BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nostalji

Nostalji

Seksenlerde çocuk olmak keyifliydi. Ve fakat travmatikti. Bu yazı, geçmişi yâd etmekten ziyade 80’lerde yaşananların yıllar sonra bir travma sebebi olduğunun farkına varılması ve şimdilerde erken 30’larını sürdürmekte olan bir jenerasyonun neden bu kadar saçma sapan bir düşünce ve hareket tarzına sahip olduğunun anlaşılması adınadır...



Seksenlerde çocuk olmak keyifliydi. Ve fakat travmatikti. Bu yazı, geçmişi yâd etmekten ziyade 80’lerde yaşananların yıllar sonra bir travma sebebi olduğunun farkına varılması ve şimdilerde erken 30’larını sürdürmekte olan bir jenerasyonun neden bu kadar saçma sapan bir düşünce ve hareket tarzına sahip olduğunun anlaşılması adınadır... Travma 1; Eve alınan ilk televizyon; 80’lerin çocukları eve televizyon alınan günü hayal meyal hatırlar. O gün, bütün hayatımızın değiştiği ve geleceğimizin belki de bambaşka bir biçimde şekillendiği gündür. Evde artık yeni bir varlık yaşamaktadır; saat 12’de karşısına geçip selam durduğumuz ve ailece İstiklal Marşı söylediğimiz bir yaratık!.. Sonuç: Eve alınan her pahalı ürünün yüce niteliğe sahip olduğunun sanılması. Özel köşe hazırlanması. Bir süre melul melul seyredilmesi. Zarar verici hareketlerden kaçınılması, zarar verenlerin dövülmesi. Üstüne dantel örtü hazırlanması ve serilmesi. Travma 2; Perma, kelebek toka, vatka; vatkalı ceketin iç açılar toplamını hesap ededurduğumuz tüm dünyanın zevksizlik etrafında dönüp durduğu zaman dilimi; estetik karşıtı bir dönem... Sonuç: Rengârenk kelebek tokaların hafızanızda kol kola dans ettiği, kâbus dolu bir geçmiş. Ve o geçmiş asla yakanızı bırakmaz. Her an bir yarasakol tarafından esir alınacağınız korkusuyla hoyratça savrulursunuz oradan oraya. Travma 3; Travmatik çocuk kitapları; okumayı yeni söken çocuğa kaşağı, kibritçi kız, Ant, Kemalettin Tuğcu hikâyelerinin okutulması sebebiyle sabinin manyaklaşması şeklinde tezahür etmiştir. Sonuç: Ebeveyn ve kardeşlerin ölümünden histerik biçimde korkmak. Ölümlerini göz önüne getirerek ağlayabilmek. Diğer bütün korkuların da giderek keskinleşmesi ve obsesyona doğru kendinden emin adımlar... Travma 4; Yerli Malları Haftası’nda meyve olmak; zamane çocuklarına şaka gibi gelebilir. Bilakis, biz elma, şeftali, muz, kestane ve hatta karpuz olmuş bir nesiliz. Bu meyveleri içselleştirmiş, bu meyveler için şapka yapmış ve başına takmış, yine bu meyveler için maniler şiirler ezberlemiş ve hatta bu becerilerimizi bir ton yetişkinin önünde sergilemek zorunda kalmış bir nesiliz. Armut olduğumuz için alkış toplamış bir nesil... Sonuç: Olunan meyveye karşı anlamsız bir antipati beslemek. Anamur muzunun iyi, diğer muzların kötü olduğuna inanmak. Yerli Malları Haftası kutlamayan genç nesillere gıcık olmak... Armut olduğumuz için alkışlanmayı üzerimizden atamamak... Ni­nem diyor ki: Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT