BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir devir kapanıyor

Bir devir kapanıyor

Nasıl tarif etmeli bilmem ki! Tarihi nirengi noktası bırakmadılar. Küllük desem kim hatırlar, Marmara Sineması önü desem kim bilir? Şöyle tarif edebiliriz. Tam Marmara Sinemasının önünde bir durak vardı. Durakla sinema binası arasında da sözde bir anıt. O çirkin anıt, en az 20 sene daracık kaldırımı daha da daralttı.



Nasıl tarif etmeli bilmem ki! Tarihi nirengi noktası bırakmadılar. Küllük desem kim hatırlar, Marmara Sineması önü desem kim bilir? Şöyle tarif edebiliriz. Tam Marmara Sinemasının önünde bir durak vardı. Durakla sinema binası arasında da sözde bir anıt. O çirkin anıt, en az 20 sene daracık kaldırımı daha da daralttı. Bu yol kesen eşkıyaya hangi belediye dokunabilirdi? Orada bir Hint Öküzü gibi öylece yatıyordu. Çünkü o, bir devrim şehidinin sembolüydü, tam orada ölmüştü. Öldüğü yere de bu anıt kakılmıştı. Şimdi o anıt, yolun kuzey tarafında, Beyazıt Camii ve İstanbul Üniversitesine açılan sahanlığa yönelme noktasında az içerlek bir noktada. Onu buraya hangi yiğit belediye alabildi, araştırmaya değer. Hikâye nedir? Hangi birini anlatmalı? Sütunlar yetmiyor ki? Size bir soru, son darbe hangisidir? 28 Şubat değil mi? Ama bir de darbe teşebbüsü var. O da 27 Nisan E-muhtırası. İşte bu tarihe bir mim koyunuz. 27 Nisan, yakın tarihimizdeki ilk 27 Nisan değildir. Bir 27 Nisan daha var. Başa dönelim.. 1960 yılı. DP iktidarda ama, üniversite, yargı ve asker CHP güdümünde. Şer odakları, senaryo gereği 27 Mayıstan tam bir ay evvel talebeleri sokağa dökmeye muvaffak oluyorlar. 27-28 Nisanda kaos zirvede. Nümayişler/protestolar oluyor. Gençlik, iktidara karşı ayaklandırılmıştır. Kitlenin nerede duracağı belli değil. Set olmak için tanklar sokağa çıkar. Beyazıt’ta daha sonra Marmara Sineması denecek olan binanın önünde bir tankın üstüne atlayan bir genç, kayıp paletlerin altında kalarak can verir. İsyana, darbeye kahramanlar lazımdır. Sahte kahramanlar, devrimlerin vitrinlik malzemeleridir. 27 Mayıs darbesi olunca o noktaya bu kapkara anıt dikildi. Kendileri adam asanlar, bir hay-huyda ölen bir genç için bunu yapıyorlardı. Anıtla kalmadılar. Destanlaştırıldı. Üniversitenin yemekhanesine, bir şehir hatları vapuruna ve birçok yere adı verildi. MTTB’nin önüne ve kim bilir daha kaç yere büstü dikildi. O bir mazlumdu. O bir devrim şehidiydi. O zalim diktatörlere karşı yiğitçe dövüşürken can vermişti.. Sonra ne oldu? Sonrasını kimse konuşmadı. Halbuki Sovyetlerin dağılmasıyla müthiş bir gerçek gün yüzüne çıkmıştı. 30 sene sonra o gencin hüviyeti anlaşıldı. Gizli TKP/Türkiye Komünist Partisi Gençlik Kolları Başkanıydı, dolayısıyla Moskova’nın adamı. O bedbaht gencin adı neydi? Turan Emeksiz. Bugün dahi tarif ettiğimiz yerde duran çalı görüntülü, bu sözde anıt, yabancı emellere hizmet etmiş, bir sahte kahramanı temsilen orada durmakta. Kaç nesil onu model genç olarak okudu, bildi ve inandı... 12 Eylül 2010 sahte kahramanları tanıma başlangıcı olacaktır. Düne hürmetkâr, geleceğine hizmetkâr isen evet demeye mecbur ve mahkumsun. Partiye değil vicdanına bak. Dön tarihe bak: Ne kadar aldatıldığını gör ve hesap sorma adına evet de. Bugün anana-bacına rahibe diyen, bugün kaos çıkartmak için terör örgütüyle ortak çalışanlar, dün anana-babana yakın tarih zulümlerini yaşatmışlardı. Ninen-deden çekti. Anan-baban çekti. Sen darbeden darbeye sürüklendin. Çocukların çekmesin, onlar gelişmiş dünya insanları gibi yaşasın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT