BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Devletli şair

Devletli şair

Hindistan’ı çok seviyorum. Sıcağına, sefil görüntülerine rağmen Hindistan benim hayata bakışımın birçok noktasını değiştirmiştir... Sefil görüntüleri dedim ama, medeniyet şaheserleri de bir o kadar hakim bu ülkeye. O ne bahçeler, o ne mimari ihtişam...



Hindistan’ı çok seviyorum. Sıcağına, sefil görüntülerine rağmen Hindistan benim hayata bakışımın birçok noktasını değiştirmiştir... Sefil görüntüleri dedim ama, medeniyet şaheserleri de bir o kadar hakim bu ülkeye. O ne bahçeler, o ne mimari ihtişam... 16. yüzyılda burada büyük Hind-Türk İmparatorluğunu kuran Babür Sultan’a da ayrı bir hayranlığım var... Yalnız Türk, Hind illerinin değil, bütün dünyanın bir büyük sanatkâr ve devlet adamı olarak tanıdığı Babür... Zahirüddin Muhammed Babür... Edebiyata ilgi duyanların, bu büyük şair hükümdarın aynı zamanda dünyaca ünlü roman tadındaki eseri Babürname’yi (Vekayi) özellikle edinmeleri gerekir. Oradaki samimiyeti, itirafları, renkli kişiliği hayretle tesbit edeceksiniz. Bir de Dr. Bilal Yücel’in Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu neşriyatı arasında çıkan “Babür Divanı” adlı araştırma inceleme eserini kitaplığınıza dahil etmenizde yarar var. Cengizli ve Timur soyundan gelen Babür çok genç yaşta tahta çıkmış. On altı yaşında. Çevresinde taht çekişmeleri sürerken anlaşmak ya da mücadele etmek mecburiyetinde olduğu büyük büyük isimler var.. Hüseyin Baykara, Şah İsmail, Şeybani gibi... Müthiş bir iç mücadele sürüp gitmektedir bu delikanlının çevresinde... Ancak birçok kereler aç ve sefil durumda dağlara düşmesine rağmen Babür’ün yıldızı parlayacaktır... Önce Kabil’de sonra da Hindistan’da... Orta Asya’dan, Afganistan’a oradan da Hindistan’a geçen Babür, Çağatay Edebiyatının Ali Şiir Nevai ile birlikte en büyük ismi... Çocuklarının adlarına bakın; Hümayun, Kâmran, Askeri, Hindal mirzalar, Gülrang, Gülçehre, Gülden begimler... Babür yalnız şair ve edip olmakla kalmaz, üstün bir kılıç ve ok ustasıdır, mimardır, Hindistan’ın çoraklığını gideren birçok su yolları, çeşmeler, bahçeler, konak yerleri yaptırmıştır. Bestekârdır; önceleri içkiye fazlasıyla düşkün olan Babür sonraları bu iptiladan vazgeçer ve şiirlerinde tasavvufa yönelir. Babür’ün imparatorluğunu kültürle, medeniyetle kurduğunu söyleyebiliriz. Birgün yazılarını yazarken şiddetli bir yağmur başlar, çadırı devrilir ve kağıtları ıslanır. Babür onları sabaha kadar mumla kurutur. Hatıng bile yüzüng ü kâkülüng sining ey can Biri benefşe, biri yasemen biri reyhan Tekellüm iyleride tili vü tişi vü lebi Biri akik biri inçü biri mercan Köngülni zar ü mini har u tenni tar itken Biri cefa vü biri gurbet ü biri hicran Babür’ün bu üstün nitelikli şiirini Türkiye Türkçesine şöyle çevirebiliriz Hattın ile yüzün, kâkülün ile sinen ey can Biri menekşedir, biri yasemin, biri reyhan Tekellüm (söz etmek) ettiğinde, dili, dişi ve dudağı Biri akik, biri inci, biri mercan Gönlümü inleten, beni horlayan, tenimi zaif kılan Biri cefa, biri gurbet, biri hicran...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT