BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ortadoğu ihmal edilemez

Ortadoğu ihmal edilemez

Türkiye’nin tarihten ve coğrafyadan gelen büyük avantajları var. Balkanlar, Türkiye için avantaj. Kafkaslar avantaj, Türk cumhuriyetleri yeni avantaj. Bir başka avantaj da Ortadoğu.



Türkiye’nin tarihten ve coğrafyadan gelen büyük avantajları var. Balkanlar, Türkiye için avantaj. Kafkaslar avantaj, Türk cumhuriyetleri yeni avantaj. Bir başka avantaj da Ortadoğu. Ki daha ziyade Arap ve İslam ülkelerinin dahil olduğu ortadoğu kavramı çok geniş bir coğrafyayı içine almakta. Keza tarihen ve fiili gerçek olması bakımından Orta ve Kuzey Afrika da Türkiye için bir avantaj. Türkiye’nin avantajlardan birini kullanıp, onu tercih edip diğerlerini ihmal etmesi kabul edilemez. Böyle bir siyaset olduğuna, bunun millî prensip sayıldığına da asla ihtimal vermiyoruz. Türkiye, bir kere şunu yapmalı... Mazi, kendi zamanında kalmıştır. İlişkide olduğu ve olacağı hiçbir millet, devlet ve toplulukla düne dair kavga faturaları çıkartmamalıdır. Kamuoyunun ve bilhassa medyanın konuya dair incitici yayınları elverdiğince önlenmelidir. Büyük olan Türkiye’dir. Rahatlatacak olan da Türkiye’dir. Yeni bir bin yıla girildiğine göre eski hata; belki hatadan öte eylemler bin yıl ötede kalmalıdır. Tarihin dün İstanbul’a yüklediği misyonu bugün bir başka formatta Ankara ifa durumunda gözüküyor. Tarih ve herhalde kader, Türklere yeni ödevler vermekte. Dün siyâsî birliktelikler söz konusu iken bugün kültürel, ekonomik ve değişken faydalara dönük beraberlikler yaşanıyor. Tayin edici faktör, bunlar oluyor, bunlar siyasete yön veriyor. Ufkumuzda tekrar Balkan penceresi, Kafkas penceresi açılmıştır. Ortaasya hiç bu kadar yakın olmamıştı. Lakin bir de Ortadoğu-Afrika realitesi var. Bunların hepsi yerli yerince değerlendirilirse Ankara için birer avantaj. Hiçbiri de diğerinden daha az ehemmiyetli değil. Ankara’nın kıvrak, inandırıcı, sür’atli ve dengeli politikalarla bu alanlar arasında mekik dokuyarak istikbale hazırlanması lazım. Önce bölge, sonra dünya devleti böyle olunur. Üstelik bugün ABD politikaları da Ankara’nın yanındadır. Örtülü Bonn-Washington çekişmesini Ankara lehine çevirmeyi bilmelidir. Washington için hep söylenen bir söz vardır: Amerikan başkentinde aynı anda değişik ülkelerden birçok devlet başkanı, başbakan ve bakanlar bulunur. Türkiye, bunu temin etmeli. Diplomasi 2000’le beraber atağa kalkmıştır. Nükleer silah vs hep diplomasiye destek görevi yapmakta. Ortadoğu’nun, dolayısıyla Arap-Afrika ülkelerinin önemi, Ürdün Kralı Abdullah bin el Hüseyn’in Türkiye ziyaretinde dile getirdikleri ile gayet net bir şekilde anlaşılmaktadır. Ürdün, merhum Hüseyn’in çevresi ateşe boğulurken memleketini selamette tutması ile hakîkaten bir sulh-sükûn diyarı olarak kalmıştı. Hüseyn, hep ılımlı politikalar güttü. Şimdi yerine gelen oğlu da aynı çizgide. TBMM’de yaptığı konuşma bir jestten ziyade inancın ifadesidir. Sakin, istikrarlı ve bizleri seven bir ülke ve o ülkenin Türkiye’ye hayran lideri. Bu lider kelimesine özellikle dikkat çekiyoruz. Abdullah bin el Hüseyn göz doldurmuştur. O’nun dediği bizim dediğimizden farklı değil. -Bölgeyi Türkiye şekillendirecek. Belli ki bu ifade aynı zamanda bir temennidir. Kısacası, Türkiye’nin yapacağı ana işlerden biri eski İmparatorluk coğrafyasında “diplomasi koşturmak”tır. Zaman Türklerin emperyalist olmadığını göstermiştir. Ülkeler yönetip de sömürmeyen tek millet biz olsak gerek...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT