BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müslüman olan İngiliz

Müslüman olan İngiliz

İngiltere’nin eski başbakanı Tony Blair’in eşinin kardeşi Lauren Booth, İslamla şereflenmesinin ardından The Guardian gazetesindeki makalesinde kendini eleştirenlere cevap verdi. İşte birtakım insanları İslamofobik ön yargılarıyla yüzleşmeye davet ettiği yazısından bazı bölümler: “... Kadınlara kötü davranılan birçok yer vardır. Ama kadınlara bunu reva görenler insanlardır, Yaratıcı değildir. Yani kültür çıkışlıdır. Bunların çoğu din çıkışlı değildir.



İngiltere’nin eski başbakanı Tony Blair’in eşinin kardeşi Lauren Booth, İslamla şereflenmesinin ardından The Guardian gazetesindeki makalesinde kendini eleştirenlere cevap verdi. İşte birtakım insanları İslamofobik ön yargılarıyla yüzleşmeye davet ettiği yazısından bazı bölümler: “... Kadınlara kötü davranılan birçok yer vardır. Ama kadınlara bunu reva görenler insanlardır, Yaratıcı değildir. Yani kültür çıkışlıdır. Bunların çoğu din çıkışlı değildir. ...Önce etrafımda gördüğüm birçok Müslüman kadın ve erkekte dikkatimi çeken dışarıya yansıyan sakinlikleri oldu. Neydi onları böyle huzurlu yapan... Her Müslümanın namazı Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlar ve selamla biter... Etrafımdaki Müslümanlar beni barış ve huzur hissettirerek kucakladılar... Bu arada Müslüman olmayan arkadaşlarım ve meslektaşlarım ne kadar da duygusuz görünmeye başladı gözüme... Birileri bizi yadırgamaksızın bizler neden toplum içinde ağlayamayız veya birbirimize sarılamayız veya aramıza yeni katılan bir arkadaşa seni seviyoruz diyemeyiz... Bu insanlar, dedim içimden, eğer korku üzerine bir iman geliştirdilerse, neden hemen bundan uzaklaşıp mesela içkiye dadanmıyorlar, eğlenceye gark olmuyorlar, tıpkı bizim Batı’da yaptığımız gibi... kendime bunu sordum... Son olarak da Müslümanların namazları sırasında hissettiklerini hissettim: Tatlı bir ahenk ve yoğun bir mutluluk... Yaşadığımız büyük yalana bakıyorum da bu, modern hayatımızın çehresini oluşturuyor ve bizim materyalizm, tüketimcilik, ahlaksızlık ve uyuşturucu aracılığıyla sonsuz mutluluğa erişmemize vesile olacağı söyleniyor. Ama ben bir de ekranların arkasına baktım, insanı bağlayıcı, müthiş bir sevgi, barış ve umut gördüm orada... En son alkolü bırakmak istediğimde başarısızlıkla sonuçlanmıştı bu gayretim. Şimdi ise yani İslam’a geçişimden beri içkiyi ağzıma koymayı tahayyül bile edemiyorum...” Diyor Lauren Booth ve sözlerini şöyle bağlıyor: “BBC’de Müslümanları Allahü Ekber diye bağırarak gördüğümüzde, biz Batılılar bunu şu şekilde duymaya ve algılamaya kodlanmışız: Biz, siz İngilizlerden nefret ediyoruz ve sizi pazar alışverişlerinizi yaptığınız sırada havaya uçurmaya geliyoruz. Oysa biz Müslümanların dediği Allah’ın çok büyük olduğu. Biz bunda teselli buluyoruz, Batı ülkeleri bizim köylerimize saldırdıktan sonra. Normalde bu söz bizim birbirimizle, Yaratanımızla, komşularımızla Müslüman olsun veya olmasın bütün insanlıkla barış içerisinde yaşamak istediğimizi haykırıyor...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT