BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > söz der ki

söz der ki

“-Hiçbir kadın; gidecek kadar gücü olana ‘Git’ demez...”



söz der ki “-Hiçbir kadın; gidecek kadar gücü olana ‘Git’ demez...” (...Çizmeyi aşarken ettiği, ama yine de müthiş S.Ö.Z.leri) Krampon... -Son yıllarda El Clasico’daki ezici Barça üstünlüğünü anlatan belgesel filmin Bilgi Üniversitesi’nde çekileceği açıklandı... ... -Sergen Yalçın TRT’ye transferinin ardından ilk açıklamasını yaptı: “Burada aman aman bir ortam yok. Stüdyodaki masa en az on yıllık, sandalyeleri tekerlekli değil. Yıldız transferi yapılacağına (burada kendinden bahsediyor) altyapıya önem verilmeliydi” ... -Galatasaray’da transfer bitmez... Yönetim Necati karşılığı Antalyaspor’a vereceği Serdar Özkan’ın peşine düştü... Kadınlar & Erkekler (...”Kadın soruları” başlıklı “Hüseyin Kılıç” yorumu) -Kadın ne zaman en mantıklı tavrını takınır?... “-Uyuduğu zaman...” ... -Bir kadın mutluluktan ne anlıyor?... “-Yarım saat 8 saat çarşı gezmek, bir ayakkabı almak...” ... -Kadınlar neden attan bir fazla gene sahipler?... “-Hafta sonu çamaşır yıkarken kovadan su içmesinler diye...” ... -Bir erkeğin neden yakışıklı olması, akıllı olmasına tercih ediliyor?... “-Kadınlar, düşünme yerine görmeyi daha iyi becerebildiklerinden...” ... -Mantar ile kadın arasındaki fark nedir?... “-Mantarın kültürü var...” UHB Uydurma Haber Bülteni Yufka açan robot üretildi... Son yıllarda büyük hız kazanan robot teknolojisinde bir ilk daha gerçekleşti. Türk bilim adamı, yufka açan robot yaptı. Boyu yaklaşık 1.37 metre, ağırlığı ise 259 kilo olan Oklavayaki, Kayseri’de düzenlenen yöresel lezzetler fuarında tanıtıldı. Görevine, yufka için gereken tüm malzemeleri karıştırarak başlayan Oklavayaki, hazırladığı hamuru eşit parçalara ayırarak aynı anda 27 adet yufka açabiliyor. Açtığı yufkaları ve daha önceden hazırladığı içi kullanarak mantı yapabilen robot, mp3 çalma özelliğine de sahip. Modeli KYS38 olan Oklavayaki, bilim adamı niteliğiyle de tanınan Kayseri merkezli mantı üreticisi Emre Tepegöz tarafından geliştirildi. TUZAKTAN KUMANDA (...STAR / İzdivaç) ZUHAL TOPAL: Bacım gözlerindeki farı ne kadar abartmışsın öyle... Yemyeşil olmuşsun... EVLENECEK KADIN: Arkadaşlarım çok yakıştığını söyledi, ben de sürdüm... ZUHAL TOPAL: Abartmışsın, trafik lambası gibi olmuşsun... Seni görünce geçmek istiyorum... İTİRAF REYONU (...isim: john rambo ...şehir: abd ...yaş: kırk) Benzetmelerim: Winnie The Pooh’daki Piglet’i 40 yaşıma kadar tavşana benzettim... Pazarda birisini anneme benzettim ve “Merhaba anne. Sen burada ne arıyorsun” dedim... (Üstelik anneme benzettiğim kişi erkekti)... ... Şanssızlıklarım: Hayatımda bir kişiye âşık oldum ve o da patronumun kızı çıktı. Bir bilgisayar alayım dedim o da bozuk çıktı. Halı saha maçı yaptık bana forma yetmedi. Böyle hayattan bıkılmaz mı? (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) BİR FİLM DİYALOĞU (...Kral ve Ben filminden) “-O düşlerde sana âşıktım, bu yüzden şimdi senin tarafından sevilmenin nasıl bir şey olduğunu bili-yorum. Senin tarafından sevilmeyi çok seveceğim.” TEMEL’iN YERi Fadime ve komşu kadın Temel’i başka bir kadınla yemek yerken görmüş... Kadın, bir süre sonra Fadime’ye çıkışmış; “Sen” demiş, “Sen kocanı bir başka kadınla o şekilde yakalıyorsun ve o kadının saçlarını yolmuyorsun... Neden?...” “Bekliyorum” diye cevap vermiş Fadime... -Bek... Bekliyor musun?... İyi ama neyi?... “-O meymenetsizin daha ufak tefek biriyle çıkmasını...” HAYATA DAİR Kızılderililerin şöyle bir deyişi vardır: “-Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun makosenleriyle yürü...” Dışarıdan bakınca pek çok hayat yanlış, mantıksız, delice görünebilir... Dışarıda kaldığın sürece insanları ve ilişkileri yanlış yargılayabilirsin... Yalnızca içinden, yalnızca gökte üç ay değişene dek onun makosenleri içinde yürüyerek; dürtüler, duygular, insanı farklı davranmaya yönelten nedenler anlaşılabilir... Anlayış, bilgiçliğin kibriyle değil, alçakgönüllülükle doğar... (...Anonim) YILDIRIM TUNA GÜNLÜĞÜ Vahşi Batı’da bir kalenin saldırıya uğramasını beklerlerken kale komutanı en güvendiği yerli iz sürücüyü kalenin avlusuna getirtmiş; “Senden şimdi 30 yıllık tecrübeni kullanıp ne tür bir kuvvetle karşı karşıya olabileceğimizi tahmin etmeni istiyorum” demiş, “Aman sakın gafil avlanmayalım, biteriz.” Yerli dizlerini, ellerinin içini daha sonra da kulağını yere yapıştırmış, “Offf, büyük bir savaşçı grubu” demiş. “En az 300 savaşçı var, 4 kabile reisi, 2’si beyaz, 2’si de siyah ata binmiş, büyücüleri de aralarında.” Komutan “Sallıyorsun” diye karşılık vermiş, “Bütün bunları kulağını yere dayayıp da mı anladın?” Yerli “Yok” demiş, “Eğilirseniz ana kapının altından anlattıklarımın hepsi çok rahat görünüyor!..”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT