BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tıbbi atıklar tehlike saçıyor

Tıbbi atıklar tehlike saçıyor

Her yanımız hastanelerle donatılmış durumda. Sağlık kuruluşlarının; patolojik, radyoaktif ve bulaşıcı tıbbî atıkların insan sağlığına zarar vermemesi için gerekli tedbiri alması şart.



MODERN DÜNYANIN CİDDİ SORUNU... Günümüzde artan şikâyetlerimize paralel olarak hastaneler de çoğalmaktadır. Hergün uğradığımız sağlık kuruluşlarında bulunan atıklar hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Gerekli tedbirler alınıyor mu? Hastane atıklarını sizin için araştırdık... ZEHİRLİ, BULAŞICI, YANICI VE KESİCİ... Hastane atığı; patolojik, radyoaktif, jinekolojik, zehirli, enfekte, yanıcı, kesici ve delici özelliklere sahip her türlü atık ve hasta ile temas etmiş olan enjektör, pansuman malzemesi gibi maddelerden oluşmaktadır. Sevgili okurlar, 21. yüzyılın ilk on yılının tamamlanmak üzere olduğu bugünlerde dünyanın gündemini, Demokratikleşme, İnsan Hakları ve ÇEVRE SORUNLARI oluşturmaktadır. Çevresel problemlerin insanlar, ekolojik sistemler ve doğa üzerindeki olumsuz etkileri geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Doğal kaynakların aşırı ve bilinçsizce kullanımını önlemek, özellikle atıkların çıkış noktalarında bertaraf edilmelerini sağlamak, sorunların çözümünü kolaylaştıran önemli atılımlardır. Anayasamızın 56. Maddesi; “HERKES SAĞLIKLI VE DENGELİ BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKINA SAHİPTİR. ÇEVREYİ GELİŞTİRMEK, ÇEVRE SAĞLIĞINI KORUMAK VE ÇEVRE KİRLENMESİNİ ÖNLEMEK DEVLETİN VE VATANDAŞLARIN GÖREVİDİR” ifadesiyle çevre sorunları konusunda vatandaşların hakları yanında görevlerini de hatırlatmaktadır. Kirliliğe yol açan çeşitli atıklar arasında (katı, gaz ve sıvı atıklar) Tıbbi Atıklar dediğimiz Hastane Atıkları da çevre ve toplum varlığını hayatî ölçüde olumsuz etkileyebilecek grubu oluşturur. Bu atıkların kontrollü bir şekilde zararsız hale getirilmeleri ve geri kazanımı için günümüzde birçok modern sistem geliştirilmiştir. Hastane ve benzeri kuruluşlardan evsel atıklara yakın çeşitli çöplerin dışında farklı niteliklere sahip patojen (hastalığa yol açan) ve mikroorganizma içeren maddeler, organ parçaları, enjektör, radyoaktif maddeler gibi atıklar çıkmaktadır. Bu atıklar Çevre Kanununun 13. Maddesinde “Tehlikeli ve Zararlı Özel Atıklar” olarak belirtilmiştir. Ayrıca; Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin 8. Maddesinde “Bu atıkların evsel atıklardan ayrı bertaraf edilmesi” ibaresi bulunmaktadır. HASTANELERDE?NELER?YOK Kİ!.. Tıbbi atıkları 4 grupta toplayabiliriz: 1- Radyoaktif Atıklar: Vücut dokuları ve sıvı analizinden, tümör oluşmasından ve terapötik (tedavi edici) işlemlerden doğan radyonükleidlerle kirlenmiş katı, sıvı ve gazlı atığı içermektedir. > Katı Atık: Radyoaktif madde kullanımından sonra oluşur (röntgen laboratuvarlarından doğan katı atıklar, nükleer tıp ve kontrol malzeme atıkları gibi). > Sıvı Atık: Kimyasal ve biyolojik araştırmadan, organların röntgenle incelenmesinde kullanılan sıvılardan meydana gelir. > Gazlı Atık: Araştırma laboratuvarları radyoaktif gaz doğurabilir. 2- Kimyasal Atıklar: Menşei ilaç olan atıklar (farmasötik), hastaların kullandığı kullanma süresi geçmiş, bozulmuş sıvı veya katı malzeme, yanlışlıkla yakılan veya patlayabilen kutular, çeşitli itici gaz içeren aerosoller, gazlı bezler bu gruba girer. 3- Fiziksel Atıklar: İğneler, şırıngalar, kesici ve delici aletleri içerir. 4- Biyolojik Atıklar: Laboratuvar çalışmalarından doğan bulaşıcı kültürler, hastalar üzerinde yapılan ameliyattan çıkan vücut parçaları, kan ve vücut sıvılarından oluşur. Atık doğuran Sağlık Hizmetleri olarak da; Genel bölümlü veya belirli konularda uzmanlaşmış Hastaneler, Sanatoryum, çeşitli Klinikler, Diyaliz Merkezleri, Alkol ve Uyuşturucu Merkezleri, Doğum Kliniği, Yaşlılar Yurdu, Fiziksel ve Ruhsal Engelliler Yurdu, Hayvan Hastaneleri, Araştırma, Hematoloji ve Araştırma Laboratuvarları sayılabilir. IŞINLA?NORMAL ATIĞA DÖNÜŞTÜRÜLÜR Yüksek risk taşıyan bulaşıcı atık günümüzde artık kaynağında sterilize edilmektedir. Modern sistemlerde atık malzeme 95 derece sıcaklıktaki buhardan geçirilip ve akabinde mikrodalga ışınlama ile adi çöp statüsüne dönüştürülmektedir. Yakma sistemi de belirli riskler taşımakta ve artık tercih edilmemektedir. Yanma sırasında ağır metal zerrecikleri (kadmium, cıva ve kurşun buharı), furan, benzopiren ve dioksin gibi kanserojen gazlar atmosfere yayılmaktadır. Radyoaktif atıklar ise kalın betonarme bloklar içinde, uygun biçimde tarih belirtilerek etiketlenmeli ve yarılanma zamanını geçirmek üzere (etkisini kaybetme) depolanmalıdır. Ülkemizde mevcut sayısız modern sağlık tesislerinde bu yöntemlerin titizlik içinde devam ettirildiğinden şüphe etmiyorum. Eksik bazı sistemlerin de kısa zamanda çözümlenebileceğine yürekten inanıyorum. Hepinize sağlık içinde huzurlu günler diliyorum. Esen Kalın... SAĞLIK?PERSONELİ ÖZEL?EĞİTİMDEN GEÇİRİLMELİ Tıbbi atıkların bertarafı için ilgili personele temel eğitim verilmelidir. Eğitim programlarının içeriği aşağıdaki konuları kapsamalıdır: > Atığın tehlikeleri. > Bulaşıcı hastalıkları önleme yöntemleri ve hijyenik bilgiler. > Kimyasallar, ilaç artıkları, radyoaktif atık, kesici ve delicilerle ilgili alınması gereken tedbirler. > Atıkları tasnif etme, ambalajlama, kayıt alma, taşıma ve yok etme işlemleri. > Ayrıca; etkin bir başarı sağlanması ve sürekliliğin oluşturulması için sistemli bir Denetleme de gerekli olmaktadır. Atık Yönetiminde Denetçi Personelin eğitimi bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Hiç şüphe yok ki, sağlık sektöründeki çağdaş yöntemlerin tatbiki için çalışanlar titiz bir eğitimden geçirilmelidir. Bravo Oğuz Eren! Rusya Federasyonu Ural Federal Bölgesi Öğretmenevi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi yarışmasında Biyoloji dalında dünya birincisi olan Adıyaman Bilgi Anadolu Lisesi öğrencisi Oğuz Eren Çetintaş, Adıyaman Valisi Ramazan Sodan tarafından takdir belgesi ve 4 adet Cumhuriyet altını ile ödüllendirildi. Oğuz Eren’i biz de tebrik ediyoruz... > Ahmet Arslantaş ADIYAMAN İHA Yarın hava daha iyi olacak! Bir sosyal sorumluluk projesine daha imza atan Koç Holding’in çevreci iştiraklerinden Aygaz, “YARIN HAVA NASIL OLACAK?” kampanyasıyla küresel ısınmaya savaş açtı Daha önceki yıllarda da bilinçlendirme ve farkındalık oluşturma adına kampanyalar düzenleyen Aygaz, önümüzdeki 3 yıl için “YARIN HAVA NASIL OLACAK?” sorusuyla, Türkiye’nin dört bir yanına giderek “iklim değişikliği” ile ilgili duyarlılığı artırıyor. Geçtiğimiz hafta Sivas’ta başlayıp dün Şanlıurfa ile devam eden kampanya, bu yıl Van, Kars, Trabzon, Samsun, Kastamonu, Eskişehir, Antalya ve İzmir’in ardından Tekirdağ’da noktalanacak. HEM EĞLENCE HEM BİLGİ Etkinlik kapsamında oluşturulan ve içerisinde Planetaryum (uzal keşif küresi) ile Özel Küre’nin bulunduğu “Gökyüzü TIR’ı”na Sivaslılar ve Şanlıurfalılar büyük ilgi gösterdi. Öğrenciler ve vatandaşlar, uzay bilimleri araştırma merkezlerini andıran “dev çadır”da fantastik bir romandaki gibi vakit geçirdi. Özel Küre’ye girenler gökyüzüne bakarak uzayı, yerküreyi ve diğer gezegenlerin atmosferini inceledi. Böylelikle hem eğlenme hem de bilgilenme fırsatı buldular. Geniş bilgi için www.yarinhavanasilolacak.org adresini tıklamak serbest! Bu ninenin derdi NE? Rize’nin Çayeli ilçesinde Senoz Vadisi’nde çevre derneği ile firma arasında imzalanan anlaşma sonucu ruhsat alan ve üretime başlayan Karadeniz Hidroelektrik Santrali (HES), düzenlenen gösteri ile protesto edildi. Çataldere köyünde, Senoz Vadisi Koruma Platformunca düzenlenen protesto mitingine katılan “Gürgenli Nine” lakaplı 85 yaşındaki ömürlük kadın, “Sağlığımı, köyümüzün doğal yapısına borçluyum. Ama sonrası için endişeliyim” dedi. Selim Bayraktar RİZE İHA Toroslar’ın yeni sincabı Metin Akyürek ORDU İHA Türkiye’nin güneyinde Toros Dağları’nda yeni bir sincap türü bulundu. Ordu Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı 3. Avrupa Yer Sincabı Kongresi’nde, Anadolu’nun güneyinde, Toros Dağları’nın 1500 metreden daha yükseklerinde yeni bir sincap türü bulunduğu açıklandı. Yeni sincap türünün seyrek bitki örtüsü olan taşlık arazide yaşadığının belirlendiği, bazı türlerin taş duvarlarda yaşadığının gözlendiği kaydedildi. SUĞLA GÖLÜ can çekişiyor Konya’nın Seydişehir ilçesinde bulunan ve kendine özgü yağ balığı ile ünlü Suğla Gölü’ne bilinçsiz şekilde pompalanan atık sular, gölün su kalitesini düşürüyor ve göldeki balık türlerinin yok olmasına sebep oluyor. Suğla Su Ürünleri Kooperatifi Başkan Yardımcısı Muzaffer Dolar, göle pompalanan atık suyun içinde her türlü zararlı kimyasal maddenin mevcut olduğunu belirterek, “Bilinçsiz avlanma da önemli bir problem. Denetimler artmalı. Suğla Gölü bir dünya mirası...” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT