BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kalem değil güven verin

Kalem değil güven verin

YGS’de abartılı tedbire maruz kalıp, şifre iddiasıyla sarsılan gençler: Salondaki duvar saati bozuk çıktı. Başımdaki tel tokayı bile aldılar. Saçlarım da dikkatim de dağıldı.



GENÇ TÜRKİYE HAZIRLAYAN: Fatih SELEK Her hafta bir üniversiteyi ağırlıyoruz SAYFAMIZI BU HAFTA KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİYLE HAZIRLADIK ŞİFRE İDDİALARINI VE UYGULAMAYI TARTIŞTIK Genç Türkiye’yi bu hafta Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi, hoca ve öğrencileriyle hazırladık. Yard. Doç. Dr. Selma Koç, Dr. İhsan Karlı, Arş. Gör. Ebru Turanlı ve öğrenciler Davut Yasa, Gizem Gül, Dinçer Akbir, Recep Berber, Belgizar Abiri, Ahmetcan Akgün, Servet Teymur, Zehra Kucur, M. Gürhan Uysal, Muratcan Ertay, Uğur Ulu, Sedat Durak, Veysel Kara, Samet Malkoç ile gazetemizin yazı işleri toplantı salonunda haber toplantısı yaptık ve sayfamızı tasarladık. Toplantıda, gündemdeki bir konuyu, YGS kitapçığındaki şifre iddialarını ve sınav uygulamalarındaki sıkıntıları konuştuk. Arkadaşlarımız Belgizar Abiri ve Mehmet Gürhan Uysal da öğrenci evlerinin hâllerini anlattı. Çalışmamazı medya grubunu gezerek tamamladık. TEDBİRLER ABARTI KPSS’deki kopya skandalının ardından bir de şifre iddialarının ortaya atılması psikolojileri altüst etti. Adaylara ve gözetmenlere göre ÖSYM, güvenliği sağlamak için, ‘güven’i gözden çıkarıyor. Abartılı tedbirler bazı problemleri de beraberinde getiriyor. DİKKATİM DAĞILDI Öğrenciler anlatıyor: Yandaki salonda saat bozuk çıkmış. Arkadaşlar ‘vakitsiz’ bir sınav yaptı. Başımdaki tel tokayı bile aldılar. Saçlarım da dikkatim de dağıldı. Kopya tedbirleri önceden sızdırılmayla ilgili bir şey. Ama sadece sınav esnasında yüksek güvenlik uygulanıyor. Bir haftadır, gündemimizin en önemli maddesini YGS kitapçığındaki şifre iddiaları oluşturuyor. Önce ÖSS soruları çalındı, sonra KPSS’de kopya skandalı patladı. Şimdi de şifre iddiaları ortaya atıldı. Devletin üst makamları, ÖSYM ve YÖK, şifre iddialarını yalanladı. Açıklamalardan ‘ikna oldum’ diyenler de var, hâlâ kafasında sorular bulunanlar da... Peki ne olmalı? Oturduk, sınav sistemini tartıştık. Sürekli sınavlarla boğuşan bir nesil olarak karşılıklı güven bunalımı yaşandığı sonucuna vardık. İşte arkadaşlarımızın görüşleri: Sedat Durak: “Meselenin bu kadar gündemde olması milyonlarca gencin gelecek kaygısı yaşamasından kaynaklanıyor. Hep bir yarış içindeyiz ve sürekli endişe halindeyiz. Tabii bu psikolojiyle, ortaya atılan iddialardan şüphelenmemek imkânsız hale geliyor.” KORKU YAŞIYORLAR Gürhan Uysal: “Artık kalemi, silgiyi ÖSYM veriyor. Kardeşime verilen kutudan kalemtraş çıkmamış. Basit bir şey ama o an paniklemiş. Çünkü birisinden isteyemiyorsun. Daha sonra sınavlara bu korkuyla girdi. Çalışmaya devam edenler, iptal olacak korkusu yaşıyor.” Gizem Gül: “En son ÜDS’ye girdim. Üzerimdeki tel tokaları bile aldılar. Saçlarım uzun olduğu için sınavda zorluk çektim. Her yeriniz didik didik aranıyor. ÖSYM’nin bu şekilde hedef şaşırttığını düşünüyorum. Bu kopya tedbirleri aslında sınavdan önce sızdırılmayla ilgili bir şey. Ama sınav esnasında yüksek güvenlik uygulanıyor. Halbuki sınav esnasında oluşmayan bir durum var.” SAAT BOZUK ÇIKINCA Ahmet Can Akgün: “Benim girdiğim sınavda bazı arkadaşların kemerlerini bile çıkartmışlar. Yandaki bir sınıfta saat bozuk çıkmış. Gözetmende ve adayda saat olmayınca herkes paniklemiş ve ‘vakitsiz’ bir sınav yapmışlar. Bir kız çok ağlamış.” Belgizar Abiri: “ÖSYM Başkanı iddialara komplo değil acemilik diyor. Milyonlarca insan ne şartlar altında sınava hazırlanıyor tahmin ediliyor mu? ÖSYM’nin acemilik deme lüksü yok.” Zehra Kucur: “ÖSS’ye girdiğim zaman arkada oturan bir kız kustu. Ama hiçbir müdahalede bulunulmadı. Biz o görüntü ve koku içinde sınav yaptık. Çünkü dışarı gitmesi, üzerini başını silmesi yasak.” Recep Berber: “Çocukların üstünde büyük bir aile baskısı var. Çocuk bunu kabulleniyor ve çok küçük bir hatada bunalımlara giriyor. İddialar da çocukları büyük felaketlere sürükler.” Veysel Kara: “Biz derslerde her şeyi sınavlar için öğreniyoruz. Hayatımızın her noktasında sınav var ve bunlar bizi geriyor. İnsanları daha az strese sokacak bir sistemin getirilmesi düşünülmeli. Şüphesi bile yetiyor.” Annem beni böyle görmesin! Öğrenci evlerinin kendine has bir tarzı vardır. Eşyalar farklı ama kullanışlıdır. Isıtıcıda makarna, ütüde pekâlâ çorba yapılabilir. > Belgizar Abiri / Mehmet Gürhan Uysal Üniversite için ailesinin yanından başka bir şehre gidenler yurt ya da bir öğrenci evinde kalır. Öğrenci evlerinin kendine has bir tarzı vardır. Bu evlerin eşyaları az ama kullanışlıdır. Yeri geldiğinde tabak, kaşık, çatal, bardak aynı anda dönüşümlü olarak kullanılır. Salon misafir geldiğinde bir anda yatak odasına dönüşebilecek eşyalardan oluşur. Langırt masası, playstation, duvarlarda asılı posterler, oyun takımları, ortaya saçılmış CD’ler bir öğrenci evinde karşılaşabileceğiniz manzaralardandır. Evdeki kişi sayısından fazla bilgisayar ise yaşanılan yere internet kafe görünümü kazandırır. Anne eli değmiş bir yemek için yanıp tutuşan öğrenci her gün “Bugün ne yesem?” ızdırabı çeker. Her zaman farklı yöntemler bulur. Örneğin su ısıtıcısında makarna yapılır, ekmek arasıyla öğün geçiştirilir. Bazen ocağın tüpü biter ve zor zamanlarınızda bir ütü imdadınıza yetişebilir. Şöyle ki pekala sıcak ütünün üzerinde çorba pişirebilirsiniz. Ya da elektrikli ısıtıcının üzerine çaydanlığın demliğini koyup çay demleme işine de girişebilirsiniz. Buzdolabını elbise dolabı olarak kullanmak da çok ilginç bir fikir olarak değerlendirilebilir. 20’li yaşların başında aileden uzakta bir şehirde yaşamak eğlencelidir ama aynı zamanda sorumluluk almayı öğretir. KAPICI DEĞİL ÖĞRENCİ > Samet Malkoç Üniversite öğrencileri, okurken bir yandan da çalışmak zorunda kalabiliyor. Arkadaşımız Sedat Durak bunlardan biri. 2007 yılında Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğrenime başlayan Sedat, ilk iki sene kira ve faturalar karşılığında apartman görevlisi olarak çalıştı. Sedat, neler yaptığını şöyle anlattı: “Gece saat 11’de 40 dairenin çöpünü atıyordum. Sabahları saat 5’te kalkıp binanın dış ve otopark lambalarını kapatıp, apartmanın önünü süpürüyordum. Üç günde bir de apartmanı baştan aşağıya temizliyordum. Bunu bir şans olarak görüyorum. Çünkü kira ve fatura derdim yoktu.” BİR GÖZETMEN ANLATIYOR: BiZi BiLE DiDiK DiDiK ARIYORLAR “Ben geçtiğimiz YGS’de gözetmen olarak görev yaptım. Önceden sorularda sıkıntı var mı, kağıtlar bitişmiş mi diye kitapçıkları sınav başlamadan kontrol ediyorduk. Ama şu anda kişiye özel kitapçıkların hepsi poşetli geliyor. Gözetmenin kitapçıkları kontrol etme hakkı yok. Yani ben onun içinde ne yazdığını bilm iyorum. Adaydan başkası kitapçığı açamıyor. Kitapçığın üstünde not var mı yok mu bilemiyorsunuz. Ya da kitapçık kayboluyor, ÖSYM bürosu aranıyor, onun için özel kitapçık basılıyor. Ben herhangi bir kitapçığı ona veremiyorum. Aday birbuçak iki saat kitapçığı beklemek zorunda kalıyor. Bu da çok büyük bir şaibeye sebep oluyor. Biz bile sınav salonuna girerken öğrenciler gibi aranıyoruz. Evimin anahtarını bile bırakmak zorunda kalıyorum. Ya ben yalnız yaşayan biriysem? Siz bana güvenmiyorsunuz ben size neden güveneyim. Bu kadar aranıp tarandığımız hâlde, fotoğraflı cevap anahtarı getirildi. Bu kadar güvensizlik olmaz. İnsanı psikolojik olarak o kadar yoruyor ki...” 10 yılda 391 İMTİHAN Hayatımızın her aşamasında bir sınavla karşılaşıyoruz. Bunların çoğunu kısaltmalarıyla biliyoruz. YGS, LYS, ÜDS, TUS, JANA, KPDS, TODAİE, ALES, YDUS.. Sadece ÖSYM, her yıl 35’in üzerinde sınav yapıyor. Kurumun son 10 yılda açtığı sınav sayısı ise toplamda 391’i buldu. En çoğu da 41 sınavla 2008 yılında yapıldı. SENİN ÇILGIN PROJEN NE? Arkadaşlar, Başbakan’ın “İstanbul’a çılgın bir projem var” haberi medyada sıkça yer aldı. Başbakan herkesin merakla beklediği bu projeyi 15 Nisanda İstanbul’da açıklayacak. Bu toplantı öncesi sizin tahmin, temenni ve tasarımınız varsa gönderin yayınlayalım. gencturkiye@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT