BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Deniz misâli cömertlik”

“Deniz misâli cömertlik”

Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir, lutfu, ihsânı boldur ve merhameti çoktur. Bunun için her Müslümânın da, cömert ve merhametli olması lâzımdır...



İslâm dîni, baştan başa ahlâk ve fazîlettir. İslâm dîninin, dostlara ve düşmanlara karşı yapılmasını emrettiği iyilik, adâlet, cömertlik, akılları şaşırtacak derecede yüksektir. Ondört asırlık hâdiseler, bunu dosta da, düşmana da, çok iyi göstermektedir. Zaten Peygamber efendimiz; (İyi huyları tamamlamak, iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim.) (Îmânı yüksek olanınız, ahlâkı güzel olanınızdır!) buyurmuşlardır. İslâm dininde îmân bile, ahlâk ile ölçülmektedir! Bunun için her Müslümânın, Resûlullah efendimizin güzel huyları gibi ahlâklanması, hattâ, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanması lâzımdır. Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir, lutfu, ihsânı boldur ve merhameti çoktur. Bunun için her Müslümânın da, cömert ve merhametli olması lâzımdır. Ali bin Muvaffak hazretleri hacca gitmişti. Arafât ovasında hacıların yalvarmalarını, içli iniltilerini duyunca; “Yâ Rabbî! Bu kardeşlerim içinde haccı kabûl olmayan birisi varsa, kendi haccımın sevâbını ona hediye ettim” diye duâ eder. Daha sonra Müzdelifeye gider ve o gece rüyâsında kendisine; “Ey Ali bin Muvaffak! Rabbine karşı cömertlik mi yapıyorsun? Allahü teâlâ, buradakileri, geride bıraktıklarını ve yakınlarının hepsini affetti” buyurulur. Allahü teâlâ her şeyden önce aklı yaratmış ve ona ilim, zekâ, samimiyyet, doğruluk, cömertlik, tevekkül, korku, ümît hasletleri vermiştir. Böyle bir akıl ile şereflenen kimse, cenâb-ı Hakkın varlığını tasdîk ederek, Onun rızâsına kavuşmayı düşünür ve bunun için çalışır. Anadolu’da yetişen evliyâdan Ahmed Mürşidî Efendi, bir talebesinin nasihat istemesi üzerine buyurur ki: “DÜNYANIN ÂDETİ BÖYLEDİR!” “Aslâ dünyâ malına meyletme. Kimseye el açmayacak kadar malın olsun yeter. Dünyâ âhiretin tarlasıdır. Sen bu âleme para ve mal toplamak için gelmedin. İyi ameller yapmak için geldin. Topladığın mal ve mülk senin değil mîrasçılarınındır. Senin rızkın, Allahü teâlâ tarafından sana yemen içmen için verilenden ibârettir. Malım mülküm yok deme. Olmadı diye gam çekme. Bu benim mülkümdür diyenin, bir gün ecel gelir, o mal elinden çıkar, başkasının eline geçer. Dünyânın âdeti böyledir. Verir alır, alır verir. Kapına gelen fakirleri boş çevirme. Bir şeyin varsa, gizleyip yok deme. Verdiğin sadakayla da öğünme. Cömertlik tâcını giymek istiyorsan, Allahü teâlânın aç ve muhtaç kullarını kollamalısın. Allahü teâlânın huzûrunda makbûl olmak istersen, herkes için hayır dile, insanlara şefkatle yaklaş. Yaptığın iyiliği, başa kakıcı olma.” İyilik, cömertlik, insanlara hizmet etmek, Allahü teâlânın çok sevdiği bir ahlâktır. Bu ahlâk, her kula nasip olmaz. Eğer bu ahlâk, bir gayr-i müslimde varsa, onun imâna kavuşma ihtimâli çok yüksektir. Zira Peygamber efendimiz, bu güzel ahlâk sâhibi insanlara, ölümlerine yakın görünüp; (Senin çok iyiliklerin var, ama îmân etmedikçe bunların faydası olmaz. Ben Allahın resûlü Muhammed aleyhisselâmım. Eğer beni tasdik edip, Kelime-i şehâdet getirirsen Cennete gidersin) buyurur. Böyle olanların çoğuna da, îmân nasip olur, Kelime-i şehâdeti getirir, oradakiler de duyar ve ondan sonra îmânlı olarak rûhunu teslim eder. “KİMDE ŞU ÜÇ HASLET VARSA” Muînüddîn-i Çeştî hazretleri buyuruyor ki: “Bir kimsede şu üç haslet bulunursa, o kimse Allahü teâlânın sevgili kuludur. Birincisi; cömertliktir, çünkü cömertlik bir deryâdır. İkincisi, şefkattir. Şefkat, güneş gibi aydınlatıcıdır. Üçüncüsü, tevâzudur. Tevâzu, toprak gibidir ve toprakta gül biter.” Netice olarak, el açıklığı, cömertlik ve ihsân, Allahü teâlâ ve kulları katında büyük bir mertebedir. Dünyâ ve âhirette izzettir, iyiliktir ve sevâptır. Makamla olan ihsân, kimsesiz bir kişiyi, yanına veya emrine veya birisinin yanında bir işe koymakla yapılan ihsândır. Bâyezîd-i Bistâmî hazretlerinin buyurduğu gibi: “Bir kimsenin, Allahü teâlâya olan muhabbetinin, sevgisinin hakîkî olup olmadığının alâmeti; kendisinde deniz misâli cömertlik, güneş misâli şefkat ve toprak misâli tevâzu gibi üç hasletin bulunmasıdır.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT