BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kırkpınar’ı UNESCO’ya kabul ettirdik ya kendimize?

Kırkpınar’ı UNESCO’ya kabul ettirdik ya kendimize?

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce, gelecek yıl 650. düzenlenecek Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmesi yönünde yapılan başvurusu kabul edildi.



Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce, gelecek yıl 650. düzenlenecek Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmesi yönünde yapılan başvurusu kabul edildi. Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Mahmut Evkuran, Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin, ritüelleri, festival süresince belli kurallara uygun olarak yürütülen müsabaka ve etkinlikleriyle, pehlivan, ağa, cazgır gibi kimlik unsurlarıyla, kullanılan kültürel objelerle önemli bir kültür mirası olduğunu açıklamış. Bakanlığı bu çalışması sebebiyle tebrik ediyoruz. Ancak Kırkpınar’ın akıllara durgunluk verecek güzellikler taşıyan peşrev ve diğer motiflerinden bahsedilmemiş. 5 Temmuz 2009’da Kırkpınar’a Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün gelişine çok sevinmiş ve ‘hoş geldin’ yerine şu satırları yazmıştık: “Sayın Cumhurbaşkanım; Kırkpınar, günümüz insanlığının hasret olduğu öyle evrensel değerler taşıyor ki Kırkpınar’a sahip çıkabilmek Edirne Belediyesi’ni çok aşıyor. Kırkpınar, yalnız Edirne’nin, hatta yalnız Türkiye’nin değil bütün insanlığındır. Onda, güçlüyken zulmetmemeyi, sahip olunan güç, mal, mevki gibi nimetlere nasıl şükrederim endişesiyle buğday başağı gibi boyun bükmeyi öğreten nice güzellikler vardır. Peşrevdeki, rakibinin topuğuna elleyerek alnına götürmenin, ‘Ben ustalıkta senin ayağının tozu olamam’, elini toprağa sürüp başına değdirmenin, ‘Ey pehlivan, gücünle mağrur olma, topraktan geldin, toprağa döneceksin. Hesap var; güçlüyken adil ol. Galibiyette mağlubiyetin güzelliğini tat’ demek olduğunu, rakibin sırtını sıvazlayarak helalleştiklerini, ‘hayda!’ diyerek rakibini güreşe teşvik ettiklerini anlatabilsek, Batılıların hayretten dudakları uçuklar. Kırkpınar, dünyada 650 yıldır devam eden tek organizasyondur! Kırkpınar, bütün bu değerleri, güreşlerin yapıldığı Sarayiçi’yle ve Selimiye’siyle, dünyanın ilk akıl hastanesiyle, nice medeniyetlerin izlerini taşıyan Edirne’siyle bir bütün olarak alınmayı, devlet politikasıyla değerlendirilmeyi bekliyor. Bunun için zat-ı âlinize veya TBMM’ye bağlı bir heyet kurulmalı, Kırkpınar’ı, Edirne’yi bir bütün olarak değerlendirmeli, önce maddi-manevi güzelliklerin tespiti yapılmalı, sonra neler yapılacağına karar verilip, harekete geçilmeli. Gül yüzlü Cumhurbaşkanım, Kırkpınar’dan kırk damla gözyaşının hüzün değil sevinç gözyaşı olmasını istiyoruz, Kırkpınar’ın dünyada yerini almasını istiyoruz.” Buradan sözümüz Kırkpınar’ın UNESCO listesine girmesi için gayret gösteren Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Mahmut Evkuran’adır. Kırkpınar’ın 650. yılında Kırkpınar’ı maddi-manevi değerleriyle yaşatacak EV KURMAK fırsatı elinize geçmiştir. Ama ilk önce “Kırkpınar’ın niçinini, Kırkpınar’ı neyi temsil eder, neyi anlatır, peşrev ile hangi güzellikler anlatılmıştır?” suallerine cevap vermek gerekir. Bunları bu kısa yazımızda anlatmak çok zor. Ancak merak ederseniz Google’a Halil Delice-Kırkpınar diye giriniz ve önünüze gelen yazıları okuyunuz. Yirmi yıldır bunları anlatabilme gayretinde olduk, karınca kararınca. Bu da zor gelirse isterseniz size “Spor Geleneğimiz ve Kırkpınar’dan Kırk Damla” kitap çalışmamızın word dosyasını gönderebiliriz. Bu çalışmada Kırkpınar’ın kültürel motifleriyle ilgili Trakya Üniversitesi’nin düzenlediği sempozyumlarda vermiş olduğumuz dört tebliğe ulaşabilirsiniz. EV KURMAK, sağlam bir ailenin, milletin temel şartıdır. Kırkpınar’ı anlamak da binlerce yıllık değerlerimizden güç alarak günümüze ve binlerce yıl sonrasına ‘insanlık, merhamet, galibiyette mağlubiyeti aramak’ nedir anlatmak, buğday başağı misalini göndermektir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT