BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Beni niçin övüyorsun?”

“Beni niçin övüyorsun?”

Bir insan için ölüm ânı yani son nefeste îmânla gitmesi çok mühimdir. Ölürken îmânla gitmeyen kimseyi, hayatında övmek neye yarar?



Allahü teâlânın verdiği nimetler sebebi ile başkalarına karşı üstünlük taslamak ve övünmek, harâmdır, günahtır. Ama bu nimetler bende emânettir, bunların esas sahibi Rabbimdir diye düşünülür ve anlatılırsa, o zaman bu hâl, şükürdür ve kıymetli olur. Çünkü Peygamber efendimiz; (Allahü teâlânın verdiği nimetleri bildirmek, bunlara şükretmek olur) buyurmuştur. İNSANIN KENDİNİ ÖVMESİ Bir damla sudan yaratılıp sonra toprağa girecek ve orada böceklere yem olacak bir kimsenin kendini övmesi, insanlara üstünlük taslaması çok çirkindir. Bu hâl, bir hastalıktır. Dinimiz bunun için övünmeyi yasak etmiştir. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlâtlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı) buyurmuştur. İnsanın kendini övmesi, başkalarını hakir, aşağı gördüğü içindir. Halbuki hadis-i şerifte; (Din kardeşini hakir görmek, kötülük olarak yeter) buyurulmaktadır. Övünme hastalığı, insanın kendini başkalarından üstün görmesinden kaynaklandığı için, konuşmalarında, başkalarını hep aşağılayıcı ifâdeler kullanır. Bu insanlar adam olmaz, bunlar iflâh olmaz, bunlarda hayır yoktur diyerek, kendi üstünlüğünü açığa çıkarmak ister. Bu hâl ise, kibirdir ve insanı felâkete götürür. Zira hadis-i şerifte; (İnsanlar helâk oldu diyenin kendisi helâk olmuştur) buyurulmuştur. Bir kimse kendini övmeye başlarsa, değeri düşer. Zira Peygamber efendimiz; (Medh olunmayı, övülmeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kabâhatlerini, kusûrlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasîhatleri işitmez olur) buyurmuştur. Bir gün Zünnûn-i Mısrî hazretlerine; -İnsan, Allahü teâlânın sâlih kullarından olduğunu, ne zaman ve nasıl anlar? diye sordukları zaman; -İnsan bu durumu şu dört şeyle bilir. Rahatı terk ederse, az olsa bile olandan verirse, fakirleşmesi kendisine sevimli gelirse, övülmek ve kötülenmek kendisine aynı gelirse, cevâbını vermişlerdir. Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî hazretleri anlatır: “Bir gece rüyâmda Hazret-i Ömer’i gördüm. Kendisine; -Ey müminlerin emîri! Dünyâ sevgisinin alâmeti nedir? diye sordum. Şöyle cevap verdi: -Kötülenme korkusu ve övülmeyi sevmektir. Dünyâyı sevmenin alâmeti bunlar olunca, dünyâyı terk etmenin alâmeti, doğru yolda bulunmakta kötülenmekten korkmamak ve övülmeyi sevmemektir.” İslâm âlimleri, övülmeyi sevmenin, kalb, gönül hastalığı olduğunu bildirmişler ve tedâvi yollarını da göstermişlerdir. Övülmeyi sevmenin sebebi, insanın kendini beğenmesi, yüksek, iyi sanmasıdır. Övülmek, böyle kimselere tatlı gelir. SOYU İLE ÖVÜNMEK!.. Bir kimsenin, soyu ile, babaları, dedeleri ile övünmesi ve başkalarına karşı bunlarla üstünlük taslaması, tekebbür etmesi, cahillik ve ahmaklık olur. Zira Kabil, Âdem aleyhisselamın, Yam da, Nuh aleyhisselamın oğlu idi. Babalarının Peygamber olması, bunları küfürden kurtarmadı. İnsanın, babalarının, dedelerinin sâlih olmaları ile övünmesi de yersizdir, akıllı bir hareket değildir. Önemli olan, onlar gibi sâlih olmaya ve onların yolunda bulunmaya çalışmaktır. Zira hadis-i şerifte; (Bir kimsenin kendisi kötü ise, âhirette nesebinin üstünlüğü ona fayda vermez) buyurulmuştur. Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde de; (Ecdadı ile övünen kötü kimse, rahmet-i ilâhiden uzak, Cehennem odunudur) buyurmuşlardır. Din büyüklerinden bir zât, kendisini yüzüne karşı öven bir kimseye; “Beni niçin övüyorsun? Öfkeli iken tecrübe ettin de beni halim selim mi buldun? Benimle yolculuk ettin de iyi biri olarak mı gördün? Bana bir emânet verdin de buna riâyet mi ettim? Bilmediğin kimseyi nasıl översin?” buyurmuştur. Netice olarak, bir insan için ölüm ânı yani son nefeste îmânla gitmesi çok mühimdir. Ölürken îmânla gitmeyen kimseyi, hayatında övmek neye yarar? Bunun için kendimizi övmek, bizi övenlere ses çıkarmamak, bilmediğimiz insanları övmek uygun değildir. Vehb bin Münebbih hazretlerinin buyurduğu gibi: “Münâfığın özelliklerinden ikisi, övülmeyi sevmek, kötülenmekten hoşlanmamaktır.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT