BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çiçek bahçeleri
doğayı sevdiriyor

Çiçek bahçeleri
doğayı sevdiriyor

Doğa dostu ressam Claude Monet’in, Paris’in bir köyüne kurduğu çiçek bahçeleri her yıl ziyaretine gelen 500 bin kişiye çevre bilinci aşılıyor.



TRENDEN GÖRÜP, YERLEŞTİ Tren seyahati esnasında gördüğü Giverny köyüne yerleşen Monet, burada çevre geliştirme bilincinin ilk örneği olan dünyaca ünlü çiçek bahçelerini kurdu DÜNYANIN TANIDIĞI KÖY 300 kişinin yaşadığı Paris yakınlarındaki köy, ünlü ressamın girişimleriyle bugün yılda yarım milyon insanın ziyaret ettiği kültür ve sanat merkezi oldu BAKSI MÜZESİ ÖRNEĞİ ARTMALI Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın Bayburt’taki köyünde kurduğu “Sanat Merkezi” ziyaretçi akınına uğruyor. Yarınlarda niye bizim de 500 bin kişinin ziyaret ettiği doğa ile iç içe Sanat ve Kültür köylerimiz olmasın... Sevgili okurlar, Bu hafta size aziz dostum Orman Yüksek Mühendisi Sayın İsmail Özkahraman’ın hazırladığı doğa dostu bir büyük ressam “Claude Monet”in hayatından kesitler sunmak istiyorum. BİR KÖY MÜ, YOKSA BİR KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ Mİ? Değerli dostlar, Giverny, Paris’e 75 km uzaklıkta bir köy. Anlatacağım öykü bir köyün gelişiminin nasıl değişebileceğinin öyküsü. Biz de bu konuya ilişkin henüz tek örnek var. O da, ressam Prof. Hüsamettin Koçan tarafından, Bayburt‘a 45 km mesafede, doğduğu Bayraktar köyünde, bu yıl açılan Baksı Müzesi... Bu müzenin geleceği nasıl olacak bilemiyorum. Umarım ayakta kalır ve gelişir. Moralinizi bozmak istemem ama İstanbul’un göbeğinde ressam Ercüment Kalmık‘ın müze evinin kapısına asılı kilidi bizzat gördüm. Yeri ise kültür sanat dostu değerli yazar Doğan Hızlan’ın da oturduğu Taksim-Gümüşsuyu’nda. Gelelim Giverny köyüne. Bir köyün yaşam tarzı, bir sanatçı eliyle değişebilir mi? Evet değişebilir. Kendi hâlinde ve çoğunluğu çiftçi, yaklaşık 300 kişinin yaşadığı bir köyken, birden olmasa da zaman içinde değişti. Birisi gelip köyü bizzat gezerek de keşfetmemiştir üstelik. Ama tren penceresinden bile dikkatli bakan bir sanatçı gözü, bir bakışta keşfetmiştir. O sanatçı, (1840-1926) yılları arasında yaşayan ressam Claude Monet idi. EŞİNİ VEREM YÜZÜNDEN KAYBETTİ Takvimler 1883 yılını gösterdiğinde Monet 43 yaşındaydı ve ömrünün yarısını tamamlamıştı. Kalan ömrünü Giverny köyünde geçirecekti. Trenden gördüğü Giverny’de bir yer kiralayıp yerleşti. 8 çocuğu bulunan Monet’in iki çocuğu ilk eşi olan Camille Doncieux’dendi. Birlikte yaşadığı Alice Hoschede’nin ise iş adamı ilk kocasından olan 6 çocuğu vardı. 1879 yılında eşi Camille’i verem yüzünden kaybeden ve onu ölüm döşeğinde resmeden Monet yoksulluğu yenmek istiyordu. Monet, çocukluğunu geçirdiği liman kenti Le Havre’a yeniden gittiğinde ise yıl 1872 idi. Açık havayı sevmesi belki de hayatının en önemli tablosunu, Le Havre’da 1872 yılında yapmasını sağladı: “İzlenim: Güneşin Doğuşu” (Impression: Sunrise). 1873 yılında arkadaşlarıyla oluşturduğu sanatçı grubunun, 1874’de Paris’te açtıkları sergide, işte bu tablo da sergilendi. Ve kurulan grup, o tarihten başlayarak “İzlenimciler” ya da Fransızca söyleyişiyle “Empresyonistler” olarak anılmaya başladı. Bütün ömrü boyunca, duyularıyla algıladıklarını resme dönüştürerek kendine ve geleneksel anlayışa getirdiği farklı bakışı geliştirmeye çalışmıştır. Ressam Eugene Boudin’in cesaretlendirmesiyle açık havada resimler yapmaya yönelmiştir. Yaptığı tablolarda, doğayı daima gün içinde değişen ışığa göre resme dönüştürmüştür. Monet, Giverny’de kiraladığı yeri, 1890 yılında satın alabildi. Burası aslında bir sebze bahçesi ve bir hektar büyüklüğünde bir üzüm bağıydı. Artık ressamlığının yanı sıra, onun “peyzaj mimarlığı” uygulamalarını da görmeye başladığımız bir yıldır 1890 yılı. Satın aldığı yeri değiştirip dönüştürmeye başlayacaktır. 1893 yılında ikinci arazisini satın alan Monet, orada ise özel önem verdiği nilüfer çiçeklerini de yetiştireceği, Japon bahçesi tarzındaki uygulamaları da başlatacaktır. BÜTÜN PARASINI BAHÇELERE HARCADI Monet’nin Giverny köyündeki bahçeleri, iki bölümde ele alınabilir. Bunların ilki oturduğu evin önündeki çiçek bahçesi; diğeri ise Japon bahçesi gibi tasarlanmış su bahçesi (jardin d’eau) çalışmalarıdır. Bu iki bahçe birbirlerini tamamlar. İşte bu 10 dönümlük alanı Monet perspektif, simetri ve renk kriterleriyle bir bahçeye dönüştürdü. En basit çiçeklerle örneğin papatya ve gelincikleri, en çok araştırılmış varyetelerle karıştırıyordu. Çiçekleri renklerine göre bir araya getirip, serbestçe büyümelerini sağlamak istiyordu. Büyük masraflara girerek çiçek soğanları getirtiyor ve bütün parasının bahçelere gittiğini söylüyor ama bundan sevinç duyduğunu da ekliyordu. Giverny’ye gelişinin 10. yılında yani 1893’de, Monet bu kez de, demiryolunun diğer yanındaki komşu araziyi satın aldı. Bu arazide, yapmaya başladığı işler (gölcük, çeşitli tuhaf bitkiler vb) yöre çiftçilerini endişelendirmişti. Dahası, bu çalışmalar nedeniyle kullandıkları suların zehirleneceğinden korkuyorlardı. Ancak yerel yöneticiler bu konuda Claude Monet’ye hep destek verdiler. Bu yeni arazideki köprü de çok meşhurdur. Salkım söğütler, bambular vb çeşitli bitkiler bulunmakla birlikte, bu bahçe özellikle bütün yaz boyunca çiçeklenen nilüferleriyle tanınıyordu. Bu bahçe, yeni tabloların yapımı için 20 yılı aşkın bir süre ünlü ressama esin kaynağı oldu. Sadece, kayın ağacından yapılan, ahşap köprüyü tam 45 kez resmetti. Köprünün üzerinde ise mor salkımlar dekoratif unsur olarak yetiştirilmişti. Giverny’de Monet’nin adını taşıyan bir vakıf (Foundation Monet) bulunmaktadır. Claude Monet evi ve bahçeleri de, her yıl (1 Nisan-31 Ekim) tarihleri arasında tam 7 ay boyunca açıktır. Düzenleme o kadar detaylıdır ki, hangi bitkilerden hoşlanıyorsanız onların çiçeklenme tarihlerinde ziyaret gerçekleştirilebilir. Keza görülebilecek bitkilerin listesi de mevcuttur. Giverny artık köy olmaktan çıkmış; bir kültür, sanat ve turizm merkezi olmuştur. Nitekim sadece bahçeleri her yıl ortalama 500.000 kişinin ziyaret ettiği belirtilmektedir. RESSAMLAR MÜZESİ Giverny’de görülebilecek ikinci önemli yer, “Musée des Impressionismes” denilen, izlenimcilik ve izlenimci ressamlarla ilgili bir müzedir. Burada yine bir parantez açarak bu müzenin tarihçesine kısaca değinmekte yarar var. Öncelikle bu müzenin de bahçeleri olduğunu söylemeliyim. 1885’den başlayarak, kendiliğinden, çoğunluğu Amerikalı bir grup ressam Giverny’e gelmeye başlamış ve 30 yılda sayıları yaklaşık 100 kişiyi bulan, adeta bir ressam kolonisi oluşmuştur. Gelen ressamların Monet ile çok yakın bağlantıları olmamıştır. Bu kadar Amerikalı ressam olunca, Daniel Terra isimli ABD’li iş adamı tarafından 1992 yılında Giverny’de “Terra Amerikan Sanat Müzesi” açılmıştır. Bu müzenin de gezilecek bahçeleri ve modern yönetim binaları vardır. Müze her yıl ortalama 100.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Giverny örneğinden alınacak çok dersler vardır. Kültür ve sanat, ülkeler arasında iletişim kurmanın en etkili ve önemli araçlarından birisi haline gelmiştir. Çalışmalar ciddiyetle, iyi bir örgütlenme ve modern yönetim anlayışıyla yapılmaktadır. Bu arada, bütün bu çalışmaların yapıldığı yılların, yine 19. yüzyılın ikinci yarısında başlayan endüstri devrimiyle ilişkisi olduğunu söylemeliyim. Çünkü endüstriyel gelişmelerin doğaya verdiği zararlar hemen fark edilmiş ve hem bireysel ve hem de toplumsal tepkiler oluşmuştur. Claude Monet yaptıklarını resim sanatı adına gerçekleştirmiştir ama Giverny’de başlattığı çalışmalar çevre koruma bilincinin gelişmesine, bence ciddi katkı sağlamıştır. Yine zamanlama olarak F. L. Olmsted’in Amerika’da başlattığı “Yeşil Park” hareketiyle aynı zaman diliminde yapılması dikkat çekicidir. Selam, sevgi ve saygılarımla..... İsmail Özkahraman Evet Sevgili okurlar, ülkemizdeki tek örnek, aynı üniversitede birlikte çalıştığım dünya tatlısı sanatçı Hocam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın Bayburt’taki BAKSI Sanat Merkezidir. Değerli sanatçı ve doğasever kardeşlerim, Ülkemizden ve yurt dışından verdiğim bu iki örnek hepimize ilham kaynağı oluşturmalıdır. Güzel yurdumuzun yemyeşil köyleri, güler yüzlü ve cana yakın insanları sizleri bekliyor. Yarınlarda niye bizim de yılda 500.000 kişinin ziyaret ettiği doğa ile iç içe Sanat ve Kültür Köylerimiz olmasın? Hepinize esenlik dolu güzel bir hafta diliyorum. Claude Monet (1840-1926) Claude Monet, Fransız emp-resyonist (izlenimci) ressam. 1840 yılında Paris’te dünyaya geldi. 18 yaşındayken tanıştığı peyzaj ressamı Eugéne Boudin ile birlikte açık havada resim yaptı. Monet özellikle ışığın etkisiyle doğada oluşan farklı renklerden çok etkilendi. Işığın etkilerini yansıtabilmek amacıyla aynı anda birden fazla resim üzerinde çalıştı. Böylece kolay fark edilemeyen küçük atmosfer değişikliklerini yansıtan birbirleriyle bağlantılı resimler dizisi oluşturdu. Sanatçı, 1926 yılında 86 yaşında Giverny’deki evinde akciğer sklerozuna yenik düştü. Monet, resimlerinde fırça darbeleriyle meydana getirdiği değişik renklerde noktalarla istediği izlenimi uyandıracak renk ve ışık etkisini oluşturmayı başarmıştır. YEŞİL HABERLER AB deterjanlarda fosfat ve fosfora yasak getiriyor AB Komisyonu, deterjanlarda su kaynaklarını kirleten fosfatın kullanılmaması ve fosfor içerikli katkı maddelerinin azaltılması için öneri hazırladı. Sanayi ve girişimcilikten sorumlu AB Komisyonu Üyesi Antonio Tajani, deterjanlarda fosfat kullanımının yasaklanmasıyla Avrupa’nın göl, nehir ve sahillerinde su kalitesinin yükseleceğini söyledi. AB Komisyonu, fosfat ve fosfor ihtiva eden katkı maddelerinin nitrat örneğinde olduğu gibi suya karıştığında kırmızı ya da yeşil dalga olarak adlandırılan su yosunlarının hızla büyüyerek diğer su canlıların hayat alanının daralmasına sebep olduğunu bildirdi. SU KAYNAKLARI KİRLENİYOR Sudaki fosfatın kimyasal ve biyolojik işlemlerle temizlenmesinin yüksek teknoloji ile ağır maliyet gerektirmesi ve AB’deki birçok arıtma tesisinin bu altyapıya sahip olmaması sebebiyle fosfat ve fosfor içerikli katkı maddelerinin deterjanlarda kullanımının yasaklanmasını öneren AB Komisyonu, otomatik bulaşık makinelerinde kullanılan fosfatlı tablet deterjanların ekonomik açıdan uygun bir alternatif bulununcaya kadar yasaktan muaf tutulmasını istedi. AB Komisyonu’nun analizlerine göre Avrupa’nın en kirli su kaynaklarından Tuna Nehri’ndeki fosfatın yüzde 16’sı ve Baltık Denizi’ndeki fosfatın yüzde 24’ü deterjandan kaynaklanıyor. Zeytin ye dikili ağacın olsun Ege Orman Vakfı’nın Menderes ilçesindeki zeytinliğinden elde edilen zeytinler, dört yıldır Vakıf ile daha önce de çeşitli ortak sosyal sorumluluk projelerine imza atan ünlü gıda markası tarafından raf ücreti ya da kâr payı alınmaksızın tüketiciye ulaştırılıyor. Zeytin tercihini Vakıf ürünlerinden yana yapan müşteriler, kavanozlarda bulunan küçük etiketlerde belirtilen adreslere elektronik posta göndermeleri, ev ya da iş adreslerini belirtmeleri durumunda, fidanlarının hangi gün, nerede dikileceği konusunda bilgilendirilip, törene davet ediliyor. Ege Orman Vakfı Müdürü Metin Gençol, kampanyanın 4 yılda 330 binden fazla fidanın İzmir ve çevresine dikilmesini sağladığını belirtiyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT