BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hukukun üstünlüğü öyle mi?

Hukukun üstünlüğü öyle mi?

“Zaman aşımı yüzünden kapanan dosyalar... Tutukluluk süresi sebebiyle yargılanmadan tahliye edilenler... Öte yanda hiçbir suçu olmadığı halde mağdur duruma düşenler... Sonra da bu ülkede yargıya çekidüzen verilmesi için gayret gösteren siyasilere yargıya karışıyor diyorlar.”



Mağdur olanların hakkını alamadığı bir ülkede, yüce yargı makamlarında cübbeler kıpkırmızı yakalı da olsa adalet yerlerde sürünmeye mahkûmdur. Herkesin derdi kendine önemlidir. Ben de burada yaşadığım mağduriyete bu hukuk sisteminde çare bulamadığımı üzülerek yaşadığım olayla anlatmak istiyorum. 05.08.2010 tarihinde “Mantle cell lenfoma” hastalığım dolayısıyla Altunizade’deki Marmara Üniversitesi’ne kontrol ve muayene için gidecektim. Sabah 08.00’de otomobilimle yola çıktım. Ana caddede seyir halindeyken ara sokaktan çıkan Renault marka gri renkli bir Clio otomobil, sağ tarafımdan benim aracın sağ tekerleği ve çamurluğuna vurdu. Otomobilimi 2-3 metre kadar sürükledi. Çamurluğu da içeriye göçertti. Aracını kurtararak önümde 3 metre mesafede durdu. Sürücü genç biriydi. Arabadan indi. Önce kendi arabasının ön kısmına kontrol etti. Büyük ihtimalle arabasında hasar yoktu. Hiçbir parça yere düşmemişti. Sonra da geldi, benim arabaya başını uzatıp baktı. Benim arabanın durumunu gördü. Ne düşündü bilemiyorum. Tekrar arabasına binerken dedim ki: -Arabanızı hareket ettirmeyin. -Otomobili sağa çekeceğim. Böyle söyleyerek arabaya bindiği gibi bastı gaza, kaçtı gitti. O an sadece otomobilin plakasını alabildim. Hemen 155’i aradım. Dediler ki: -Semt karakolunu arayın. Aradım. Dediler ki: -Tutanak, bizim görevlerimiz arasında değil. Trafik polislerini aradım. 2 saat sonra da olsa bir ekip geldi. Arabam olay mahallindeydi. Benim beyanımla, arabama vurulup kaçıldığını iki cümlede rapor ettiler. Yine de geldikleri için kendilerine teşekkür ederim. E sonra? Adam bana vurdu kaçtı. Derdini kime anlatacağını bilemeyen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ortada kalakaldım. Semt karakoluna gittim. Bana çarpan otomobil ve sürücünün bulunması için şikayette bulunmak istedim. Kendilerinin böyle durumlarda da tutanak tutmadıklarını söylediler. Hangi durumda tutanak tutuluyorsa onu bilmiyorum... Rica minnet bir tutunak tutturdum. O da, çarpıp kaçan araç sürücüsünün bulunmasını talep ediyorum. Hepsi bu. Birkaç gün sonra da, o araç sürücüsünden, bana zarar verdiği için şikayetçi oldum. Ama maalesef bu şikayet dilekçem de rica minnet kabul edildi. O da zaten savcılıktan takipsizlikle sonuçlandı. İlk yaptığım şikayetten ise hâlâ haber yok. Trafik sigortası yaptırdığım şirket ise kazada “karşı taraf” olmadığını söyleyip “tek taraflı kaza” diye adlandırarak ödeme yapmadı. Herkes kendini bir şekilde kitabına uydurarak kurtarıyordu. Vatandaş düşünsün... Kanser hastası bir insan olduğumdan ve sürekli hastaneye gidip gelmem gerekiyor. Toplu taşıma araçlarını da kullanamıyorum. Otomobilimi acilen yaptırmam gerekiyor. “Trafik mahkemesi” diye Kartal-Cevizli 3. Sulh Hukuk Hakimliği’ne yönlendirdiler. Gittim, hasar tespiti için mahkeme harçlarını yatırdım. Ertesi gün de bilirkişi vs. harcını yatırdım. Heyet geldi. Sanayide bekleyen aracımın hasar tespitini yaptılar. Haklılığımı ispat edebilirsem, suçlu da bulunabilirse güya alacağım o parayı. Ama bir an önce aracımı kullanabilmem için cebimden ödeyerek yaptırdım. Yine bir yol gösterenin fikri ile elimdeki evrakları, kazayı yapan aracın trafik sigorta şirketine verdim. Aylar geçti ondan da bir sonuç yok. 21 yüzyılda, hukukun üstünlüğünden bahsedilen bir ülkede hem haklı hem de mağdur bir vatandaş olmak inanın çok zoruma gidiyor. Tuncer Uğuz-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT