BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GEZGİNLER Kulübü

GEZGİNLER Kulübü

Bir seyyah olup dağ tepe dolaşsak, dolaşsak... Deniz aşırı memleketler gezsek, Evliya Çelebi misali düşsek yollara...



Bir seyyah olup dağ tepe dolaşsak, dolaşsak... Deniz aşırı memleketler gezsek, Evliya Çelebi misali düşsek yollara... Hayali bile ne güzel, ne heyecan verici öyle değil mi? Bir düşünsenize rengi farklı, dili farklı, coğrafyası, yediği içtiği farklı milyonlarca insan şu koskoca dünyaya yayılmış yaşıyor ve ortak olan insanca duygularımızın peşine takılmış, birbirimizden habersiz seviyoruz, ağlıyoruz, gülüyoruz. Diğer taraftan aramızdan bazı insanlar çıkıyorlar ve çantaları sırtlarında yorulmadan, sıkılmadan geziyorlar, görüyorlar, sonra da gelip tecrübelerini bizlere anlatıyorlar. Bizler de biraz meraklanarak, biraz da kıskanarak onları dinliyoruz. “Ben de gezmek, görmek, gezginlerle ve değişik insanlarla tanışmak istiyorum” diyenler sizlere “Gezginler Kulübü”nü tanımanızı tavsiye ediyoruz. Gelin isterseniz biz size önce biraz kulübü tanıtalım, ardından da kulüp başkanından iyi bir gezgin olmanın özelliklerini öğrenelim. Gezginler Kulübü’nü ülkemizin adı üstünde gezginleri, gezdikçe yazanları ve gördüklerini paylaşanları biraraya gelip kurdu. 170’e yakın ülke gezen, 4 gezi kitabı yazan, çevreci yönüyle tanınan ve bu özellikleriyle, “Modern Evliya Çelebi” olarak nitelendirilen İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kural başkanlığında kurulan kulüp, “Sultanahmet’teki merkez binasında hizmet veriyor. Kulübün üyeleri arasında kimler yok ki; Leyla Tekül, Coşkun Aral, Hülya Koç, Nasuh Mahruki, Bülent Eczacıbaşı, Buket Uzuner, Prof. Dr. Tarık Minkuri, Füsun Önal, bunların bazıları... Türkiye’de gezi tutkusuna kapılmış gençlere yol göstermek amacıyla Gezginler Kulübü Derneği’ni kurduklarını söyleyen Prof. Dr. Orhan Kural kulüp çalışmalarını şöyle özetliyor: “Yurt dışındaki benzer kulüplerle ilişki içinde olarak, değişik kültürlerden insanları birbirleriyle kaynaştırmak, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmalarını sağlamak, ülkemize gelen yabancı gezginleri ağırlamak, söyleşilerle, dia, video gösterimi tarzı çalışmalarla gezilecek ya da gezilmiş yerler hakkında meraklıları bilgilendirmek, derneğin faaliyetleri arasında sayılabilir. Gezgin olmanın da kuralları var diyen Sayın Kural; iyi bir gezginin, gittiği her kentte, kasabada, köyde ayrıntıları kaçırmamak için uğraşması ve her yerin kendine has özelliklerinin olduğunu bilmesi ve aynı zamanda barışçı, çevreci, girişken ve küçük şeylerden mutlu olmasını bilen bir kişilik özelliğine sahip olması” gerektiğini belirtiyor. Kural, gezmek için paranın gerekli olduğunu söylüyor, ama yine de “maddi olanaklarımız yok” gerekçesini kabul etmiyor. Örneğin 200 dolarla hayli önemli bir geçmişe sahip olan İran’da 1 ay gezilebileceğini, yine 300-400 dolarla harcamayı iyi yapmak koşuluyla mistik bir ülke olan Hindistan’a gidilebileceğini söylüyor. Sayın Kural’a son olarak, Genç Gezginlere neler önerebileceğini sorduk. İşte cevabı; “Mark Twan’in dediği gibi, önyargı, taassup ve dar görüşlülüğün en iyi tedavisi seyahattir. Genç gezginlere öncelikle bunu unutmamalarını ve turist gibi değil, gerçek bir gezgin olarak gezmelerini öneririm. Gerçek bir gezgin, herşeyden önce, bir dünya vatandaşıdır. İnsanlara ırk, din, dil, cinsiyet ve milliyet kalıplarının dışında, önyargısız sadece insan olarak bakmayı bilir. Kendi kültüründen olmayan insanların geleneklerini, kültürlerini, dünyalarını anlamaya çalışır. Gezmek, kişinin hoşgörüsünü üretici yanını ve duyarlılığını artıran bir okuldur ve bu okulun yaşı da yoktur.” Son olarak; Gezginler Kulübü’ne üye olabilmek için çeşitli defalar yurt dışına çıkmış olmak ve yabancı kültürlerin insanlarıyla kaynaşmış olmak gerekiyor. Ancak siz bu olasılığı kendinizden uzak görüyorsanız sakın umutsuzluğa kapılmayın. Unutmayın ki, gezginci olabilmek için önce içinde yaşadığımız çevreyi iyi tanımamız gerekir. Üstelik birçoğumuz, pek yakında 9 günlük uzun bir bayram tatiline gireceğiz. Haydi “bayramda, bayramlaşmayı unutmadan” küçük küçük çevre gezilerine çıkın. Ama sadece “bakarak değil, görmeyi bilerek...” Gerçek gezgin kimdir? * Herşeyden önce, bir “dünya vatandaşı”dır. Tüm dünya insanlarına uygarlıklarına ve kültürlerine önyargısız yaklaşır. * Dünyanın ancak insanla, temiz bir çevreyle ve sağlıkla değerli olduğunu, bu çeşitliliğin büyük bir hazine olduğunu bilir. * Gezmenin, kişinin hoşgörüsünü üretici yanını ve duyarlılığını arttıran bir okul olduğunu, paylaşmanın da gezmek gibi bir tutku olduğunu hiç aklından çıkarmaz. * Seyahatten önce gideceği ülke hakkında bilgi toplar. * İyi bir yürüyüşçüdür, çünkü bir kenti anlamanın ve yaşamanın en iyi yolunun yürümekten geçtiğinin bilincindedir. * Pahalı giysiler yerine, yöreye özgü hatıra eşyalar satın almayı tercih eder. * Lüks bir otelin havuz başında oturmak yerine kentin kenar mahallelerinde dolaşmayı tercih eder. Kulüp adresi: Akbıyık Keresteci Hakkı Sok., No: 50/1 Cankurtaran, Sultanahmet/İst. Tel: (0 212) 518 54 09 (0 212) 518 54 02 İnternet adrsi: www.gezginler.org. Önemsenmek Bazen küçük bir öykü, hikâye hayatımızı nasıl da değiştirir, düşünmediğimiz ya da aslında bilip de unuttuğumuz birçok şeyi yeniden hatırlamamızı sağlar öyle değil mi? Bu yüzden öykülerin, hikâyelerin, insanların hayat tecrübelerinin hayatımızın şekillenmesi üzerindeki gizli gücüne daima inanmışımdır. Yazılarımda zaman zaman, çeşitli hikayeler kullanmamın sebebi de budur, umarım siz de okurken sıkılmıyor, benim aldığım tadı alıyorsunuzdur... Efendim, anladığınız üzere bir hikâye, bir de nacizane küçük bir yorumum var bu haftaki köşemizde. Hikayemizin konusu “önemsenmek”. Kahramanlarımız, bir öğretmen ve öğrencileri hikâyeyi öğretmenin ağzından aktarıyorum. “Bir cuma günü sınıfta işler yolunda gitmiyor gibiydi. Öğrencilerin birbirlerine sinirlendiğini hissettim. İşler çığırından çıkmadan önce bu tuhaflığı durdurmam gerekiyordu. Bunun için herkese sınıf arkadaşlarını bir kağıda listelemelerini ve birbirleri hakkında düşündükleri en iyi şeyleri bulup bu kağıda yazmalarını söyledim. Daha sonra bu kağıtları alıp değerlendirdim, herkes için bir liste oluşturup, sahiplerine, dağıttım. Bir süre sonra bütün sınıf gülümsüyordu. “Gerçekten mi?” diye fısıldaştıklarını duydum. “Bu kadar sevildiğimi bilmiyordum!..” Bundan sonra sınıfta hiç kimse bu kağıtlardan sözetmedi, büyük tatsızlıklar da olmadı. Yıllar sonra bir yolculuk dönüşü, öğrencim Mark’ın Vietnam’da öldüğünü öğrendim. Cenazesi de meğer ertesi gün kaldırılacakmış. O gün Mark’ın bütün arkadaşları cenazeye gelmişti. Hepimiz çok üzgündük ve ben yılların ardından, öğretmenlik yaptığım kasabaya döndüğüm gün ailemden aldığım böyle bir haberle yıkılmıştım. enaze töreninden sonra hepimiz Mark’ların evine gitik. Mark’ın babası “cebinden bir cüzdan çıkardı. Öldürüldüğü zaman bunu oğlumun üzerinde bulmuşlar, içinde de bu iki sayfa kağıt vardı. Bunlar, yıllar önce Mark’ın arkadaşlarının onun hakkında düşündüklerini yazdığım kağıtlardı. Sınıf arkadaşları etrafımıza toplandılar. Hepsi de yıllardır kağıtlarını sakladıklarını söylediler, kimisi çekmecede, kimisi de bir albümün içinde. Hatta John, cüzdanını çıkardı, buruşup yıpranmış listesini gruba gösterdi. “Bunu yanımda taşıyorum, sanırım hepimiz listelerimizi saklıyoruz.” “İşte o an oturdum ve ağladım...” (Ben ve öğrencilerim hikâyeyi de, öğretmenin yöntemini de çok sevdik, benzeri de bir uygulama yaptık, sonuç mükemmel.) Bu yazının altında şöyle de bir not vardı. Bunca yetişkin insanın çocukken ellerine geçmiş bir kağıt parçasını gittikleri her yere, dünyanın öbür tarafında çeltik tarlalarının ortasındaki bir savaşa bile taşımasının nedeni ne olabilir? Tabii ki, değer verilmek, sevildiğini bilmek ve önemsenmek... Hanginiz istersiniz yalnız kalmayı, çevrenizden kopmayı ve kendinizi değersiz, önemsiz hissetmeyi? Niçin önce insanların olumsuz, kusurlu yanlarını görüp, kavgaya, birbirimizi dışlamaya bu konulara meyilliyiz ve birbirimizin iç güzelliğini farketmeden, görüntünün peşinde koşuyoruz? İnsanlara zaman ayırın, onlarla ilgilendiğinizi gösterin ve bütün insanların en az kendiniz kadar değerli olduğunu bilin. Sevgiyle kalın. Haftanın Sözü Gerçek büyük adam, büyük olduğunu düşünmeyendir. William Hazeiti
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT