BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Siyah Türkler
beyazlaşıyor

Siyah Türkler
beyazlaşıyor

Ege bölgesindeki “Siyahi Türkler” nesilden nesile beyazlaşıyor. Siyah-beyaz kız alış-verişleri ile Zenci Türkler yavaş yavaş Beyaz Türk oluyor.



TÜRKİYE ÖZEL HABER M.Kurtbay ÖNÜR MELEZLEŞİYORLAR Evliliklerde yegâne belirleyici sebep ‘renk’ olmayınca siyah-beyaz kız alışverişleri ile Zenci Türkler melezleşiyor. ARAP DEĞİL AFRİKALI! Yaşlı kuşak kendisini Siyahi Arap olarak tanımlıyor, gençler ise gerine gerine ‘Afrika kökenliyiz!..’ diyebiliyor Siyahi kardeşlerimize ulaşmak için İzmir’den Muğla istikametine, boylu boyunca uzanan tarlaların arasında seyrederken, kiraladığımız ikinci sınıf arabada Gineli Mory Kante’nin, ‘Yekeke Kmo Yeke Yeke’ parçası çalıyordu. 80’lerin moda şarkısını dinlerken, ön koltukta oturan Siyah Türk, ‘Afrikalı Ali’ diyesimiz var. Dernek başkanımız Karakuş, kafa sallıyordu. Hani hatırlatmak babından söylüyorum. 1971’de Salif Keita’nın şarkıcı olduğu Rail Band topluluğuna katılıp, 1973’te Keita’nın boşalan koltuğuna oturdu. 1987’de “(Yeke Yeke) şarkısıyla Afrika’nın en yüksek satış rakamına ulaşmıştı. Bizatihi İzmirliyim bu şarkıyı siyah komşularımızdan yüksek tonda defaatle işitmiştim. Evinin balkonunda, şarkıya nispet rakseden küçük siyahi çocuklar da şöyle bir gözümün önünden geçti. Afrikalı Ali abimize en çok merak ettiğim soruyu yönelttim; “Zenci” sözü neden sizi rahatsız eder?.. “Eee... Abi nasıl diyem... Zenci sözcüğü Türkçe’ye Arapça’dan geçmiştir ve “siyahî” anlamına gelirmiş. (Vikipediye bakmış olmalı!) Bu aşağılanma tonunda söylendiği zaman rahatsız edici olabiliyor tabii.. Çikolata deseler bi şe demem de... Zenci bozuyor biraz!..” ERKEKLER PELE, KADINLAR ESMERAY! Gençlerin Afrikalı Türkler mevzusunda neler düşündüğünü merak ettik. Salih Kubilay kardeşimize gençlerimizin ‘etnik’ psikolojisini sorduk. Eğlenceli cevaplar aldık doğrusu... “Abi rengimiz nedeniyle tabela gibi olduk!’ diye sızlananlar, her nedense şehirlerde (!) yaşıyor. Durumları daha iyi... Ya aslında Egelileri bilirsin, lakap takma ustasıdır. Conta Mesut, Kavruk Hasan, Yılık Ömer, adamın kişiliğiyle özdeşleşen lakabı haline geliverir. Bizim nasibimize iki isim düşüyor. Hadi Pele, Esmeray alıştık da, şimdi yenileri eklendi, yok Nouma, Obama falan... Ya ecnebi ismi olması rahatsız edici. Hani Müslüman ismi olsa neyse... İç gıcıklıyor... Gerçi şaka yollu yapılıyor. Türk halkının espri anlayışından kaynaklanıyor’ diyen Salih Kubilay; “siyah-beyaz farketmez, önemli olan kardeşlik” mesajını verdi. Ancak size bir tavsiyem var. Siz siyah dostlarımıza yine de ‘siyahi’ diye hitap ediniz!.. BAYRAM SEYRAN OLMUŞ! Eskilerde İzmirli siyahlar kendilerini Borno, Afini, Tağali ve Cengi gibi kabile isimleriyle ayırıyordu. Artık kabileler de yok olduğu için eski gelenek, görenek yalan oldu... Meşhur dernek başkanımız Ali Karakuş’a soruyoruz, “Var mı sizin özel bayramınız falan?” Ali kardeşime göre; “Afrikalılar baharı karşılamak için çok nadir ‘Dana Bayramı’nı kutlamışlar, Afro Türkler Müslüman olduğu için, ‘İzmir’de yaşayanlar 1960’lara dek bayram örfünü sürdürmüş. Sonra bu örf ortadan kalkmış. BAKMIYOR ÇEŞM-İ SİYAH Diyelim 10 kişiyle görüştük bunun üç tanesi muhakkak siyahların kökenini kölelikle ilişiklendiriyor. Genel olarak tarihî bir vaka da olsa köle muhabbetinin geçmesi siyahi vatandaşlarımız tarafından rahatsızlıkla karşılanıyor. Yaşlı kuşak kendisini Arap olarak tanımlıyor, sebebi ise Cezayir ve Mısır’dan gelen siyahiler... Şehirli gençler ise gerine gerine ‘Afrika kökenliyiz’ diyor. Bizi en çok tebessüm ettiren de, evliliklerde belirleyici sebeplerin ‘renk’ olmaması. Bu yüzden yeni nesil sütlü- kahve... Yani Mehmed Said’in “Bakmıyor çeşm-i siyah feryade, Yetiş ey gamze yetiş imdade” bestesi hayal oluyor. Hani konuşanlar dedi ya, ‘biz gettolaşmadık’ diye. 19. yüzyılda İzmir’in Sabırtaşı, Dolapkuyu, Tamaşalık, İkiçeşmelik ve Ballıkuyu gibi semtlerinde zenci mahalleleri varmış. Ama artık böyle toplu semt kalmamış. SİYAH-BEYAZ HATIRALAR! Türkiye’deki siyahlarda ‘yoksul Afrikalı’ kavramı da pek kalmamış. Ekonomik seviyeleri epey yükselmiş. Herkes kendi işinde gücünde. Yeşilçam’ın siyah-beyaz filmlerindeki ‘Bacı Kalfa’lar, ‘Bahçıvan Amca’lar yalan olmuş. 50’li yıllarda her konağın, yalının iyi yürekli, hayli kilolu, beyaz yemenili, evin neşesi ‘dadı anne’leri yok artık. Küçük hanımlar, küçük beylere kıyamayan, yaramazlıklarına göz yuman, iyi niyeti hep suistimal edilen çikolata teyzeler ve amcalar. Öyle ki filmlerde hep resmedildiği gibi, ezildiğinin bile ayırımında olamayacak kadar fedakâr, sevecenlerdi. Mesela, Dursune Şirin öleli çok oldu ama... Konaklardan, köşklerden, Boğaziçi yalılarından, eski İstanbul zamanlarından çıkıp gelen şu sahne herhalde hiç unutulmadı: “Ağlama küçük beyciğim, sonra dadıcığın da ağlar!” ARİSTOKRAT OLDULAR! Şimdilerde artık siyahiler, kariyer üzerine kariyer yapabiliyor. Araştırmacı- Gazeteci İbrahim Aydınlı, dış ticaret uzmanı Sudan asıllı Said İnanç, edebiyat ve televizyon dünyasının ünlü siması Hayati İnanç, Eski Dalaman Belediye Başkanı Musa Siva, Eski Federasyon Asbaşkanı Hadi Türkmen bu konuda görüştüğümüz isimlerden. Bir de televizyon dünyasının tanınmış isimleri var. Gora’nın bir kaç sahnesinde gördüğümüz, tepeden tırnağa Türk manken Tuğçe Güder, şarkıcı Melis Sökmen, Mansur Erk, yazar Mustafa Olpak, kareograf Said Sökmen aklımıza gelen isimlerden birkaçı. SAİD İNANÇ: “ETNİK VURGU YARALIYOR” Babam ve dedem tamamen siyah. Annem ise beyaz. Bu yüzden artık orijinal siyah pek kalmadı. Sütlü-kahve kıvamına geldik. Denizli’de doğdum ben. Çocukluğumdan beri arkadaşlarımdan ve çevremden rengim dolayısıyla herhangi bir ima olduğunu hatırlamıyorum. Ama beni çok sevenler. “Naber çikolata!” diye seslenirler. Bunun da sadece bir sevgi tezahürü olduğunu biliyorum. Şunu da vurgulamak istiyorum. Biz Türk âdetlerine göre yetiştik. Türk milletinin mayasında ayırım ya da dışlama diye bir alışkanlık yok. Son günlerde sürekli gündeme gelen ‘etnik’ vurgusu bizi yaralıyor. ARAŞTIRMACI AYDINLI: TÜRKiYE’NiN RENGiYiZ Türkiye’de her renkten ve dilden insan var. Türkiye’de hiçbir zaman millet arasında “Bu siyah, bu beyaz” diye bir ayırım olmadı. Biz bu ülkenin siyah rengiyiz. Dilimiz, rengimiz farklı olsa da biz bu milletin ferdiyiz. Kürtler, Araplar, Gürcüler ve Lazlar da bizim kardeşimiz. Zaten bu millet hiçbir zaman birbiriyle kavgalı olmadı. Birileri çok kavga etmemizi istese de. Biz bu ülkenin birer ferdiyiz. Her vatandaş gibi sıkıntılarımız olsa da biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. YERLİ NAOMİ TUĞÇE: SiYAH OLMANIN YAŞADIM YAŞADIM Gora’nın birkaç sahnesinde görünen manken Tuğçe Güder’i izleyenler onun yabancı olduğunu düşünse de 21 yaşındaki genç manken tepeden tırnağa Türk. Gerçek anne babasını hiç tanımayan Tuğçe, henüz bebekken Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan evlat edinilmiş. Evlatlık olduğunu 6 yaşında psikolog eşliğinde öğrenen genç manken anne ve babası beyaz olduğu halde hiç merak etmemiş ten renginin neden farklı olduğunu. Bunu da büyük bir sevgiyle büyütülmesine bağlıyor ve “Siyah olmanın dezavantajlarını daha çok beni evlat edinen ailem yaşamış. Çünkü ben siyah, onlar beyaz. Siyah bir bebek aldıkları için yakın çevrelerinden bazı insanlar annemlerle görüşmeyi kesmiş. Ben ise avantajlarını yaşadım” diyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 114418
    % 2.01
  • 3.7915
    % -0.13
  • 4.6324
    % -0.58
  • 5.2252
    % -0.36
  • 162.659
    % -0.64
 
 
 
 
 
KAPAT