BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sen kaç, beni tanıdılar!

Sen kaç, beni tanıdılar!

Mahsun Tedirginpire, gurbetteydi ve canı iyiden iyiye sıkılmıştı. Sıla hasretine kebapsızlık da eklenince psikolojik deli olma yolunda ilerliyordu. Kendini eve kapatmış, gece yarılarına kadar internetteki trafik kameralarından Taksim’i, Boğaz trafiğini, köy meydanını izliyor bir de üstüne ağlıyordu... “Bu böyle gitmez” dedi. Dışarı çıkmalı hemşehrilerini bulmalıydı. Ama nasıl, nasıl tanıyacaktı onları? Kolaaaay, işte şunlara dikkat ederek;



Mahsun Tedirginpire, gurbetteydi ve canı iyiden iyiye sıkılmıştı. Sıla hasretine kebapsızlık da eklenince psikolojik deli olma yolunda ilerliyordu. Kendini eve kapatmış, gece yarılarına kadar internetteki trafik kameralarından Taksim’i, Boğaz trafiğini, köy meydanını izliyor bir de üstüne ağlıyordu... “Bu böyle gitmez” dedi. Dışarı çıkmalı hemşehrilerini bulmalıydı. Ama nasıl, nasıl tanıyacaktı onları? Kolaaaay, işte şunlara dikkat ederek; - Yürüyüşünde ritmik adımlar yerine hafif bir telaş ve sallapatilik, hareketlerde bastırılmış bir fevrilik varsa... - Restoranda yemek yerken bir elinde çatal bir elinde ekmek varsa yahut yemeği, ekmekle çatala doğru ittiriyorsa kesin Türk’tür. İlaveten salatanın suyuna ekmek banan başka milletten kimse de görülmemiştir... - İsrafın bir hayat tarzı olduğu memleketlerde bile telaşlı kalabalığın ortasında yürürken yerde gözüne ilişen ekmek parçasını, iliklerine işlemiş bir terbiyenin etkisiyle eğilip ayak altından alan ve vefalı bir hürmetle kenara koyan birisi varsa emin olun o Türk’tür... - Havalimanında bagaj bandından gelen valiz mumya gibi sıkı sıkıya iplerle bağlanmışsa, hele de ip yetmemiş iki üç değişik renkte ip uç uca düğümlenmişse ve yine aynı valize birkaç kişi birden saldırıyorsa tüm bu cengaverler Türk’tür... - Siz, ‘nasıl olsa anlamazlar’ düşüncesiyle Türkçe sövüp sayarken kıs kıs bakıp, eğik gülümsemeyle “ben senin ne dediğini anladım” bakışları fırlatıyorsa... - Otobüste, arkaya ilerlemek gibi bir kaygısı varsa, ineceği durağa gelmeden önce harekete geçiyorsa, ikili koltuğa yayılmış gençlere tip tip bakıyorsa, otobüsün yolculuk sırasında kaç para hasılat yaptığını hesapladıysa, bu kişinin Türk olma ihtimali vardır.. hatta çoktur.. - Lokanta, kafe gibi bir mekânda mutlaka yeter kişi sayısından daha fazla sandalye işgal ediyorsa... (çanta, mont, poşet, bacak vs. koymak için) İhtiyacı olan biri sandalyeyi rica ettiğinde veriyor, ancak yüzü asılıyorsa. Gözlerde “doluydu işte görmüyor musun?” bakışı bir süre daha asılı kalıyorsa... - Dosdoğru gözlerinizin içine bakıyorsa! Merakla!.. Pırıltıyla!.. Diğerleri gibi göz kaçırma olayına girmeyip her an sohbete başlayacakmış hissi uyandırıyor ve hatta gözleriyle derdini anlatabiliyorsa... - Karşısındakine sinirlendiğinde ilk tepki olarak; kafayı yana eğip alttan alttan bakıyorsa... - Bir tabak yaprak sarması uzatıldığına “Allaaaah!” diyorsa Türk’tür. Özlemiştir işte, ne var ki? Kolundaki aşı izine bakmak da dahil hiçbir detay işe yaramadığı noktada, “kırmızıııııı” diye yüzüne yüzüne bağırılır. “Beyaaaaaz” sesi gelirse “çak” yapılır ve yola devam edilir... Ni­nem diyor ki: Sinek pekmezciyi tanır.
Reklamı Geç
KAPAT