BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbakan’ın dış politika vizyonunu kavramak...

Başbakan’ın dış politika vizyonunu kavramak...

Yaklaşık bir haftadır “eksen kayması” eleştirileri gündemimizi meşgul ediyor. Bu eleştirilerin temeline baktığımızda son dönemde Başbakan Erdoğan’ın dış politika vizyonunun hâlâ tam olarak algılanamadığını hissediyorum. Her şeyden önce Türkiye dış politikasında kendisini merkez ülke olarak konumlandırıp komşu ülkelerden başlayarak en uzaklara kadar tüm ilişkilerini yeniden yapılandırdı. Bu yeniden yapılanma Türkiye’ye çok şey kazandırdı.



Yaklaşık bir haftadır “eksen kayması” eleştirileri gündemimizi meşgul ediyor. Bu eleştirilerin temeline baktığımızda son dönemde Başbakan Erdoğan’ın dış politika vizyonunun hâlâ tam olarak algılanamadığını hissediyorum. Her şeyden önce Türkiye dış politikasında kendisini merkez ülke olarak konumlandırıp komşu ülkelerden başlayarak en uzaklara kadar tüm ilişkilerini yeniden yapılandırdı. Bu yeniden yapılanma Türkiye’ye çok şey kazandırdı. Uzun yıllardır komşu ülkeler ile sorunlarımız alay konusu olurken bugün komşularımızla dostluğumuz herkesi imrendiriyor. Türkiye’deki iş adamlarımız dünyanın yer yerine dağıldı. Ülkemiz, yılda bir kez yurt dışına çıkmakla övünen siyasetçilerden kurtulduktan sonra iş dünyamız gerçek anlamda dünyaya açıldı. Bu hızlı dönüşüm sırasında sivil toplum biraz zayıf kaldı. Hükümetler arasında zaman zaman gerginlikler oluşabilir. Özellikle genç sivil toplum örgütlerinin bu gerginlikler üzerinden prim yapmaya çalışmak yerine muhatap ülkelerin gençleri ile temasa geçip barışın ve dostluğun kalıcı olmasını sağlamak gerekmektedir. Türkiye sivil toplum dünyası bu yıl iki konuda gerçekten ciddi çuvalladı! Ermenistan konusunda sadece bir iki sivil toplum örgütü iki toplum arasında barış tohumları atmaya gayret etti. Sorunları itina ile masaya yatırdı ve sabırla iki toplum gençliğini birbirine yaklaştırmaya çalıştı. Nitekim ben de bu seyahatlerden birisine katıldım ve halkın nasıl provoke edildiğini görüp sizlerle paylaştım. İkinci kritik hata İsrail ile yaşadığımız gerginlik sırasında oluşmuştur. Sivil toplum örgütleri kendilerini siyasi liderler olarak görmüş ve karşılıklı olarak çok tehlikeli adımlar atmışlardır. Oysa bugün sivil toplum örgütlerinin yapması gereken, sağduyu ve sabırla ilişkilerimizin belli bir temele oturmasını sağlamaktır. Karşılıklı siyasi rüzgâra kapılmanın bu coğrafyaya faydası yoktur. Başbakan’ın ortaya koymaya çalıştığı vizyona da kesinlikle aykırıdır. Eskiden siyaset, gelişen sivil toplum örgütlerinin hızına yetişemezdi. Bugün sivil toplum Başbakan’ın hızına yetişemiyor. Bu konuda tüm sivil toplum örgütlerinin daha aktif olması gerektiğini düşünüyorum...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT