BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Süren ve sonrası!.

Süren ve sonrası!.

Faruk Süren’in “aday olmama” kararı, “zamanı gelmiş doğru bir karardır!” Temenni edelim ki, “bu kararından vazgeçmesin!” Galatasaray’da “taze kan ve bayrak değişimi” zamanının geldiği, “camiayı derleyip toparlayacak yeni bir yönetime ihtiyaç olduğu” açıktır!



Faruk Süren’in “aday olmama” kararı, “zamanı gelmiş doğru bir karardır!” Temenni edelim ki, “bu kararından vazgeçmesin!” Galatasaray’da “taze kan ve bayrak değişimi” zamanının geldiği, “camiayı derleyip toparlayacak yeni bir yönetime ihtiyaç olduğu” açıktır! Süren “bütün yanlışlarına rağmen”, Galatasaray’da “önemli iki işi başarmış bir başkan” olarak Galatasaray tarihine geçecektir! Birincisi; “Bir futbol takımının çıtayı yükselterek, artık tamamen Avrupa Kupaları’ndaki başarılara dönük olarak yapılanması” ve bu yapılanmada çok önemli bir husus olan “istikrar ve güven” çizgisinin yakalanması ! İkincisi de; “Türkiye’de kulüplerin de artık Avrupa’daki benzerleri gibi” müesseseleşme yolunda “çağdaş” bir yeniden yapılanma gereğini camiaya “kabul ettirmesi!” Faruk Süren öncesi de “Galatasaray yönetimlerinden” şöyle sözler duyardık: “Artık Türkiye’de alınan şampiyonluklar ve kupalar ara hedef olmalıdır. Asıl hedef Avrupa Kupaları’dır!” Ne var ki, “çıtayı bu hedefe doğru yükselten” hiç bir yönetim, Süren döneminin son iki yılında yakalanan “başarı çizgisine yaklaşamamıştır!” Elbette, “Süren’i bu noktaya getiren olguların başında” da Terim seçimi ve Terim’le öğrencilerinin 4 yıllık bir sürede yakaladıkları “Avrupa standartlarındaki futbol istikrarı” gelmektedir! Süren ve yönetiminin “kulübün yeniden yapılanması” konusunda koydukları “hedef de doğru idi” ama, bu hedefe gidilen yolda “büyük yanlışlar, büyük hatalar yapıldı.” Bu hata ve yanlışlar yüzünden “Galatasaray’ın onlarca milyon doları” boşa harcanmış, “doğru hedefe giden yolda” engeller ortaya çıkmış, camiada yönetime güven sarsılmış, “hayâller peşinde koşulurken” Galatasaraylılar’dan “gerçekler saklanmıştır.!” Hiçbir “ilke ve kayda bağı olmadan” ve “yüksek faizlerle” hatta “Off shore bankalar bile devreye sokularak girilen borç batağı”, sonunda kulübün “çok değerli olan büyük bir hissesinin” hem de “blok halinde”, ne olduğu hâl⠓netlik kazanmamış” bir “şirkete devri” olayı, Süren ve arkadaşlarının “camianın güveni” ile yollarına devam etmelerinin önüne bir “Himalaya Dağı gibi dikilivermiştir!” Eğer Süren, “Stad projeleri konusunda camiasına daima ve daima doğruları söylese idi”, Galatasaray tarihinin “unutulmaz başkanları” arasına kolayca girer ve hatta “Florya Tesisleri’ne heykeli bile dikilirdi!” Ama “O”, kapalı kapılar ardında kalmayı, topluma, camiaya ve medyaya “gerçekleri söylememeyi” tercih etti ve “bu yüzden bu günlere geldi!” “Gerçekleri evet sadece gerçekleri” öğrenmek isteyen “bizler gibi” gazetecileri ve de “Galatasaray camiası içinde aynı yönde hareket edip, tavır koyanları” çok hatalı bir şekilde “düşman olarak gördü” ve sırtını döndü! “Gerçekleri öğrenmek isteyenleri” ve “doğru bildiklerini söyleyenleri” kendisinden yana olanların “imzalarıyla” Disiplin Kurulu’na göndermeyi ve “ceza verdirmeyi” tercih etti! Aslında, “teşekkür etmesi gerekiyordu!” Zira, “Böyle hareket edenlerin” tek hedefi vardı: “Galatasaray’ın hakkının, hukukunun, geleceğinin erozyona uğramaması, işin aceleye, kazaya ve emrivakiye gelmemesi!” “Herşeyin ama harşeyin demokratik bir ortam içinde, özgürce tartışılması, kararların şeffaf bir ortamda alınması”; Galatasaray’a, yarınlarında “zarar verebilecek” bir hatanın, yanlışın yapılmaması! Nitekim, “AIG’ye hisse satışı olayında başlanılan nokta ile son gelinen nokta arasındaki büyük fark” işte “bu mücadeleyi verenlerin” başarısıdır ama, “maalesef” başkan Faruk Süren ve arkadaşları, “bunu sağlayanlara teşekkür edeceklerine”, küçük düşürücü, hatta hakaret edici sözlerle hücum etmeye devam etmektedirler! Kimse “Galatasaray’ın şirketleşmesine karşı değil!” “Karşı olunan”, Süren’in “empoze etmeye çalıştığı şekiledir!” Ama o, “itiraz edenleri” sanki “şirketleşmeye karşılarmış” gibi göstermeye gayret etmektedir; Ne kadar büyük bir hata! İşte “bu yanlışlar yüzünden” Süren, “bugün aday olmama gerçeği ile” karşı karşıya gelmiştir! Hatta, gençlerin, okulluların Süren’e “Aday olma, seni ibra edelim. Aday olursan ibra etmeyiz” şeklinde haber gönderdikleri ve Süren’in “aday olmama kararında” bu haberin etkili olduğu da, “Galatasaray camiasının bugünlerinde” konuşulan ve tartışılan bir başka iddiadır! Temenni ederdik ki, Süren “Esasta haklı iken, şekilde ve ûsulde bunca hatayı ardarda yapmasın” ve “projelerini tamamlayacağı bir süreyi daha Galatasaray’ın başında geçirsin!.” Ama, “etrafındaki bazı kişiler” ve Süren’in “bizzat kendi yönetim uslûbu” buna imkan vermedi ve “işte gidiyor!” Galatasaray yönetimine talip olanlar içinde “Süren’in devamı gibi olacak olan” Mehmet Cansun’un “hiç şansı olmadığına” inanıyorum! Özhan Canaydın “Galatasaray’ın yeni başkanı” gibi görünüyor! Alp Yalman mı? Bu “büyük” Galatasaraylı, üst üste “kaç seçim kaybetti?” Galatasaray’da, siyasette ve federasyonda? Şimdi ne yapar onu bilemem! Gördüğüm, “parlayan yıldızın” Canaydın olduğudur; “Tabii bugün için!...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT