kaşık! “Aziz efendi kaşığa irade yok”, rezil cevabı. Tam 6 gün insanı utandıran işkenceler ve 4 haziran 1876 sabahı üç pehlivana kollarını dirsek çukurundan kestirip intihar süsü verip şehid ettiler. Peki ihtilalciler nasıl öldüler dersiniz! Onların akıbetini müsaadenizle haftaya yazayım...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT