BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çölden üretilen
enerji: DESERTEC

Çölden üretilen
enerji: DESERTEC

Çöllerden 6 saatte elde edilecek güneş enerjisinin, insanlığın 1 yıl içinde tükettiği enerjiden fazla olduğu ortaya çıktı.



> Çöllere kurulacak binlerce güneş paneli gelecekte dünyanın enerjiihtiyacını karşılayacak TÜRKİYE DE PASTADAN PAYINI ALACAK Bu projeden ülkemizin de yararlanabilmesi planlanıyor. Türkiyemizin en fazla güneş enerjisi sağlanabilecek bölgelerinin başında G.Doğu Anadolu ile Akdeniz Bölgesi geliyor. Sevgili okurlar, özellikle kalkınmakta olan ülkelerdeki hızlı nüfus artışı, enerji gereksiniminde yeni arayışları beraberinde getiriyor. Çöllerde kurulacak GÜNEŞ PANELLERİ geleceğin Yenilenebilir Doğal Enerji Kaynağı olarak dikkatleri üzerinde topluyor. GÜNEŞ, yaşam için vazgeçilemeyecek en büyük ve en verimli enerji kaynağıdır. 150 milyon kilometre uzaklıktan gönderdiği ısının miktarı, insanoğlunun kullandığı enerjinin onbinlerce katına ulaşıyor. Güneş Enerjisinin daha en az 4.5 milyar yıl varlığını koruyacağı hesaplanıyor. 2050 yılına gelindiğinde, günümüzde 7.1 milyar olan dünya nüfusu 10 milyarı aşmış olacak. Bugün kullandığımız enerjinin büyük bölümünü sağlayan Doğalgaz, Petrol ve Kömür gibi yenilenemeyen kaynaklar daha da azalacağından, insanoğlu yeni kaynaklara yönelmek zorunda. İşte bunlardan en ilgi çekici olanlardan biri DESERTEC Projesi. Dünyanın en çok güneş alan kurak ÇÖL bölgeleri olarak şunlar göze çarpıyor: * K.Amerika’da: CHİOAHUAN (Meksika), SONORA, MOJAWE ve GREAT BASIN (ABD) * Güney Amerika’da: ATACAMA (Şili), NAZCA (Peru) * Afrika’da: SAHRA (Kuzey Afrika’nın ortasında), KALAHARİ (Botswana), NAMİB (Namibia) * Asya’da: GOBİ (Moğolistan ve Çin arasında), KARAKUM (Türkmenistan’da) * Avustralya’da: BÜYÜK VİKTORYA (Güney Avustralya) Görüldüğü gibi bu uçsuz bucaksız çöller, dünyamızın azımsanamayacak büyük bir bölümünü kapsamaktalar. 400 MİLYAR EUROLUK DEV PROJE DESERTEC Projesi; Almanya, İtalya ve İspanya’nın başını çektiği AB ülkeleri tarafından desteklenen 400 milyar euroluk bütçesiyle yüzyılın yarısına gelindiğinde Avrupa kıtasının elektrik ihtiyacının yüzde 20’sini güneydeki Sahra Çölü güneşinden elde edecek. Bu yüzyılın sonlarında ise, dünyanın birçok çölünde SOLAR Santrallerin kurulması planlanıyor. Sahra Çölüne yerleştirilecek yansıtıcıların projelendirme safhasının tamamlandığı, öncelikle denemelere başlanacağı ve tam kapasiteye 2040’lı yıllarda ulaşılacağı belirtiliyor. Bölgeye yerleştirilecek binlerce AYNA kuvvetli çöl güneşi etkisiyle suyun ısıtılmasını sağlayacak. Aşırı ısınan su, Buhar Türbinlerini çalıştırarak elektrik enerjisi üretimi gerçekleştirilecek. Bu konuda çalışan bilim adamları, bu projeyi dünyanın en önemli Güneş Enerji projesi olarak tanımlıyor. Güneş Panelleri bu plan dahilinde Sahra Çölünün dışında Arap Yarımadasına da yerleştirilecek. DAHA TEMİZ VE EKONOMİK ENERJİ Bu proje aynı zamanda iklim değişikliğine sebep olan Karbondioksit, Metan gibi gazların atmosferde artmasına mani olarak, fosil yakıtlara olan bağımlılığı da azaltarak, enerji üretiminde yeni bir sayfa açacak. Solar Enerji, üzerinde çalışmaların halen sürdüğü FOTO VOLTAİK Güneş Pillerine nazaran daha ekonomik ve ucuz enerji sağlayabiliyor. Projenin bazı düşündürücü tarafları da yok değil. Çöllerdeki şiddetli rüzgâr ve kum fırtınaları, bu bölgelerin bulunduğu ülkelerde oluşabilecek politik sorunlar, zihinlerde bazı soru işaretleri oluşturuyor. Projenin fikir babası bilim adamı Dr. Gerhard KNİES; “Dünyadaki bütün çöllerden 6 saatte elde edilebilecek Güneş Enerjisinin insanlığın bir yıl içinde tükettiği enerjiden fazla olduğunu” ifade ediyor. Güneş Isı Santralleri, son senelerde özellikle İspanya’da “ANDASOL 1 ve 2”, ABD’de “NEVADA SOLAR 1” ve Kaliforniya’da şu anda temeli atılan dünyanın en güçlü Solar Enerji Santralleriyle gündeme oturdu. Kuzey Afrika’da ilk etapta KUREİMAT (Mısır), HASSİ R’MEL (Cezayir) ve AİN-BEN-MATHAR (Fas)’ta kurulacak. Bugün 1000 megawatt (MW) güç sınırına ulaşmış bulunan Güneş Isı Santrallerinin, önümüzdeki 5 yıl içinde kurulu kapasite olarak 7000 MW düzeyine çıkması bekleniyor. DENİZ SUYU İÇİLEBİLECEK! DESERTEC, Desert (çöl) ve Technology (Teknoloji) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir isimdir. Projenin çok ehemmiyet arz eden bir başka özelliği de, bu teknolojinin kullanımıyla gerçekleştirilen DESALİNİZASYON (deniz suyunun tuzdan arındırılması) sonucu içme suyu elde edilebiliyor olmasıdır. Bu yöntemle sağlanacak tatlı su, hiç şüphe yok ki, birçok ülke arasında çıkabilecek olumsuz hadiseleri de önleyecek ve geniş ekin alanlarının su ihtiyacını karşılayarak, besin üretimine olumlu katkıda bulunacak. Bu projeden ülkemizin de yararlanabilmesi planlanıyor. Türkiyemizin en fazla güneş enerjisi sağlanabilecek bölgelerinin başında Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz Bölgesi geliyor. Yakın gelecekte, geliştirilecek sistemlerle bu bölgelere Solar Termal Santraller kurulabilir. Hepinize güzel ve sağlıklı yeni bir hafta diliyorum. Esen Kalın. Bafa’da KUŞ ve BALIK sevinci Geçmişte kirlilik, kuraklık ve balık ölümleriyle gündeme gelen Bafa Gölü, kurtarıldıktan sonra yeniden hayata döndü. Göldeki balık ve kuş çeşitliliğinin artış gösterdiğini belirten Milas Kaymakamı Bahattin Atcı, “Turizm potansiyeli olan bölgemizde bize ulaşan her kirlilik ihbarını süratle değerlendiriyor ve çevre timleri gönderiyoruz” dedi. Bafa Belediye Başkanı Zühra Dönmez ise, “Bafa’daki fabrikaların tamamı atıklarını yaptırdıkları havuzlarda topluyorlar” şeklinde konuştu. Ege’nin en büyük gölü olan Bafa’nın çevresinde, dünyada nesli tükenme tehlikesi altında olan Yırtıcı Akkuyruklu Kartal ve Küçük Kerkenez kuşları yaşıyor. İlköğretim müfredatına çevre dersi konulmalı * Taşınabilir Pil İthalatçıları ve Üreticileri Derneği (TAP), Milli Eğitim Bakanlığı’na, hedef kitle seçtikleri 6-12 yaş grubunu daha iyi eğitebilmek için ilköğretim okullarında müfredata ‘Çevre Dersi’ konulması çağrısında bulundu. Konula ilgili bilgi veren TAP Genel Sekreteri İnci Kavuştu, “TAP’ın ana hedefi atık pilleri toplamak. Ancak insanlarımıza bütün çöplerin ayrı toplaması gerektiğini öğretmeliyiz” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı’na ortak çalışma çağrısında bulunan İnci Kavuştu, şunları dile getirdi: “Bu iş kesinlikle bir seferberlik işi. Önerimiz sadece atık pillerle ilgili değil, tüm atıkları kapsıyor. Çevre kirliliği nedir, çevre nasıl korunur, atıkların kaynağında ayrı toplanmasının önemi gibi konulardaki eğitimleri, ilköğretim okullarında, birinci sınıftan başlayarak yaşın dozuna göre vererek sürdürelim istiyoruz. Çünkü çocukların, evinde ufak bir çöp kovasına attığı çöpün nasıl dağlar haline geldiğini görmesi gerekiyor. Çevre konusundaki bu ders müfredatının bir an önce oluşturulması lazım.” YEŞİL PLATFORM Genç biyologlar çok rahatsız!!! > Atila Bozdoğan * Merhaba Ediz Bey, öncelikle gazetedeki bölümünüzü sürekli takip ediyorum fakat buruk bir heyecanla... Ben ve benim gibi çevre sevgisiyle bilincinin eğitimini gönüllü alan eskinin Çevre Sağlığı Teknisyeni şimdinin ise Çevre Koruma Yüksek Okulu mezunu yüzlerce işsiz gençten biriyim. Sağlık bakanlığı Çevre Sağlığı Teknisyenliği bölümünü kapatmış, ne oldu yani Türkiye’de çevre sorunlarımı çözüldü, her şey bitti mi? Bu nasıl iştir ne Çevre ve Orman Bakanlığı ne de Sağlık Bakanlığı bize sahip çıkmıyor! > Mehmet Ongan (Süleyman Demirel Üniversitesi Biyoloji ve Çevre Kulübü Başkanı) * Türkiye’de biyologlar hak ettikleri değeri görmüyor. Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz Ulusal Biyoloji Günü’nde geniş bir katılımla bu konuyu gündeme getirmek istiyoruz. Bütün Türkiye’deki biyologlar birleşirsek, böyle bir iş için sanırım sesimizi duyurabiliriz. 17-18 Aralık 2010 tarihinde düzenleyeceğimiz 6. Ulusal Biyoloji Günü için herkesten destek olmanızı bekliyoruz. CEVAP: Sayın Bozdoğan ve Ongan, mesajlarınıza teşekkür ederim. Biyologların ülkemizdeki durumu ile ilgili haksızlıkları birçok kez etraflıca okurlarımıza aktardık. Aralıkta gerçekleştireceğiniz etkinliği gönülden destekliyorum. Sitemlerinizde çok haklısınız. Dilerim her şey yoluna girer. Başarılar diler, sevgi ve selamlarımı sunarım. Koçak Vadisi balta girmemiş orman gibi... > EKODOSD / KUŞADASI * Aydın bölgesinde Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’ndan sonra zengin biyolojikçeşitlilik barındıran doğa alanlarından olan Koçak Vadisi’ni keşfe ne dersiniz. Biz gittik gördük, hayran kaldık. Eşsiz bitki örtüsüne sahip vadide, sonbaharın keyfini yaşarken bir yandan kestane toplayacak, diğer yandan vahşi tabiata tanık olacaksınız. Vadiye Koçak Çayı da ayrı bir güzellik katıyor. Yüzlerce yıllık çınarların altında bugüne kadar kimlerin dinlendiğini düşünürken, civardaki köylerde yaşayan insanların sıcak kanlılığına tanık olacaksınız. Ah bir de çöpleri vadiye saçmasalar!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT