BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Parmaklar
barut kokmasın"

"Parmaklar
barut kokmasın"

Erdoğan rektörlere seslendi: Terör on binlerce cana mal oldu. 73 milyon artık kan değil mürekkep görmek istiyor.



> Esra Şimşek İSTANBUL İHA BAŞÖRTÜ SİTEMİ Başbakan, Dolmabahçe’de 2. rektörler buluşmasında demokratik açılım sürecini anlattı. 5.5 saat süren ve 74 üniversite rektörünün katıldığı toplantıda konuşan Erdoğan “Üniversiteler, başörtüyü konuştuğu kadar, Kürt meselesini, Doğu ve Güneydoğu’yu konuşmuş olsaydı bugün manzara çok farklı olurdu” dedi. “TÜRKİYE’YE YOL GÖSTERİN” Erdoğan, “Üniversiteler Türkiye’ye yol göstermeli. Asla bizimle her konuda aynı düşünmelerini istemeyiz, böyle bir hakkımız yok. Ancak üniversitelerin gelişmesi, hükümetlerle yakın bir ilişki içinde olmasıyla mümkündür” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Üniversiteler, başörtü meselesini konuştuğu kadar; Türkiye’nin demokratikleşmesini, Kürt meselesini, Doğu, Güneydoğu meselesini, iç göç meselesini, tarımsal verimliliği konuşmuş olsalardı, bölgenin ekonomik kalkınmasına eğilmiş olsalardı, eminim ki bugün manzara çok daha değişik olurdu” dedi. Erdoğan, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde “demokratik açılım” çalışmaları kapsamında rektörlerle kahvaltıda bir araya geldi. Geçen pazar da rektörlerle verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini, üniversite sayısının çokluğu sebebiyle daha sağlıklı görüş alışverişi yapabilmek için toplantının iki bölüm halinde düzenlendiğini anlatan Erdoğan şöyle devam etti: EN BÜYÜK KATKI SİZİN “73 milyon artık kan ve gözyaşı değil, mürekkep görmek istiyor. Parmaklara barut kokusu değil, istiyoruz ki mürekkep bulaşsın. Bu konuda en büyük katkıyı sizler sağlayacaksınız. Maalesef Türkiye’de uzun yıllar üniversiteler vizyon geliştirmedi, kendi kabuğuna çekildi, milletin gerçeklerinden kopuk halde varlık gösterdi. Kızlarımızı kılık ve kıyafetlerinden dolayı kapı dışı edenler, bu ülkenin çocuklarına ne büyük bir haksızlık ettiklerini umuyorum ki fark ederler. ABD ve Avrupa’da hiçbir öğrencinin kılık ve kıyafetiyle kimsenin uğraşmadığı çok açık ve net ortadayken, kendi ülkesinde bu tür engellemeler oluşturmanın izahı olamaz. Üniversiteler, başörtü meselesini konuştuğu kadar; Türkiye’nin demokratikleşmesini, Kürt meselesini, Doğu, Güneydoğu meselesini, iç göç meselesini, tarımsal verimliliği konuşmuş olsalardı, bölgenin ekonomik kalkınmasına eğilmiş olsalardı, eminim ki bugün manzara çok daha değişik olurdu. Yaklaşık 30 yıldır devam eden terör olayları, on binlerce cana, milyarlarca lira kaynağa mal oldu. Üniversiteler şekil meselelerine, ideolojik tartışmalara, yasaklara ayırdığı mesaiyi bu probleme ayırmış olsaydı, bugün Türkiye çok farklı bir yerde olurdu. Elbette bir kalite problemimiz var. On yıllar boyunca tek tip insan yetiştirmeyi maharet olarak görmüş, kışla mantığıyla idare edilmiş üniversitelerin bir kalite meselesinin olmasından daha tabii bir şey olamaz. Bu problemi de aşmaya başladık. Baskıcı, otoriter, yasakçı idare anlayışından, üniversitenin ruhuna, özüne uygun, özgürlükçü, demokratik, bir arada yaşama kültürünü özümsemiş bir üniversiteyi inşa etmenin mücadelesini veriyoruz. Statüko-üniversite iş birliğini değil, iş dünyası-üniversite, toplum-üniversite iş birliğini tesis etmeye çalışıyoruz. 8 yıldır uyguladığımız etkin politikalar neticesinde dün kale gibi korunan, duvarlarla çevrili kampüslerin, bugün gençlerle, toplumla, şehirle bütünleştiğini görüyor ve gelecek adına çok büyük umutlar taşıyoruz.” İZİNSİZ GÖSTERİDE ARBEDE Öte yandan Başbakan Erdoğan’ın rektörlerle toplantısını protesto etmek için Beşiktaş ve Kabataş’ta toplanan öğrencilerle polis arasında arbede yaşandı. Gençlik Sendikası üyesi grup, Kabataş’tan Başbakanlık Ofisi’ne yürümek istedi. Gruba polis müdahale etti. Çıkan arbedede bazı öğrenciler yaralandı. Bazıları da gözaltına alındı. Akaretler Yokuşu’nda toplanan bir grup da, YÖK ve hükümet aleyhine sloganlar attı. Polisin müdahalesiyle göstericiler dağıldı. Konuşmasında bu eylemleri de eleştiren Erdoğan, “Herhalde paraları var, bol bol yumurta alıp buraya doğru sallamışlar, atmışlar. Bu bir özgürlük arayışı değildir. Bunun platformları var. Oralarda bunları konuşmak suretiyle ararsınız. Evvela bu anlayışı değiştirmek lazım” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT