BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fatma Nine’nin suçu ne?

Fatma Nine’nin suçu ne?

Galatasaray’ın Ankaragücü’ne yenildiğinin ertesi günü çıkan gazetelerin spor sayfalarındaki başlıkların en fiyakalısı, en anlamlısı benim gazetem Türkiye’nin arka sayfasına asılmıştı.



Galatasaray’ın Ankaragücü’ne yenildiğinin ertesi günü çıkan gazetelerin spor sayfalarındaki başlıkların en fiyakalısı, en anlamlısı benim gazetem Türkiye’nin arka sayfasına asılmıştı. Tabii ki bütün spor gazetelerinin başlıklarından önde ve çok şey ifade edici idi. O başlık şöyleydi: FATMA NİNE’NİN SUÇU NE? Sordum, bizim servisteki gençlerden Murat maç sonrası serviste bu cümleyi mırıldanırken, Turgay atlamış üzerine... Hemen Sadık müdüre iletilmiş cümle... Ve tabii ki sayfanın başlığı olarak, belki de gururla, oturtulmuş. Bunu neden anlattım? Giderek yozlaşan, artık toplumda sempati yerine antipati ile anılan spor medyası içinde Türkiye’nin yeri çok başkadır. Tıpkı yıllar öncesinin Tercüman’ı gibi... Hiç unutmam, Baba Gündüz’lü Beşiktaş, Galatasaray’ı yendiğinde Attila Gökçe, “Öp Baba’nın elini” gibi muhteşem bir başlığın sahibi idi. Rahmetli Basri Dirimlili‘nin yönetimindeki İstanbulspor, “Üç Büyükler”i peş peşe yenerken, Fenerbahçe ve Beşiktaş 1-0’la gitmişti, Galatasaray ise 3-0’la... Rahmetli İslam Çupi, o günlerde kapalı gişe oynayan Clint Estwood‘un “Onları yükseğe as” filminden esinlenip bu cümleyi başlık olarak sayfaya oturtmuştu. Bendeniz de, Fenerbahçe, Aydınspor’a 6-1 kaybedince, o gün sahaya çıkan Fenerbahçe takımının fotoğrafını, Türk basın tarihinde ilk defa olarak, sayfaya ters koymuştum. Görebiliyor musunuz, şimdi neredeyiz, o zaman neredeymişiz... Schuster’den Denizli’ye ağır taş! Beşiktaş Teknik Direktörü Schuster, takımını Manisaspor karşısına kanatsız bir uçak gibi çıkarıp düşmesinde rol oynamışsa, “Geçen sezon takımın hiç çalışmadığı ortada... Bu seri sakatlıkların başlıca sebebi de bu” diyerek doğru kelam da etmiş. Bendeniz geçen sezon devre arasında İtalyan kondisyoner gönderildiğinde, “Beşiktaş ikinci yarı yürümez. Buraya kadar” diye yazıp, söylediğimde ne kadar haklıymışım meğerse... Eh, Almanya’yı hop diye yutacağımızı iddia eden bir teknik adam da, kondisyonersiz, takımını o kadar çalıştırırdı ancak... Nasıl oluyormuş Şenol hocam! Şenol Güneş dostum, Kasımpaşa maçından sonra, “Antalya ve Manisa maçlarında düştüğümüz yanlıştan çabuk döndük. Hatamızı gördük. Yani hatamızı kabul ediyoruz” demiş. Yani, sakat veya cezalı değillerse, Selçuk‘la Ceyhun yan yana oynadığında Trabzonspor hem öne daha rahat çıkıyor, hem de kalesi daha rahat maç oynuyor. İşte, Sivasspor’u 6-1 yendikleri maçtan sonra, bu ikilinin ayrılması bu maçlık idare etti ama, çok yakında felaket getirecek diyen de bendim. Yani Manisa maçının kara dakikalarını beş gün önce haber veren... Ah Şenol ah, şimdi 22 puanla en tepedeydin... Aziz Bey çok komik! Aziz Yıldırım diyor ki, “Alt yapıdan oyuncu çıkmıyor. Yetiştirici, eğitici yok. Futbolu dün bırakanlar hemen alt yapılara hoca yapılıyorlar. Boşuna masraf.” İnanın çok komik! Tabii anlı şanlı spor medyası Aziz Bey‘i sorgulayamıyor ki... Nasıl mı yapmalı? Şöyle... Önce Dereağzı’ndaki faaliyete yılda kaç milyon dolar sayılıyor? Orada futbolu dün bırakanlardan kaç tane teknik adam var? Yoksa Şenol Çorlu ve ekibi daha önceleri emlak komisyonculuğu mu yapıyorlardı? O zaman, dünya kadar çocuğun velisinden, sizi yarına süper futbolcu olarak yetiştireceğiz diye neden çuvalla para topluyorsunuz? Yani, desenize Juan Figer‘le çalışmak yerine çoluk çocukla neden uğraşalım... Yine yediniz be, afiyet olsun! G.Saray’ın büyük kaybı! Sakın ola ki başlığa bakıp Rijkaard‘ın gönderilişini anlatmaya çalıştığımı sanmayın. Gönderilme kararı geçen mayısın sonunda olmalıydı. Şimdi Galatasaray’ın bugünkü yönetimi Rijkaard‘la uğradığı zararı maddi olarak kapatmaya çalışacaktır ama 105 yıllık tarih büyük zarar görmüştür. Bunu kim onaracak? Hele hele Hakan Şükür’e sportif direktörlük teklif etmek ne akılla ne mantıkla ne de katı prensiplerle bir yönetimin tarzı olabilirdi. Ya Hakan‘ın bu teklifi konuşup değerlendirmesine ne demeli? Yahu Galatasaray cidden hasta. Alex’in dersi! Yok, öyle sanmayın. Alex‘siz kalmış Fenerbahçe, yani Brezilyalılardan tamamen arınmış Fenerbahçe, bütün Alex karasevdalılarına ders verdi. Nasıl ders mi? Öne hızlı çıkan, o kadar olmasa da şimdilik topluca dönen, el freni kullanmayan, ön liberosu rakibin altı pasına kadar iki-üç defa sokulan, Avrupa’dan aldıklarıyla sürati artmış, vitesi 4’e kadar tırmanmış bir Fenerbahçe... Devrimin ayak sesi mi? Sanmam. Asla izin vermezler... Sonra nasıl yazı yazacaklar, yorum yapacaklar? Baksanıza Şansal Büyüka ile Mustafa Denizli maç sonrası Semih‘in adını bile ağızlarına almadılar. Buyurun buradan yakın! Vah Antu Com vah! Bursaspor hükmen galip ilan edilince, Fenerbahçelilerin antu.com sitesi köpürmüş. “Bursa’yı şimdiden ikinci şampiyonluğa hazırlıyorlar” diye döşenmişler. Yazık, o kadar şiddetli lodos da yoktu hani... Artık acımamak mümkün değil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT