BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnönü ve İkinci Dünya Savaşı

İnönü ve İkinci Dünya Savaşı

İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk dış politikasının hedefi, savaşa katılmadan Türkiye’nin toprak bütünlüğünü korumak oldu. Türk politikasının yönünü çizenler, yabancı askerleri Türk sınırlarından uzak tutarken, Türk askerlerini de yabancı sınırlardan uzakta tutmaya yönelmiş bir tarafsızlık siyaseti izlediler.



İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk dış politikasının hedefi, savaşa katılmadan Türkiye’nin toprak bütünlüğünü korumak oldu. Türk politikasının yönünü çizenler, yabancı askerleri Türk sınırlarından uzak tutarken, Türk askerlerini de yabancı sınırlardan uzakta tutmaya yönelmiş bir tarafsızlık siyaseti izlediler. Türk önderleri, ne bir karış toprak vermeyi, ne de bir karış daha toprak edinmeyi düşünüyordu. Türkiye’yi savaşa sürükleyecek serüvenci bir politika izlememiş, bunun yerine, bir “Müttefik” ya da “Mihver” zaferine karşı ağırlık olarak Türkiye’nin güvenliğini sağlamayı uygun bulmuşlardı... Devlet başkanı ve tek siyasal partinin önderi olarak oynadığı rolle, Ankara’nın mutlak egemeni İsmet İnönü, bu uygulamanın başyöneticisi olmuştur. (Prof. Edward Weisband, 2. Dünya Savaşında İnönü’nün Dış Politikası) İnönü Türkiye’yi savaşa sokmamak hususunda çok gayret sarf etmiş bu konuda pek çok toplantı yapmış pek çok kimse ile konuşmuştur. Bu toplantılardan birini biliyorum. Tarihe yardım bakımından açıklıyorum. Zira medyamızda da bu her zaman tartışılmaktadır. İnönü savaşa girip girmeme konusunda fikirlerini almak üzere başta Mareşal Çakmak olmak üzere orgenerallerle Ankara’da bir şûra toplar. Orgenerallerin hepsi İstiklâl Savaşına girmiş kahramanlardır. Almanlar bu şûra toplandığı zaman Bulgaristan’ı işgal etmişlerdi. Bu şûraya o zaman tümgeneral olmasına rağmen babam Asım Altuğ da çağrılmıştı. Zira babamın başında bulunduğu Ordu Dairesi; askere alma, seferberlik, talim terbiye vs. işleriyle meşgul olurdu. İnönü, mareşal ve orgenerallere “Savaşa girelim mi?” diye sormuş. Başta Mareşal Fevzi Çakmak olmak üzere hepsi “girelim” diye cevap vermişler. İnönü de neredeyse “girelim” diyecekken babam söz alır: “Sayın Cumhurbaşkanım, Silahlı kuvvetlerin kadrosu eksiktir, seferberlik ilân edilmemiştir, talim terbiye tamam değildir” deyince İnönü: “Demek öyle? General Altuğ’un koltuğunu yanıma getirin” der ve ondan sonra her konuda babamın görüşünü alır. Bu toplantı sabahleyin yapılmıştır. Öğleden sonraki şûra toplantısına giren babam koltuğunun İnönü’nün koltuğundan uzaklaştırıldığını görür, bunu İnönü de görür ve akşam babamı Çankaya’ya yemeğe çağırır. Bu sosyal bir davet değildi, annem çağrılmamıştı. Askerî konular konuşulacaktı, nitekim konuşulmuş. Elbette İnönü’nün savaşa girmeme kararını babamla konuşmasına bağlamak abestir. İnönü çok düşünüp çok fikir almıştır. Hepsine yüce Allah’tan rahmet dilerim.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT