BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ali Sami Yen yıkılırken oradaydım...

Ali Sami Yen yıkılırken oradaydım...

Seneler önce Metin Oktay‘ın ayakkabılarını yıkamak için sıra bekleyen bir velettim orada...



Son birkaç gündür oradaydım. Tarihe tanıklık etmek için bir saatimi ayırdım ve Mecidiyeköy civarında dolaştım ve bir “hafriyat çalışması” tanığı oldum. Orada tüm kepçeler ve dozerler acımasızca saldırdı tarihe ve kanımı donduran dramatik görüntüler yaşadım. İnsanlar birer taş kapıp yıkıyordu orayı. Bir tarihi defnediyorlardı orada sanki... Seneler önce Metin Oktay‘ın ayakkabılarını yıkamak için sıra bekleyen bir velettim orada... “Kaşar ekmek” evliliğinde açılış maçında birinin omzuna oturmuştum ve Türkiye ile Bulgaristan oynuyordu. O gün de yıkılmıştı Ali Sami Yen. Bir köfte ekmek tezgâhının tüpü patlamış ve oluşan panik nedeniyle insanlar birbirini ezmiş, tribünlerin üst katından birileri uçmuştu aşağıya. Hiç hatırlamıyordum oradan nasıl göründüğünü çevre yolunun. Çünkü stat yapılırken bir köprüsü bile yoktu İstanbul’un henüz... Resim çektirdim bol bol... Hiç beklemediğim şekilde sahanın kenarındayken çevre yolunun belirmesiyle feleğim şaştı... E5”i görüyordum artık yıllarca maç anlattığım noktadan... Öz denizcilik diye bir firmanın yeni yetme yetkilisi bir genç kız nasıl da anlattı yüksek bir teknoloji kullanarak tarihin ta kendisini yıkmayı nasıl da becerdiklerini. Ali Sami Yen tabelası artık yoktu... Yeni stattan esirgenen ve bir yerine asılması bile akıl edilememiş olan tarihi zenginlik ve coşku, hatta geçmişin mirası yok edilmişti hâlâ daha direnmeye çalışan bir yönetim tarafından. Adnan Polat biliyor mu bilemem ama ben ve bazı “ağır abiler” ve bazı “süslü” dostlar iyi bilirler şunu: Ali Sami Yen kurucu ve ilk başkandan öteyedir... Ali Sami Yen Türk Milli Futbol Takımlarının da ilk teknik direktörüdür... Sahaya şişeyi atanı “sokaktaki Galatasaraylı” olduğu için belki de bulamamak, “sokaktaki Galatasaraylı”ları bir araya getirip yürüyüş tertipletmek ve yine “sokaktaki Galatasaraylı” aracılığıyla kulübü mahkemeye vermek ne kadar bir haslettir ki; Ali Sami Yen’in kim ve ne olduğunu bilebilsin... Kim olduğunu bilememek!.. Galatasaray, Tevfik Fikret‘tir... Ferruhzat Bey‘dir, Tahir Alangu ve Ali Teoman‘dır. Grand Cour‘dur... Şamata geceleridir... Metin Oktay ruhudur, Gündüz Kılıç‘tır. Fenerbahçeli rakiplerine “çok eksiğiniz var isterseniz oynamayalım” diyebilmektir. Ali Sami Yen ise tam bir ilktir... Ve onun defin töreni 75 gün sürecekmiş... Oraya ilk kazma vurulurken arkasında hiçbir destek olmayan gerçek bir Galatasaraylı; Bülent Ünder, öğretmeye çalışıyordu bir Kolombiyalı ile gemiyi terk eden bir kaptana Galatasaraylılığın ne demek olduğunu... O bunun için çabalarken, Ali Sami Yen 5 kilometre ileride talkını bir kez daha verilerek toprağa veriliyordu... Defnediliyordu tarih.. Adını bir stadın üstüne asmayı beceremeyen bir başkanın tepesinde dolaşıyordu belki de ruhu. Sahanın tarihler yazılmış çimleri kalkmış, dozer ve kepçeler tarafından çiğnenmiş tarih, kapıdan sökülmüş ismi ve Ali Sami Yen, bir kurucudan bir başkandan öteye, bir çınarın kökü sökülüyordu sanki yerinden... Kulübünün televizyonunun ise haberi bile yoktu olaydan... Osman Tanburacı‘nın üç-beş cümlesine sığındılar hepi topu... Bir program hazırlamayı becerebilecek kadar bile ehliyetleri yoktu bir kültür yuvasından çıkan televizyonun yetkililerinin... Ali Sami Yen’in kim olduğunu ve ne ifade ettiğin bildiklerinden bile şüpheliyim. Onlar için kültür, ancak mantar yetiştirmeye yarar çünkü... Geleceği gördüm Dün Galatasaray’ın geleceğinin temellerinin atıldığını bizzat yerinde gördüm. Ünal Aysal‘ın sağlam ve belirli bir “konsensüs” oluşturulmuş duruşu etrafında sağlam, bir gelecek hissettim. Adnan Öztürk, Ali Gürsoy, Refik Arkan el ele vermişlerdi ve aslında üç-beş kişi değil üç-beş bin kişi gibi durduklarını gördüm. “Varım” deyip kıvıranlardan değil, gerçekten geleceği kurmak üzere ve “üçüncü dönemi” başlatmak üzere orada olduklarını gördüm. Yakın geçmişi eleştirmek yerine nasıl bir gelecek kurmaya çalıştığını anlatarak yaptığı konuşması, Ünal Aysal ve ekibinin özlenen ve beklenen “hasletlerle” donatılmış olduğunu gösterdi bana... Geleceği hissettim orada... Yani... Rahat uyu Ali Sami Yen... Komple teoriler Kötülüğe avukatlık yapmaya fazlasıyla meraklı olanlar Galatasaray’ın bilinçli bir mağlubiyet aldığını söyleyecek kadar ileri gittiler... Bugün bir “özür” borçlular... Fenerbahçe Arena’da 2 tane atıp maçı alabilir... Fener iki attıysa Trabzonspor 1 atamaz mı?... Hasan‘ın şahlandığı ve hiçbir iddiası yok iken Galatasaray’ın Trabzon’da 4 attığı maçın kalecisi de Tolga Zengin idi. O maç Fenerbahçe’yi şampiyon etmişti. Kaleci çocuk doğrusunu açıkça söyledi ama kimse tınmadı bile... Kimileri de Eskişehirspor’un tarzı olmayan bir şekilde “açık” oynamasını “komplo” teorilerine odak yapıyor. Hayli komplike komplo teorileri gırla gidiyor. Son haftaya kadar da gidecek gibi... S-ÖZ Bir adet Ali Sami Yen atasözü... “Dipsiz çalıyı yel alır, yel almazsa el alır...” En büyük sorun, akıllıların kuşku içinde olmalarına rağmen aptalların küstah bir biçimde kendilerinden emin olmalarıymış...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT