BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Kiler’i halka arzla geleceğe taşıyoruz"

"Kiler’i halka arzla geleceğe taşıyoruz"

Kiler Holding’in Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Kiler, “Halka arz, şirketin kurumsallaşması ve gelecek nesillere taşınması için çok önemli bir adım” diyor.



> Ofisinde sorularımızı cevaplayan Ümit Kiler, “Gıda alışverişimizi kendi marketimizden yapıyoruz” dedi. (Fotoğraflar: M. Kurtbay Önür) 171 MAĞAZALARI VAR 1982 yılında babalarının emekli ikramiyesiyle Bitlis’te küçük bir bakkal açan Kiler kardeşler, iki yıl sonra İstanbul’a taşınarak işi büyüttüler. Kiler, bugün 5 bölgedeki 171 mağaza ve 5 bine yakın çalışanıyla Türkiye’nin en büyük perakendecilerinden biri. AİLE BAĞLARI GÜÇLÜ Kiler Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Kiler, “Kardeşler olarak birlikte oturuyor, şirketi birlikte yönetiyoruz. Yani o aile kültürünü bozmadık” dedi. Perakende Grubunu yıl bitmeden halka arz etmeyi planladıklarını belirten Kiler, “Buna geleceğimiz için önem veriyoruz” diye konuştu SUNUŞ Hikmet Kiler, 25 yıl Bitlis’te TEKEL Fabrikası’nda çalıştıktan sonra aldığı emeklilik tazminatıyla, küçük bir bakkal dükkânı açarak Kiler Holding’in ilk temellerini atmış oluyor. Yıllarca aynı yerde maaşla çalışıp, oradan aldığınız emeklilik parası ile ticarete atılmak risk elbette. Ticaret demek cesaret demek, iyi bir öngörü ile risk almak demek; ama sonunda bir aile şirketi olarak 28 yılda, o küçük bakkal dükkânını bugün bir holdinge dönüştürmek demek... Kiler Perakende Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Kiler babasının cesaretini övgü ve hayranlıkla aktardı bize. Perakende Grubu halka açılıyor ve en kısa zamanda halka arz planlanıyor. Ümit Kiler ile bu süreci ve öncesini, holding oluşumunu konuştuk. Halka arz sürecine ilk gazetemle şahit olmuştum. Beklenenin çok üstünde olması beni mutlu etmişti. Aynı mutluluğu Kiler Grubu için de diliyorum, diğer tüm halka arzlar da dâhil tabii ki... Çünkü bu işlemlerin artması dünyada hâlâ ekonomik kriz ve etkileri konuşuluyorken, ülkemiz ekonomisi adına sevindirici... Bol kazançlar, mutlu pazarlar... G.K.Z. 40 yaşında bir holding yönetiyor olmak, önemli bir yoldan ve yoğrularak geldiğinizi işaret eder gibi. Bu yolculuk nasıl başladı ve bugüne doğru nasıl bir yol aldı? 1970 yılında Bitlis’te doğdum, 14 yaşıma kadar Bitlis’te kaldım. Ortaokulu bitirdikten sonra ailemle birlikte İstanbul’a geldik. Ailemin tüm ısrarlarına rağmen okumadım, ama ortaokul sona kadar başarılı bir öğrenciydim. Özellikle babam yüksekokul okumamı çok istiyordu ama olmadı. İstanbul’da ağabeylerimle ticaret hayatına atıldık. Yıllar sonra liseyi dışarıdan bitirdim ve şu an üniversite okuyorum. 4 kardeşin 3’üncü erkek çocuğuyum, bir kız kardeşimiz var. Biz üç kardeş birlikle kalıyoruz. Yani o aile kültürünü bozmadık hâlâ birlikte yaşayabiliyoruz. Aile şirketi olarak kurumsallaşmak ve bunu sonraki kuşaklara aktarmak sizce neden zordur? Bu yönde sizin ne gibi çalışmalarınız var? Aile şirketini muhafaza etmek, şirketi yönetmekten çok daha zordur. Bunun için herkesin fedakârlıkta bulunması gerekir. Biz kardeşler arasında ortağız demiyoruz. Bir ortaklık yok, biz aileyiz diyoruz. Birlikte yönetiyoruz. Benim bir büyüğüm olan Vahit Kiler 2002’den beri milletvekilliği yapıyor. Ankara’da yaşıyor ve ticaretle ilgilenmiyor ama biz yine de birlikteyiz. Dolayısıyla kendimizi ortak olarak görmediğimiz için ailenin işleyişini ayrı yönetebiliyoruz. Aile şirketlerinde daha çok ikinci kuşak göreve başlayınca biraz sancılar yaşanıyor. Biz henüz o seviyeye gelmedik. Çünkü daha ikinci kuşak görev alabilecek yaşta değil, ama onun öncesinde biz ikinci kuşağın göreve nereden başlayacaklarının, nasıl adapte olacaklarının altyapısını oluşturuyoruz. Öyle bir sancı yaşamamak için gayret ediyoruz. Aile şirketlerindeki en önemli şey, şirketleri geleceğe taşıyabilecek adımların atılmasıdır. Maalesef birçok aile şirketinde geleceğe taşıyacak adımlar atılmıyor. Bizler aile şirketiyiz ama ailenin fertleri şirket içerisinde görev almıyor. Tamamen profesyonel bir yapı ve kadro var. Dolayısıyla geleceğe taşınması konusunda daha rahat hareket edebiliyoruz ve daha doğru kararlar alabiliyoruz. Halka arza nasıl karar verdiniz? Halka arz süreciniz şu anda ne aşamada? Şu anda bizim işlerimiz kadar üzerinde düşündüğümüz ve konuştuğumuz konu; bundan sonraki nesillere bu şirketin nasıl aktarılacağı... Halka arz da bunlara en önemli gerekçelerden birisidir. Çünkü şirketin şeffaflaşması, kurumsallaşması ve disipline olması açısından halka arz, bize çok ciddi bir altyapı oluşturacak. Bu anlamda halka arza çok önem veriyoruz. AVRUPA’YA GİDİP İNCELEDİK Ticaret hayatınız babanızın emeklilik tazminatıyla başladı? Bugüne kadar nasıl bir yol aldınız? Ticaret yapan bir aileden gelmiyoruz. Benim babam Bitlis’te TEKEL sigara fabrikasından emekli oldu. 1982 yılında aldığı emeklilik tazminatıyla, ticarete atıldı. Orada küçük bir bakkal dükkânıyla işe başladık. Bitlis’te büyümek mümkün değildi. Bu sebeple 1984 yılında İstanbul’a geldik ve 150 metrekarelik bir süpermarket açtık. 1984 ile 1994 yılları arasında irili ufaklı 2-3 marketimiz oldu. Hepsini aynı anda devrettik, Bakırköy’de Kiler markasıyla ilk mağazamızı açtık. O zamana kadarki serüven, perakende sektörü ama daha çok amatörce yapılan, ailenin tüm fertlerinin fiziksel olarak işin içinde olduğu bakkaldan bozma büyük marketler olarak sürdürdük. 1994 yılında perakendecilik kavramının yönünün değiştiğini, profesyonelleşmemiz gerektiğini, bizim bir arada kalarak dördüncü mağazayı açamayacağımızı düşündük. İstanbul’a yabancı işletmeler yeni yeni gelmeye başlamıştı. Biz de dedik ki; bunların yerleri nerede, nasıl büyüyorlar? İngiltere’ye, Fransa’ya gittik. Gözlemledik ve dedik ki; bunlar geldiklerinde perakendeciliği bitirecekler, bizim de onlar gibi olmamız lazım. İşlettiğimiz 3 marketi bıraktık ve Bakırköy’de ilk defa mağaza müdürü, muhasebe, satın alma departmanı olan tam profesyonel bir sistemi olan büyük bir mağaza açtık. Türkiye’de bir ilktir, uluslararası perakendeciler dışında bu şekilde başlayan hiçbir perakendeci yok. 1995’te Avcılar’da açtığımız ikinci mağaza, İstanbul’da en büyükler arasında ilk beş arasına girebilecek bir süpermarketti. TÜRKİYE’NİN 25 ŞEHRİNDEYİZ Bir yıllık tecrübe ile bu büyüklükteki bir mağazayı açmak, sektörü iyi bilen birçok kişi tarafından ‘intihar’ olarak tanımlandı. Orası bizi mutlu etti, utandırmadı. Baktık ki işler iyi gidiyor ve mağaza sayısını İstanbul içerisinde süratle artırmaya başladık. İstanbul’da açılan yaklaşık 40 mağazadan sonra teklifler doğrultusunda, Ankara’da 48 şubesi olan Canerler’in yarısına ortak olduk. Diğer illerde altyapıyı oluşturarak çoğalmaya başladık. Şu anda ise 2010 yılı eylül ayı itibariyle toplamda 25 ilimizde 171 mağazamızla hizmet veriyoruz. Bu hizmeti destekleyen yaklaşık 50 bin metrekare büyüklüğünde lojistik depo alanına sahibiz. Bu lojistik merkezleri 5 ayrı alanda hizmet veriyor. Bunlar; İstanbul, Ankara, Adana, Tokat ve Kayseri bölgelerinde. Özellikle İstanbul’daki lojistik merkezimizin perakende sektöründe neredeyse hiç kimsede olmayan büyüklükte ve kapasitede bir tesisimiz var. Bunun dışında üretim ve entegre tesislerimiz bulunuyor. Tüm taze ürün gruplarını İstanbul’dan yönetiyoruz. Yani burada işliyoruz paketliyoruz ve bütün mağazalara dağıtıyoruz. Yaklaşık 350 araçlık bir lojistik ağımız var. Bu 350’nin içerisine müşteri servisleri de dâhil ve 2010 yılında yaklaşık 15 yeni mağaza açtık. Sizin alışveriş ile aranız nasıl? Ben alışveriş yapmayı severim aslında, yani özellikle çocuklarla alışveriş yapmayı severim, çok fazla fırsatım olmasa da yalnız alışveriş yapmam. Kalabalık alışveriş merkezlerinde kıyafet almayı sevmem çünkü çok fazla zaman harcanıyor. Ama büyük marketlerden alışveriş yapmayı severim. Gıda alışverişimizi her zaman kendi marketimizden yapıyoruz. 47.9 MİLYAR DOLAR DÖNÜYOR Bize Türkiye’deki perakende sektörünü kısaca anlatır mısınız? Türkiye’deki perakende sektörünü 2000 yılı öncesi ve sonrası diye ayırmak çok da yanlış olmayacaktır kanaatindeyim. Bu ayırım, küçük marketlerden, süpermarketlere geçiş gibi ve gıda yoğun marketlerden her türlü ihtiyacın sağlandığı marketlere geçiş olarak da görebiliriz. Türk perakende sektörünün yaklaşık %60’ının geleneksel perakende ve %40’nın ise modern perakende sektörüne ait olduğu tahmin ediliyor. Buna göre, modern perakende sektörünün büyüklüğü yaklaşık olarak 47.9 milyar dolar hesaplanıyor. Genel olarak Türk perakende sektöründe en büyük pay, toplamın yaklaşık %52’sini (72 milyar dolar civarı) oluşturan gıda perakendeciliğine ait. DÜNYANIN GİZLİ KAHRAMANI Peki Kiler, starteji olarak kendini nereye konumlandırıyor? Mağaza ağımızı, hem bulunduğumuz mevcut bölgelerde hem de kısıtlı veya henüz faaliyet göstermediğimiz Ege, Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu gibi bölgelerde genişletmeyi hedefliyoruz. Perakende sektöründeki büyüme potansiyelinden faydalanıp, kâr marjının nispeten daha yüksek olduğu tekstil, beyaz eşya ve ev aksesuarları gibi gıda dışı ürünlerin satışlardaki payını artırmayı düşünüyoruz. Bu amaç doğrultusunda, düşük maliyetli gıda dışı ürünlerin doğrudan satın alınması amacıyla Çin ile tedarik ilişkisi kurduk. Hatta ilk parti malları da getirdik. Yakın zamanda dünyanın en büyük perakende araştırma şirketlerinden biri olan Planet Retail tarafından yapılan araştırmada, “Gizli Kahraman”olarak isimlendirilmenize ne diyeceksiniz? Dünyanın önde gelen araştırma kuruluşlarından biri olan Planet Retail ile Deloitte’in birlikte hazırladığı raporda, en çekici olarak belirlenen 8 gelişen pazar arasında Türkiye de yer aldı. Raporun adı “Gizli Kahramanlar: Çin’in Ötesinde Gelişmekte Olan Perakende Satış Pazarları” idi ve Türkiye, Brezilya, Mısır, Hindistan, Endonezya, Meksika, Rusya ve Vietnam’a yer verilirken bu ülkelerin uluslararası perakende devlerinin radarlarına girdiği vurgulanıyordu. Raporda, bu ülkelerde faaliyetlerini sürdüren belli başlı perakende şirketleri ve stratejileri değerlendirilirken, Türkiye’de Kiler gibi kuruluşların da uluslararası şirketlere karşı başarılı mücadele ettikleri vurgulandı. Bizimle beraber 2 şirketin daha etkin bir rekabet sürdürdüğü ve genel olarak dünyada yatay seyirde görünen perakende sektörünün Türkiye’de hızla büyüdüğü vurgulandı. Tabii bu konudaki rolümüzün, bizden habersiz bağımsız bir şirket tarafından tescil edilmesi bizi çok memnun etti. Arkadaşlar haberi gazetelerde görünce şirkette tarifsiz bir mutluluk yaşandı. ÇİN İLE REKABET ZOR Tabii burada bizim işimiz gerçekten çok zor, yurt içindeki yabancı şirketlerle rekabet ederken bir de Çin gibi bir gerçekle başa çıkmak durumunda kalıyoruz. Mağazalarımızda kendi markalarımızı ve yerel markaları bulundurmak istiyoruz ama bunların hepsi bizim için ciddi maliyet oluşturuyor. Siz çok da büyük bir istihdam oluşturmaktasınız, genel olarak personel yapınızdan bahseder misiniz? 2010 haziran ayı itibari ile Kiler Alışveriş’in çalışan sayısı 4 bin 558’dir. Çalışanların %5’i üniversite mezunudur. Personelin %90’ı mağazalarda ve lojistik merkezlerde, %7’si genel müdürlükte, %3’ü de unlu mamuller biriminde istihdam ediliyor. Genel olarak bir mağaza açarken, en temel dikkat ettiğiniz şey nedir? Şirketin mağazalarındaki ürün portföyü müşterilerden alınan geri bildirim doğrultusunda oluşturuluyor. Alkollü içkiler ve bazı gıda ürünlerinin Kiler Alışveriş bünyesindeki mağazalarda satılmaması, buna örnek olarak verilebilir. Ek olarak, lojistik depolara ulaşan taze gıda ürünlerinin mağazalara 24 saatten kısa sürede sevk edilmesinin de mevcut müşterilerin sadakati ve yeni müşterilerin kazanılması için önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda mağazalarımızı açmaya gayret gösteriyoruz. SEKTÖRÜN TEMSİLCİLERİ Kiler Holding’in kurucusu olan Kiler Ailesi, 1984’te aile bireyleri tarafından açılan bakkal dükkânından beri perakende sektöründe çalışıyor. Kiler Ailesi, şirketi tek bir mağazadan Euromonitor’ın 31 Aralık 2009 verilerine göre Türkiye’nin en büyük ikinci süpermarket işletmecisi konumuna getirmiş. Bu deneyim, büyük ölçekli rakiplerine kıyasla, şirketin müşteri ve tedarikçi tercih ve beklentilerini de içerecek şekilde Türkiye perakende pazarını daha iyi anlamasını sağlamış. Buna ek olarak, şirket üst yönetiminin deneyimi ve ilişkileri, sektör genelinde de kabul görmüş durumda. Örneğin, Genel Müdür Nihat Özdemir, Alışveriş Merkezi ve Perakendeciler Derneği Başkan Yardımcısı ve Gıda Perakendecileri Grubu Başkanı ile Perder’in kurucu üyesi...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT