BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anıtkabir’e koşmak neden?

Anıtkabir’e koşmak neden?

12 Eylül darbesinden önce, Kültür Bakanlığında müsteşar yardımcısı idim. Bir ara, Bakanlıklar Arası Ortak Kültür Komisyonu Başkanlığı da yaptım. Yurt dışındaki işçi çocuklarının eğitimleri için yazılı imtihanları kazanan öğretmenlerimizi, bir de sözlü sınavdan geçiriyorduk. O öğretmenlerimizin, Türkiye’mizi, yabancı ülkelerde temsil kabiliyetleri var mı yok mu sorusunun cevabını öğrenmek istiyorduk.



12 Eylül darbesinden önce, Kültür Bakanlığında müsteşar yardımcısı idim. Bir ara, Bakanlıklar Arası Ortak Kültür Komisyonu Başkanlığı da yaptım. Yurt dışındaki işçi çocuklarının eğitimleri için yazılı imtihanları kazanan öğretmenlerimizi, bir de sözlü sınavdan geçiriyorduk. O öğretmenlerimizin, Türkiye’mizi, yabancı ülkelerde temsil kabiliyetleri var mı yok mu sorusunun cevabını öğrenmek istiyorduk. Bir gün, öğretmenlerimizin Atatürkçülük yanlarını öğrenmek istedim ve heyetimizin karşısına oturan 48 öğretmenimize ayrı ayrı sordum: -Atatürkçü müsünüz öğretmenim? -Elbette! Atatürkçüyüm ben! -Tebrik ederim! Peki Atatürk’ün NUTUK isimli eserini okudunuz mu? -Okuyamadım efendim! -Büyük NUTUK‘un kaç cilt olduğunu biliyor musunuz? -Bilmiyorum efendim! -Peki, Atatürk üzerine yazılan bir kitap okudunuz mu? Mesela kimin kitabını okudunuz? -Okumadım efendim! -Bana Atatürk üzerine yazılmış bir kitap ismi söyleyebilir misiniz? -Anımsamıyorum (hatırlayamıyorum) efendim! Millî Eğitim Bakanlığımızın bir büyük odasında, sözlü imtihana giren 48 öğretmenimizden aldığım cevaplar aynen böyle idi. Yalnız bir teki bile sorduğum sorulara sevindirici bir cevap verememişti. Peki bu nasıl Atatürkçülüktür? Okumadan, bilmeden Atatürkçülük olur mu? Sadece öğretmenlerimiz değil, çeşitli sınıflara mensup diğer Atatürkçülerimiz de böyle. Yedek subaylığımı 1961-1963 yılları arasında, Çankaya’da, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda yaptım. O tarihlerde, Cumhurbaşkanımız olan Cemal Gürsel‘in belki kırk sohbetini dinledim. 12 Eylül darbesinden sonra da, Kenan Evren‘in konuşmalarını büyük bir dikkatle takip ettim. Çok samimi kanaatim şudur: Cemal Gürsel‘in de, Kenan Evren‘in de Atatürk sevgilerini, tartabilecek bir kantar Türkiye’de yoktur. Şimdi bana; Cemal Gürsel‘in ve Kenan Evren‘in Atatürk fikriyatı hakkında bilgileri nedir? diye sorsanız, size derim ki onların Atatürk bilgilerini, sadece, kuyumcularımızın kullandıkları terazilerle tartabiliriz. Türkiye’mizde herkes Atatürkçü! Herkes Atatürk’ü kendi düşüncesine, kendi yaşayışına bir örtü olarak kullanıyor. Bu nasıl bir iştir? Komünistimiz, liberalistimiz, devletçimiz, bölücümüz, milliyetçimiz, içkicimiz, vurguncumuz, soyguncumuz... Atatürkçü olduklarını söylüyorlar. Bu nasıl bir iştir? Atatürkçülük, kırk ayrı noktaya çekilebilen bir Japon lâstiği midir? Son günlerde tevkif edilen komutanlarımızın eşleri de, Anıtkabir’e gideceklerini açıkladılar. Doğrusu anlayamıyorum: Hanımefendiler niçin Anıtkabir’e gidiyorlar? Orası, muhterem eşlerinin tevkiflerine itiraz edecekleri bir üst mahkeme midir? Ben, Anıtkabir komutanının yerinde olsam, o hanımefendileri derin bir saygıyla karşılar, kendilerine ayrı ayrı: - Büyük NUTUK’u okudunuz mu? Atatürk üzerine yazılan bir kitap ismi hatırlıyor musunuz? diye sorardım. Sonra aldığım cevabı Anıtkabir’in şeref defterine yazar, işte Atatürkçülerimiz! Paşam derdim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT