BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dimitri

Dimitri

Meteoroloji uzmanlarının sinir edici haklı çıkışları eşliğinde bir gün kar yağışına şahitlik ediyoruz, ertesi gün baharın tatlı sıcaklığına. Şaşkına dönen bitkiler ve hayvanlar da en az bizim kadar bocalıyor.



Meteoroloji uzmanlarının sinir edici haklı çıkışları eşliğinde bir gün kar yağışına şahitlik ediyoruz, ertesi gün baharın tatlı sıcaklığına. Şaşkına dönen bitkiler ve hayvanlar da en az bizim kadar bocalıyor. Bahar dalları bembeyaz bir açılışa hazırlanırken karıncalar ortaya çıkacak gibi oluyor. Hatta anladığım kadarıyla sivri sinekler bile hayata dönmeye niyetli. Bütün bu uyanış organizasyonu yapılırken bir de bakıyorsunuz lapa lapa kar başlamış. Hayırdır İnşallah. Ben bu satırları yazarken dışarısı günlük güneşlik ve adet olduğu üzere Yeşilköy pazarı kurulmuş. Havanın da müsaade etmesiyle soluğu sokakta alanlar sanırım keyifli bir gün geçiriyorlar. Alışverişin tatlı telaşı arasında hanımlar bugünün dünya kadınlar günü olduğunu hatırlıyorlar mı bilmem. Ama zaten senede bir günü işgal eden bu zarafet beni de pek ilgilendirmiyor. Ne demek Dünya Kadınlar Günü? Ya da bunun karşılığı yani Dünya Erkekler Günü hangi gün? Şimdi birçokları “her gün” diyerek hazır cevaplılık örneği sergilediklerini zannedecekler ama ben buna sadece gülerim. Neyse. Biliyorsunuz ben adı konmuş günlerle ilgili yazı yazmamaya özen gösteriyorum. Bu yüzden 8 Mart günü yani dün bununla ilgili yazmadım. Yoksa bilmediğimden ya da unuttuğumdan değil. Bu arada yeni bağlanan faks numaram sayesinde sizinle yeniden iletişim kurmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Fakslarınız geliyor ve ben de her birini büyük bir dikkatle okuyorum. Ofisimi eve taşıdığım için yazdıklarınız benden başka kimsenin eline geçmiyor. Yalnız e-mail göndermek konusunda biraz isteksiz buluyorum sizleri. Eğer elektronik postada buluşursak daha keyifli sohbetler yapabiliriz gibi geliyor. Bu sabah yazımı yazmak için hazırlanırken bir faks aldım. Dünkü yazımla ilgili... Sizlerle paylaşmak istedim. Tek satırına bile dokunmadan naklediyorum; “Selin Dilmen hanımefendi, Bundan kırkbir yıl evvel İstanbul’un güzide eğitim kurumlarından bir lisede öğretmenlik yapan yazar ve şair olan bir edebiyatçımız öğrencilerine İslam’daki mezhepleri soruyor. Koca sınıfta ses yok. Sorusunda ısrar edince orta sıradan bir öğrenci cevap vermek istiyor. Öğretmen: -Buyurun sizi dinliyorum. Öğrenci: -Hanefi, Şafi, Hanbeli ve Maliki cevabını veriyor. Öğretmen: -Adınızı öğrenibilir miyim? Öğrenci: -Tabii hocam. Adım Dimitri.” Faksın geri kalan iki satırı okurumla benim aramda. İsminin yazılmasını belki istemez diye saklı tutuyorum ve kendisine ilgisi için çok teşekkür ediyorum. LEVHA Dağlara çıkmayan uzakları göremez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT