BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Diplomalı cehalet

Diplomalı cehalet

Geçenlerde yirmi beş yaşında bir üniversite öğrencisiyle sohbet ediyordum. Son derece de iyi bir ailenin çocuğu. Zeki, anlayışlı ve sakin bir insan.



Geçenlerde yirmi beş yaşında bir üniversite öğrencisiyle sohbet ediyordum. Son derece de iyi bir ailenin çocuğu. Zeki, anlayışlı ve sakin bir insan. Ayrı fikirleri savunduğumuz halde sinirlenmeden konuşmayı sürdürebilecek kadar olgun. Kısacası yaşı benden oldukça küçük olmasına rağmen saygı beslediğim bir kişi. O güne kadar birçok konuda görüş alışverişinde bulunduğumuz halde biraz da bilinçli olarak dini konulara girmemiştik. Fakat tanışıklık uzadıkça karşınızda bulunan insanın neye, nasıl ve ne kadar inandığını ve ne bildiğini merak ediyorsunuz. Ben de sonunda kendimi tutamadım ve sormaya karar verdim. Aldığım daha doğrusu alamadığım cevaplar beni önce şoka soktu sonra da derin bir üzüntüye boğdu. Birçok konuda derin bilgiye sahip olan genç arkadaşım ne yazık ki Hıristiyanlıkla Müslümanlık arasındaki farkı bilmiyordu. Bu cevabı alınca artık Museviliği sormadım bile. Rengimin değiştiğini görünce gözlerini kocaman açıp gayet masum bir ifadeyle “bana bunları kimse öğretmedi, sormak da benim aklıma gelmedi” dedi. Bu denli geveze bir yapıya sahip olmama rağmen ne cevap vereceğimi bilemedim. Ben herkesin illa ki aynı inanca, aynı şiddette sahip olması için tutturanlardan değilim. Herkesin inancına sonuna kadar saygı gösteririm. Muhatabım inanmadığını belirtse bile savunmaya geçip ortaya bir çekişme çıkartmam. Sonuçta bu bir nasip ve görüş meselesidir ve herkes kendinden sorumludur. Yalnız şuraya takılıyorum. İnsan hakkında hiçbir şey bilmediği bir dine nasıl inanır ya da inanmaz? Bence öncelikle gerekli bütün bilgilere ulaşılmalı sonra bir vicdan muhasebesi yapılarak karar verilmelidir. Ondan sonrası ise Allah ile kul arasındaki o hiç kimsenin karışamayacağı ilişkiye aittir. Ne yazık ki ülkemizde insanların birbirlerine gösterdiği anlayış seviyesi son derece de düşük. Birisi bir şeye inanıyor ya da inanmıyorsa diğerleri onu hemen bir sosyal sınıfa oturtuveriyor ve artık o doğrultuda bir davranış biçimi yakıştırıyor. İnsanlarımız birbirlerine kulak vermiyor. Bunun sonucunda ortaya böyle acınası bir tablo çıkıyor. Bırakın işin inanç kısmını, bu çok ciddi bir cehaleti simgeliyor. Sizin onsekizle yirmi beş yaş arasındaki üniversite öğrencilerinizin büyük bir kısmı İslamiyet ile Hıristiyanlığın arasındaki farkı bilmiyor ve merak etmiyorsa bu nasıl bir genel kültürdür? Ülkemizin en acı sorunlarından birisi budur işte. Üniversitelerimizden mezun olan kişiler sadece kendi uzmanlıkları dahilinde bilgi sahibi olup genel dünya bilgileri hakkında tın tın bir tablo çizmektedirler. Yani genel kültür eksikleri sıkıntı vericidir. Müzik dinlemeyi bilmeyen doktorlar, kendi ülkesinin dinini ve tarihini hiç duymamış mühendisler, sinema ve tiyatro ile uzaktan yakından alakası olmayan avukatlar yetiştirip durmanın kime ne faydası var? Elbette kendisini yetiştiren özel insanları tenzih ederim. Ama onlar kendilerini yetiştirmek zorunda kalmışlardır. Sorunumuz da budur zaten. LEVHA Aç bir adam, hür bir adam değildir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT