BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Herkese karşı iyi huylu olmalı”

“Herkese karşı iyi huylu olmalı”

İyi, kötü, herkese, güler yüz göstermeli. Fitne çıkarmamalı, düşman kazanmamalıdır. Af dileyenleri affetmelidir. Herkese karşı iyi huylu olmalıdır...



Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî hazretleri mektûbat kitabında bir Müslümanın nasıl olması lâzım geldiğini şöyle bildirmektedir: Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını helâlden kazanmak için çalışmalıdır. Bunun için, ticâret, sanat yapmak lâzımdır. Selef-i sâlihîn, hep böyle çalışıp kazanırlardı. Muhammed bin Sâlim hazretlerine; -Çalışıp kazanalım mı, yoksa yalnız ibâdet yapıp tevekkül mü edelim dediklerinde; -Tevekkül etmek, Resûlullahın hâlidir. Çalışıp kazanmak da, Onun sünnetidir. Çalışıp da tevekkül ediniz buyurdu. Ebû Muhammed bin Menâzil hazretleri; “Çalışıp da tevekkül etmek, bir yere çekilip ibâdet yapmaktan hayırlıdır” buyurdu. Yemekte, içmekte adâleti, yani orta hâlde olmayı gözetmelidir. Gevşeklik verecek kadar çok yememeli, ibâdet yapamayacak kadar da, perhîz etmemelidir. Evliyânın büyüklerinden Şâh-ı Nakşibend hazretleri; “İyi ye, iyi çalış!” buyurmuştur. NİYYETE DİKKAT ETMELİDİR... Sözün kısası, ibâdet ve iyilik yapmaya yardımcı olan her şey, iyi ve mubârektir. Bunları azaltanlar da, yasaktır. Her iyi işte, niyyete dikkat etmeli, iyi niyyet olmadıkça, o işi yapmamalıdır. İslâmiyyete uymayanlardan, bid’at ve günâh işleyenlerden uzlet etmeli yani bunlarla görüşmemelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Hikmet, on kısımdır. Dokuzu uzlettedir. Biri de, az konuşmaktadır.) Böyle insanlarla zarûret kadar görüşmelidir. Vakitleri, çalışmakla, zikir, fikir ve ibâdetle geçirmelidir. Eğlenecek zamân, öldükten sonradır. Sâlih, temiz Müslümânlarla görüşmeli, onlara faydalı olmalı ve onlardan faydalanmalıdır. Lüzûmsuz, faydasız sözlerle, zamânları zâyi etmemelidir. Zararlı kitâpları, gazeteleri okumamalı, böyle radyoları, televizyonları dinlememeli, seyretmemelidir. Evliyânın başka insanlardan nasıl ayırt edilebileceğini, Muhammed bin Sâlim hazretlerinden sordular. Cevabında; “Sözlerinin yumuşak, huylarının güzel, yüzünün güler, ihsânının bol olması, konuşurken itirâz etmemesi, özür dileyenleri affetmesi ve herkese merhametli olması ile anlaşılır” buyurmuştur. Ebû Abdullah Ahmet Makkarî hazretleri buyurdu ki: “Fütüvvet demek, gücendiğin kimseye iyilik etmek, sevmediğine ihsânda bulunmak ve sıkıldığın kimseye güler yüzlü olmaktır.” Az konuşmalı, az uyumalı ve az gülmelidir. Kahkaha ile gülmek, kalbi karartır. Çalışmalı, fakat karşılığını Allahü teâlâdan beklemelidir. Onun emirlerini yapmaktan zevk duymalıdır. Yalnız Ona güvenince, O, her dileği ihsân eder. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Allahü teâlâ yalnız Ona güvenenin her dilediğini verir ve bütün insanları buna yardımcı yapar.) Yahyâ bin Mu’âz-ı Râzî hazretleri buyurdu ki: “Allahü teâlâyı sevdiğin kadar, herkes seni sever. Allahü teâlâdan korktuğun kadar herkes senden korkar. Allahü teâlâya kulluk ettiğin miktârda, herkes sana yardımcı olur.” Kendi çıkarlarının arkasında koşma! Ebû Muhammed Abdullah Râşî hazretleri buyurdu ki: “Allahü teâlâ ile insan arasında olan en büyük perde, kendi nefsini düşünmesidir ve kendisi gibi âciz olan bir kula güvenmesidir. İnsanların değil, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı düşünmelidir.” Âileye ve çocuklarına karşı tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıdır. Onların haklarını yerine getirecek kadar aralarında bulunmalıdır. Onlara bağlanmak, Allahü teâlâdan yüz çevirecek kadar olmamalıdır. “DOSTLARA DOĞRU SÖYLEMELİ...” Netice olarak iyi, kötü, herkese, güler yüz göstermeli. Fitne çıkarmamalı, düşman kazanmamalıdır. Hâfız-ı Şîrâzî hazretlerinin; “Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idâre etmelidir” sözüne uymalıdır. Af dileyenleri affetmelidir. Herkese karşı iyi huylu olmalı, kimsenin sözüne karşı gelmemeli, münâkaşa etmemelidir. Herkese yumuşak söylemeli, sert söylememelidir. Abdullah Bayal hazretlerinin buyurduğu gibi: “Tasavvuf, namâz kılmak, oruç tutmak ve geceleri ibâdet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazîfesidir. Tasavvuf, insanları incitmemektir. Bunu başaran, hâsıl eden, vâsıl olmuştur.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT