BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Amerika’da hayvanların keyfi pek gıcır

Amerika’da hayvanların keyfi pek gıcır

Hayvan olarak Amerika’da yaşamak pek büyük bir şans.. Geçenlerde veterinerlerin kazancı ve hayvanların sağlığı konusundaki TV programını seyredince, az daha dudaklarım uçuklayacaktı..



Hayvan olarak Amerika’da yaşamak pek büyük bir şans.. Geçenlerde veterinerlerin kazancı ve hayvanların sağlığı konusundaki TV programını seyredince, az daha dudaklarım uçuklayacaktı.. Hani ayıp olmasa ve insanlığımdan utanmasam, bu şanslı hayvanlara gıbta bile edecektim.. Benim yerimde siz olsaydınız, eminim siz de hayretler içinde kalırdınız.. Efendim geçen yıl Amerikalılar, evlerinde besledikleri hayvanların yalnızca sağlık ve bakımı için 75 milyar dolardan fazla para sarfetmişler.. Ayrıca en az bir o kadar da beslenmeleri için harcamışlar.. Gerçi dudak bükenleriniz olabilir. ‘Ne yani, koca Amerika’da Türkiye bütçesinin iki katı kadar bir para kedilerin, köpeklerin tedavisine ya da sağlık kontrolüne ve de beslenmesine harcanmış çok mu?’ falan diyebilirsiniz.. Zira Clinton yönetiminin Kongre’ye sunduğu 2001 yılı bütçesi, 1 trilyon 840 milyar dolar.. Böylesine rekor bir bütçesi olan ülkede hayvanlara bütçenin yüzde 8’i kadar bir pay ayrılması aslında tabii büyük bir rakam kabul edilmeyebilir.. Neyse konumuz tahsisatın ve harcamaların bütçesi, bu bütçenin azlığı veya çokluğu değil.. Biz mevzuyu dağıtmadan şu Amerikalı şanslı hayvanlara devam edelim.. ADI KONAMAYAN YENİ HASTALIK Televizyonlarda konuşan veterinerler öyle ilginç olaylar anlattılar ki şaşarsınız.. Mesela ABD’de yeni bir hastalık cinsi ortaya çıkmış.. Bir türlü ne isim verileceğine karar verilemiyor.. Çünkü bazı hasta insanlar, sağlam köpeklerinin hastalıklarını teşhis ve tedavi etsin diye veterinerlere akın ediyorlar.. Bir kere buna evham ya da hastalık hastası denilemiyor.. Çünkü insanlar, ‘Ben hastayım diye değil, köpeğim-kedim hasta diye’ veterinere gidiyor.. Veteriner ise hayvanda hiçbir hastalık yok.. Turp gibi dese de nafile.. Zavallı pupiyi her gün veterinere getirenlerin hastalığına bir şey diyemiyor.. Zaten veteriner kalkıp, sağlam hayvanını hasta diye her sabah tedaviye getiren insana ne diyebilir ki?.. Kardeşim senin hayvanın hasta falan değil.. Sen hastalık hastasısın diyecek hali hiç yok... Bunu iki sebepten söyleyemez.. Bir kere, branşı değil.. O, bir hayvan doktoru.. İnsanlara teşhis koyması yakışık almaz.. İki, ayağına gelmiş müşterisini kaçıracak değil ya.. Sonra Amerika ticaretinde ‘sloganlaşmış’ bir yaklaşım var.. Müşteri daima memnun edilecek, her alışverişte tatmin olacaktır! Dolayısı ile müşteriye hiç sen haksızsın denir mi?.. Böyle arada bir değil neredeyse gün aşırı köpeğini veterinere sağlık kontrolüne götüren bir kadıncağız televizyonda halini anlatırken ağlıyordu.. Neymiş efendim, geçen yıl enciğinin sağlık gideri 15 bin doları (8 milyar 550 milyon TL’yi) geçmiş.. ancak bu kadar harcayabilmiş.. Daha fazlasını yapmak istermiş ama, imkanı kısıtlıymış.. Fakat buna bir çare bulunmalıymış.. Hayvan sağlık sigortası biran önce hayata geçirilmeliymiş.. AİLENİN EN SEVİLEN BİREYİ Yılda 100 bin, evet yanlış okumadınız 100 bin dolar para harcayan Amerikalılar var, kedileri köpekleri için.. Hayvana da bu kadar para harcanır mı demeyin.. Zira Amerikalı hayvanlar, hayvan değil.. Ailenin en sevilen bir ferdi onlar.. Eski Illinois valisi Jim Edgar, ABD’ye geldiğimin ikinci senesinde, eksik olmasın bana da yılbaşı tebriği göndermişti. Ailemiz fertleri hepimiz size yeni yılda mutluluk dileriz yazılı kartpostalda, ailenin son resmi vardı. Jim, karısı, 2 kızı, oğlu, 2 torunları ve en ortada ailenin en sevilen ‘buddy’si köpekleri.. Bu köpeğin o resimde ne yeri var diye epey hayret etmiştim o ilk tebriği aldığımda.. Sonra aptallaştığımdan olsa gerek alıştım.. Hatta bana pek sevimli bile gelir oldu.. Dahası, orada o köpeği görmesem müthiş bir eksiklik duyacağıma kanaat getirir oldum.. İşte böylesine keyifleri gıcır Amerikalı hayvanların... Aslında size Amerika’nın şanslı hayvanları konusunda anlatacak daha çok şey var. New York’taki yarışmada hemcinslerini geride bırakıp şeref kürsüsüne çıkarak göğsümüzü kabartan Kaşif isimli Sakarya cinsi akbaş çoban köpeğinin hikayesini yazacaktım. Dahası, Maryland’de köpeklerini eve sokmayıp bahçedeki kulübede beslemeye kalkan bir Türk ailesinin başının nasıl belaya girdiğini aktaracaktım.. Yerimiz doldu. Bu haftalık bu kadar.. Ama, Amerikalı köpekleri yeri geldikçe sizlere anlatmaya devam edeceğimden emin olabilirsiniz.. İnşallah bir başka sefere.. .......... Tel: 1.202.737.7508 Faks: 1.202.737.7509
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT