BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yukarı çık!

Yukarı çık!

İnsanların çoğu sokaklarda serbestçe dolaşır; fakat zihinleri, sanki hücre hapsindedir... Bazılarınınsa kendileri hapistedir; fakat zihinleri pek çok insana yön çizer, yol gösterir...



ÇağlarNetwork 2. Kariyer ve Ödül günü için... (Yarın sabah 10.45’te İhlas Koleji’nin Yenibosna’daki büyük salonunda buluşuyoruz. Bekliyorum. :) İnsanların çoğu sokaklarda serbestçe dolaşır; fakat zihinleri, sanki hücre hapsindedir... Bazılarınınsa kendileri hapistedir; fakat zihinleri pek çok insana yön çizer, yol gösterir... Bilinen işlerin pek çoğu; fiziksel güç ile yapılan çalışmalardır. Bu, kolaydır... Peki, güzel olan nedir?.. İnsanların düşüncesini değiştirmek uğrunda mücadele vermek... * Bir saat önce, binanın önündeydik. Yoldan arabalar geçiyordu. Egzoz kokuları ile boğuluyorduk. Araçlar birbirini sıkıştırıyor, kornalara abanıyorlardı... Birileri diğerlerine bağırıp sövüyordu. Kızgın bir sürücü yayaların üzerine çamur sıçratıyordu. Binalardan hiçbir yer gözükmüyordu. Nefes almak için başımızı kaldırıyor yine de dumanlı havayı, kirli nemi soluyorduk... Sonra, önünde durduğumuz kapının içine girdik. Kimliklerimizle birer güvenlik kartı aldık: Artık kapılar bizim için de açılmaya başladı... Asansörlerden birine bindik ve hooop, son kata geldik... Farkında mısınız; hiçbir yere gitmedik aslında. Aynı yerdeyiz!.. Fakat çamur yok, egzoz dumanları yok, trafik, küfür ve bağırtılar yok... Üstelik rahatız, mutluyuz. Şu yandan bakınca güneşin batışını izleyebiliyoruz, şu yöne geçince yeşillikleri ve Yeşilköy’deki uçakları, daha arkada Marmara Denizini görüyoruz... Ve her yönde ufuklar, bulutlar, kuşlar... Aynı yerde, yani yeryüzünün aynı noktasında olduğumuz halde, ne değişti? “Biz” değiştik... Yüksekliğimiz değişti... Bakış açımız değişti... Şimdi, sizler! Buradan, size gösterilmeye çalışılan uzaklıkları görmeye çalışıyorsunuz, değil mi?.. * Bazı insanlar sokaktadır, fakat düşünceleri kafestedir... Bazı insanların bedenleri hapistir, fakat dışarıdakilere yön verirler... Peki ya biz? Bedenimiz esir olmadığı gibi, düşüncelerimiz de hür, öyle değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT