BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Profesyonel ordu...

Profesyonel ordu...

Türkiye’de, nedense, birçok konu, gereksiz yere, “tabu” kabul edilmektedir. Fikir üretmeye, müzakere etmeye kapalı tutulmaktadır. Silahlı Kuvvetlerle ilgili konular da, bu tabu kavramının en ön sırasında yer almaktadır.



Türkiye’de, nedense, birçok konu, gereksiz yere, “tabu” kabul edilmektedir. Fikir üretmeye, müzakere etmeye kapalı tutulmaktadır. Silahlı Kuvvetlerle ilgili konular da, bu tabu kavramının en ön sırasında yer almaktadır. Bu konuda fikir yürütmek, iyi niyetle de olsa beyanlarda bulunmak, adeta mayınlı sahada yürümek gibi kabul edilmektedir. (Hulbuki, Silahlı Kuvvetler, bu onuda çok daha demokratiktir. Mesela, yeni adı ile “Ulusal Strateji”, eski adı ile “Savunma” dergisinde, çok harika fikirler ortaya konmaktadır.) Bu uygulama, bu baskı ortamı, sağlıklı fikirler üretilmesine engel olmaktadır Bazılarına, Ordu adına konuşma yetkisi vermekte, “bir üst düzey yetkilinin ağzından” havası ile asparagas haber üretme imkanı da sağlamaktadır. Aynı tutum, birtakım demokrasiyi sindirememiş tiplerin de, devamlı olarak darbe teşvikçiliği yapmasına imkan tanımaktadır. Bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde, lojman olayı bu kadar yaygın değildi. Bu açıdan, mahallemizde daima bir subay kiracı bulunur, bize askerliği sevdiren çalışmalar yapardı. (Kendi adıma, ağabeyimin subay oluşu, benim için büyük avantaj oldu. Onun eskileri ile büyüdüm. Devamlı telkinleri ile yön kazandım. Harbiye Marşı’nı ve “Bu vatan kimindir” şiirini, ilkokula başlamadan ezberledim. Işıklar Askeri Lisesinde yediğim kıymalı kuru fasulyenin tadı, sanki yeni yemişim gibi, damağımda durmaktadır. Cizre ve Mardin’de, 24 ay olarak yaptığım askerlikten, hiçbir zaman şikayetçi olmadım.) Zamanla, lojman-ordu evi-ordu pazarı-kışla çerçevesi içinde sıkışılıp, kalındı. Ordu ile sade vatandaş arasındaki ilişkiler azaldı. Bu arada (bir kesim medyanın abartılı haberleri yüzünden) yanlış kanaatlerin doğmasına sebep olundu. Yine, kraldan çok kralcı tiplerin, (özellikle başörtüsü konusundaki) uygulamaları yüzünden de, bu tür kanaatler pekişti, yaygınlaştı. Orduyu dine karşı göstermek isteyenlerin, ordu ve milletin arasını açmayı hedef seçenlerin ve ihanet odaklarının ekmeğine yağ sürüldü. Hayat çizgisi, bana Genelkurmay Başkanından, kuvvet ve ordu komutanlarına kadar, birçok üst düzey subayı ve ailesini tanıma şansı verdi. Gerçek yüzlerini, kapasitelerini, hasletlerini, özel hayatlarını gördüm. Ve ne kadar yanlış tanıtıldıklarına şahit olmanın üzüntüsünü yaşadım. Sn. Süreyya Yüksel; Kemal Yamak; Muhittin Füsünoğlu, Işık Biren, Sait Özçivril, Akansel, Küpeli, İkizoğlu, İlhan Kılıç, Aşir Özözer, Cumhur Asparuk, Edip Başer, Çörekçi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Uluğbay, Totrakan, Köseoğlu, Yazgan, Ündül, Parbucu, Yirmibeşoğlu, Haydar Saltık, Tuncel, Dölgen, Tezel, Önder; Demiral, Pasin, Erkan, Ali Yalçın, Nalbantoğlu, Alpkaya, Avar, Boztepe, Özkök vb. çok sayıda değerli komutanı yakından tanıma imkanım oldu. Beraber hizmet ettik. Ailece görüştük. Hiçbirinin bizden daha az inançlı olmadığını gördük. Milli ve manevi değerlere sahip olduklarına şahit olduk. Ve devamlı olarak, “keşke, sade vatandaşlar da, bu değerli kişileri yakından tanıyabilseler” diye düşündük. (Şüphesiz bu uzaklaşmada, güvenlik konusunun ve Erbakan tavrındaki politikacıların büyük etkisi olmuştur.) Bana göre, artık bu tür konular dahil olmak üzere, tüm konuların rahatça konuşulmasının zamanı gelmiştir. (Aksi halde, meydan yine dedikoduculara, çıkarcılara ve fısıltı yayıcılara kalacaktır.) Bu gelişme, “profesyonel ordu” konusunun da, geniş bir ortamda müzakere edilmesi imkanını verecektir. Zira. - Bir erin aylık maliyeti 90 milyon TL, yıllık maliyeti de 1 milyar 80 milyon TL’dir. (Orduda 700 bin er ve erbaş vardır. 18 aylık maliyeti 1 katrilyon, 100 trilyon TL civarındadır.) - 16 aylık dönemde, yedek subayların maliyeti 100 trilyon TL.dır. (Bir ay erken terhis 75 trilyon TL. tasarruf sağlamaktadır.) - Şu anda “yoklama kaçağı” sayısı nedir? Bedelli askerliğin getirebileceği tutar ne kadardır? Bütün bunların hesabı yapılmış mıdır? (Aslında, Milli Savunma Komisyonu, TBMM çatısı altında bu çalışmaları yapmalı idi.) - Artık, çevik, az sayıda, yüksek teknolojiye sahip ordular dönemine girilmiştir. Bu açıdan, profesyonel ordular; eğitimli, teknolojik bilgi ve donanıma sahip elemanlar gerekli olmuştur. (En azından bu fikirlerin doğru olup, olmadığı tartışılmalı, sathi bilgilerle kanaat sahibi olunmamalıdır.) Tabular, yasaklar, istismarları ve yanlış bilgileri doğurur. Herşey, her kurum, her icraat açık ve şeffaf olmalıdır. Medeni bir platformda, iyi niyetle tartışılmalıdır. Askerler bunu kendi içlerinde tartışıyor, dergilerinde açıkça ifade ediyorsa, halk niye dışlansın? Hele hele TBMM niçin devre dışı kalsın? 28 Şubat sendromu, niçin kötü niyetlilerin elinde bir istismar aracı olarak, bir anti-demokratik baskı unsuru olarak, kullanılmaya devam etsin?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT