BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sigara ve stres
Tiroidi tetikliyor

Sigara ve stres
Tiroidi tetikliyor

Depresyon, bağışıklık sistemi zayıf kişilerde sıkça görülen Hashimoto tiroiditinin ilk belirtileri arasında. Sigara da rahatsızlığın gelişmesinde etkili oluyor.



İLK BELİRTİ DEPRESYON Bağışıklık sistemi aşırı hassaslaşmış bayanlarda daha çok görülen Hashimoto tiroiditinin ilk belirtileri arasında depresyon yer alıyor İYODU ENGELLİYOR Sigarada fazla miktarda bulunan thiocyanate maddesi iyodun tiroid bezine taşınmasını engelleyerek, hastalığın ilerlemesini sağlıyor HASHIMOTO TİROİDİTİNİN TEDAVİSİ Hashimoto tiroit iltihabını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yolu yoktur. Tedavi sadece guatr veya tiroit bezi yetersizliği varsa onların tedavisi şeklinde olur Sevgili okuyucularımız, önceki hafta tanıtmaya başladığımız Hashimoto trioditinin sigara ve depresyonla bağlantısı ile tedavisi üzerinde duracağız. Vücudumuzdaki diğer organlara kaptanlık yapan tiroit bezi saç telimizden ayak tırnağımıza kadar bütün hücrelerin hangi hızla çalışacaklarını salgıladığı hormon seviyesine göre ayarlamaktadır. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde sıkça görmeye başladığımız Hashimoto tiroiditinin ilk belirtileri arasında depresyon da yer alabilmektedir. Psikiyatri kliniklerine depresyon şikâyetleri ile müracaat eden hastaların yüzde 15’inde sessiz veya aşikâr hipotiroidi tespit edilmiştir. Bu hastalara tiroit hormonu tedavisinin ardından depresyon tedavisi de gerekmektedir. SİGARANIN BU HASTALIKTAKİ ZARARLARI NELERDİR ? Sigara, Hashimoto tiroiditinde hipotiroidi gelişmesinde önemli bir risk faktörüdür. Sigara içen Hashimoto hastalarının yüzde 76.4’ünde hipotiroidi geliştiği görülmüştür. Sigara içenlerde sessiz hipotiroidi, içmeyenlere oranla daha fazladır. Bu hastalarda ayrıca total kolesterol ve zararlı kolesterol LDL de yüksektir. Sigarada fazla miktarda bulunan thiocyanate iyodun tiroit bezine taşınmasını önlemektedir. Sigara içen ve Hashimoto hastalığına yakalananlarda hipotiroidi riski daha fazladır. Hashimoto tiroiditinin tanısında hangi testler kullanılır? Bu hastalıkta antitiroit antikorlarının bir veya ikisinin pozitif (anti Tg-anti TPO) bulunması teşhis için önemlidir. Bu hastalık, hipotiroidinin en sık sebebi olduğundan TSH ve serbest T4 ölçülmesi de gerekir. Hashimoto tiroiditinden şüphelenildiğinde, anti-TPO antikoru, serbest T3, T4 ve TSH hormon tetkiklerine bakılır. Hashimoto tiroiditli hastalıkların yaklaşık yüzde 80’inde teşhis konulduğunda normal T4, T3 ve TSH seviyeleri bulunsa da tiroit bezinde hormon yapımı azalmaya başlamıştır. Anti-TPO antikorları, hastaların yüzde 95’inde ve anti-Tiroglobulin antikorları ise yüzde 60’ında yüksek olarak bulunur. Anti-TPO antikoru yüksek hastaların yüzde 25-50’sinde tiroit bezi yetersizliği başlangıç halindedir, yani TSH hormonu yüksek, fakat T3 ve T4 hormonu normaldir. ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ Ultrasonografi, Hashimoto tiroiditinde çok önemlidir. Birçok organın incelenmesi için çekilen sintigrafide belirlenen heterojen aktivite ve hipoekojen bir dağılım görülür. Bazen nodüllerle birlikte bulunabilir. Tiroit bezinde kitleler görüldüğü takdirde kanser ihtimalini ortadan kaldırmak için ince iğne aspirasyon biopsisi yapılmalıdır. Hastalığın durumuna göre hasta takip edilir veya sessiz hipotiroidi veya aşikâr hiporitoidi durumunda tiroit hormonu (levotiroksin) tedavisi, hastalığın durumuna göre ve ömür boyu uygulanır. Kitle olmadığı takdirde çok büyük guatrlar dışında ameliyata gerek yoktur. Ötiroit (tiroit hormonları normal olanlarda) hastalarda ise levotiroksin tedavisi uygulanmaz, belirli aralıklarla izlenir. Levotiroksin, hipotiroidi olan hastalarda eksik tiroit hormonlarını tamamlar, guatrı olan hastalarda ise tiroidi küçülterek hastayı rahatlatır ve ayrıca kilo vermesine de yardımcı olur. GEBELİKTE DOZ ARTIRILIYOR Hashimoto tipi tiroit iltihabını yok edip hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yolu yoktur. Tedavi sadece guatr veya tiroit bezi yetersizliği varsa onların tedavisi şeklinde olur. Guatrı veya tiroit bezi yetersizliği olan kişilerde tiroit hormon ilaçların dozu serum TSH düzeylerini normale getirecek şekilde ayarlanır. Yaşlı hastalarda veya koroner kalp hastalarında tedaviye çok düşük dozlarda başlayıp haftalık aralıklarla artırılır. Kadınların çoğunda gebelik süresince dozda yüzde 25-50 oranında bir artış gerekir. GUATRLAR İLAÇLA KÜÇÜLTÜLÜR Hipotiroidi olmasa bile guatrı olan Hashimoto hastaları, tiroit ilacı tedavisinden fayda görür ve guatrları küçülür. T4 ve T3 hormonu normal, ancak TSH hormonu yüksek olan hastalarda TSH >4 IU/L ve anti-TPO yüksek ise düşük dozda ilaç verilir. Hipotiroidizm sebebiyle 1 yıldan fazla ilaç kullanan Hashimoto tiroiditli hastaların çok azında hastalık kendiliğinden düzelebilir. Özellikle aşırı iyot kullanımı sonrası hipotiroidi gelişenlerde ve doğumdan sonraki bir yıl içinde hastalığı ortaya çıkanlarda ilaç dozu azaltılarak düzelme olup olmadığı kontrol edilir. Bezi küçülmüş hastalarda hastalığın düzelme ihtimali yoktur. * Bütün okuyucularımızın Kurban Bayramı’nı kutluyor, bu anlamlı günlerin yeni dostluklara vesile olmasını temennisiyle sağlıklı ve mutlu günler diliyorum. HASHİMOTO TİROİDİTİ HASTALARININ DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR Hashimoto tiroiditinin tedavisi sırasında hastalar, bazı ilaçları alırken mutlaka hekime danışmalıdır. İşte dikkat edilmesi gereken hususlar: * İyotlu tuz ve iyotlu öksürük şurubu kullanılmamalı. * Kanda selenyum ölçümü yaptırıp eksiklik varsa günde 100-200 mikrogram selenyum faydalıdır * Tiroit hormon ilaçları mutlaka sabah aç karnına içilmeli. * İlaç her zaman aynı öğünde alınmalı, unutulursa bir sonraki öğünde alınmalı, bir gün önce alma unutulmuşsa ertesi günü sabah ve akşam 2 defa alınmalı. * İlaç alınan öğünde özellikle kalsiyum, demir ve mide ilaçları tiroit ilacının emilimini bozduğundan başka ilaç almamaya çalışılmalı. * Gebe kalmayı düşünen kadınlar gebe kalınca da çocuğun normal gelişimi için tiroit ilaçları alınacağından doz ayarlaması ve tedavi şekli için mutlaka dahiliye uzmanı hekimlerine danışmalıdırlar. Tiroit ilacı alınmazsa düşük riski arttığı gibi çocuğun geri zekalı olma riski vardır. Doğum sonrası da kontroller mutlaka yaptırılmalı. OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR Stresten uzaklaşıp aldığınız gıdalara çok dikkat edin > Havva Yavaş 26 yaşındayım, uzun yıllardır sürekli cıvık dışkılama, ishal, yellenme şeklinde devam eden bir rahatsızlığım vardı. Midemde gast-rit, karaciğerde kitle ve laktoz problemim çıktı. Ne yiyip-içeceğimi bilemez oldum. Ne tavsiye edersiniz? CEVAP: Şikayetlerinizden ve yapılan tetkiklerin neticelerinden anlaşılabildiği kadarıyla sizde çok büyük ihtimalle geçen yıl detayları ile anlatmaya çalıştığım irritabl barsak sendromu mevcut. Bu şikayetler tablosunun ana ve temel sebebi uzun süre devam eden stres, gerilim, üzüntü, tasa, kaygı gibi ruhi sıkıntıları çok kurarak ve tutarak bünyede hormonal değişikliklerin oluşması ile mide-barsak sistemine ait midede ağrı, yanma, ağza ekşi su gelmesi, yemeklerden sonra şişkinlik, hazımsızlık, geğirme, yellenme, zaman zaman ishal, zaman zaman da kabızlık dönemleri ile kendini gösteren şikayetlere yol açar. Burada öncelikle yapılması gereken, stresten uzak bir hayat ile tüm hormonal dengeniz yerine oturacak, belki de şikâyetlerin tamamına yakını ilaç kullanmadan geçecek ve rahatlayacaksınız. Şikayetlerinizin yoğun olduğu dönemlerde acılı, baharatlı ve kızartma gıdalar ile asitli, kolalı içecekler, bulgur pilavından kaçınmakta fayda vardır. Ayrıca sık sık yeşili bol alanlar ile deniz ve ırmak kenarlarında ozonu bol ortamlarda yürüyüşler de oldukça yararlıdır. Kötü kolesterol ileride damar sertliğine yol açar > G.E.-İstanbul 46 yaşındayım, kolesterolüm sürekli 220 civarında LDL 140, HDL 50 civarında trigliserid 158, herhangi bir ilaç kullanmıyorum. Baş ve ayak ağrılarım oluyor, bilinen başka bir şikayetim de yok. Şikâyetlerimin sebebi kolesterol olabilir mi? CEVAP: Merhaba, boy ve kilonuzu, kan şekeri ve tansiyonunuzu belirtmemişsiniz. Zararlı kolesterol olan LDL-Kolesterol’ünüz 100’ün üzerinde olması sebebiyle diyet ve egzersizle tedbir almazsanız uzun vadede damar sertliği oluşturarak kalp-damar hastalığı gelişmesi sonucu kalp krizi ve felce zemin hazırlanır. Ayrıca depo yağı yansıtan trigliserit seviyeniz de 150’nin üzerinde. Tüm bu değerler, kan yağları açısından risk altında olduğunuzu, mutlak surette perhiz ve düzenli hareketler yaparak bu metabolik dengesizliği düzeltmeniz gerekliliğini göstermektedir. Ayrıca her akşam tok karnına 100 mg aspirin 1 tane almalısınız. Çayınıza da şeker katmayıp, hamur işi ve tatlılardan sadece tadımlık almalısınız. Tereyağ, çikolata, kola, şarküteri ürünleri ile sakatattan uzak durun.. Kızınızın rahatsızlığı yoksa kilosunu dert etmeyin > S.T.-İstanbul Kızım 18 yaşında, boyu 1.60 kilosu 43, bütün tetkikleri yaptırmama rağmen hiçbir şey çıkmadı, her şeyi normal fakat kilo alamıyor. İştahı yok, protein takviyesine rağmen kilo alamıyor. Ne yapabilirim? CEVAP: Kızınızın muayene ve tüm tetkikleri normalse en azından bedeni olarak herhangi bir olumsuz durumun olmadığını söyleyebiliriz. Eğer öğün arasında abur cubur, çikolata ve şekerleme tarzı atıştırma alışkanlığı varsa, kan şekeri seviyelerinin ani yükselmesi sonucu beyinde hipotalamus bölgesindeki tokluk merkezi sık sık uyarıldığı için yeterince iştahı olmayacaktır. Bu tarz olumsuz ve sağlıksız alışkanlıkları yoksa; bütün bu tablonun vücudun metabolik işleyişine ve bünyenin genel yapısına bağlayıp fazla da üzerinde durmamak lazım. İştah azlığı çoğu kişide psikolojik sıkıntı ve gerilimler sonucu olduğundan, böyle bir durum uygun tarzda gerek ikna ve eğitim, gerekse de icap ederse ilaçla düzeltildiğinde her şeyin yoluna girdiği görülecektir. Normal sebze ve meyvesini yiyen, haftada 1-2 gün et, tavuk, balık, kuru bakliyat, her öğünde yeşillik ve salatasını tüketen bir insanın ilave vitamin ve protein desteği almasına ihtiyaç yoktur. HER DERDİNİZİ BANA YAZIN E-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Caddesi No: 23 34197 Yenibosna İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT