BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Epeyce zamandır, İslâm dini üzerine konuşmak moda oldu! Bilen, bilmeyen, art niyetli, iyi niyetli her önüne gelen İslamiyet hakkında yorumlar yapıyor, ahkâm kesiyor!



Epeyce zamandır, İslâm dini üzerine konuşmak moda oldu! Bilen, bilmeyen, art niyetli, iyi niyetli her önüne gelen İslamiyet hakkında yorumlar yapıyor, ahkâm kesiyor! Niyet, apaçık bellidir. Komünizm yıkıldıktan sonra, Batı’nın yegâne hedefi İslamiyet’i eksik ve çirkin göstermek ve müslümanları aşağılayıp dinlerinden soğutarak paramparça etmektir. Bu hususu, hemen her vesile ile, CIA Başkanı’ndan tutun, çeşitli Batı’lı siyaset ve devlet adamları aleni olarak dile getirmişlerdir. El’an da getirmektedirler. Çünkü, onlar çok iyi bir şekilde gördüler ki, asrımızda yükselen yegâne değer dindir ve bu din de İslâmiyet’tir. İşte bu gidişi önlemenin planlarını yaptılar ve tatbikat mevkiine koydular. Başta televizyonlar olmak üzere, bütün iletişim araçları bu amaçla kullanılmaktadır. Bu uğursuz insanların, içimizdeki bazı beyinsizleri de, şu veya bu sebeple kendi saflarına alarak, dinimize karşı oynadıkları iğrenç oyunlara, her Allah’ın günü şahit olmaktayız. Bunlardan en sonuncusu da, birkaç gün sonra idrak edeceğimiz “Kurban”la ilgilidir. Dikkat ediyorum da, insanlığın en adi demagojisi yapılıyor. Şöyle ki: “Kurban” kelimesi alınıp, bunun sözlük manasına bakılıyor. “Yakın olmak, yakınlık” bulunuyor. Eh, maksat Allah’a yakın olmaksa, bunu, neden kan akıtarak elde edelim? Bizim Allah’ımız kandan hoşlanan bir ilah mı ki?! Fakirlerin ihtiyacı ne ise, onları vererek, Rabb’imizi razı edelim ve O’na yakın olalım! Hayvan barbarlığı yaparak, dünyaya rezil olmayalım! Baksanıza Hizbulvahşet de ortada! Müslümanlık, kesmek, biçmek, kan akıtmak dini değildir!.. Hem, çoluk-çocuğun gözleri önünde kesilen bu hayvanlar, onların dengelerini, psikolojilerini bozuyor. Nesillerimizi hasta etmeye hakkımız var mı? Bu nâdânların yâreleri, aşağı yukarı bunlar. Veya bunlara benzer herzeler... Halbuki, İslamiyet’te “kurban” yani yakınlık, bütün ibadetlerin gayesidir. Müslüman, her türlü ibadetini Rabb’inin rızasını kazanmak, dolayısıyla O’na yakın olmak (Kurbiyet-yakın olmayı elde etmek) için yapar. İslamiyet’te hayvan keserek kurban emri, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail’in kıssasına dayanır. Şöyle ki: “Hz. İbrahim, Allahü teâlâ kendisine bir erkek evlat verirse, O’nu kurban edeceğini adamıştı. Oğlu İsmail aleyhisselam doğup belli bir yaşa gelince, adağı, kendisine rüyada hatırlatıldı. Hz. İbrahim, bu emri yerine getirmek için, yanına bıçak, ip ve oğlu Hz. İsmail’i alarak, Mekke’de dağa çıktılar. Minâ denilen yere gelince, Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi: “İbrahim: Ey oğulcuğum! Rü’yada seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin?” dedi. (Oğlu İsmail): “Babacığım! Sana emredilen ne ise onu yap! İnşaallah beni sabredicilerden bulursun” dedi. (Saffât Suresi, 102) Baba ile oğul, Allah’a teslimiyetin en güzel örneğini gösterdiler. Bu hadiseden sonra, Allah, onlara Cennet’ten kurbanlık bir koç gönderdi. Aynı sûrenin 103. ayetinde mealen: “Vakta ki, ikisi de Allah’ın emrine teslim olunca, İbrahim oğlunu alnı üzerine yatırdı. (Bıçak çocuğu kesmedi) “Ey İbrahim! Rüyana sadık oldun. Güzel hareket edenleri biz, böyle mükafatlandırırız” dedik. “Bu iş, açık bir imtihandı. Oğlunun yerine (kesilmek üzere) büyük bir koç verdik” bildirilmektedir. Sevgili Peygamberimize de Hicret’in 2. yılında, kurban kesmesi emredildi: “O halde (Bayram) namazını kıl ve kurban kes!” (Kevser suresi) Evet; sevgili okuyucularım; her ibadetin gayesi Allah’a kurbet yani yakınlıktır. Özel olarak, hayvan kesme ibadetine “kurban” dememizin sebebi çok açık değil mi? Yani; Rabb’imize kulluğumuzun ve teslimiyetimizin icabı olarak, gerektiğinde en sevgililerimizi, hatta kendimizi kurban ederiz... İnsanoğlunun bu denli teslimiyetinden, hoşnut olan Rabb’imiz de, bu kulluğu, yakın olmayı hayvan keserek (kurban yaparak) yerine getirebileceğimizi lütfetti. Nitekim, Cenab-ı Hak: “Biz, her ümmete (kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine, Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlahınız bir tek İlah’tır. Öyle ise, O’na teslim olun. (Habibim Muhammed!) O ihlaslı ve mutevazı insanları müjdele!” ve, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Habibim!) güzel davranışları müjdele!” buyurmaktadır. Hac suresi 34 ve 37) Sevgili Peygamberimiz, kızı Fatıma annemizi kesilmekte olan kurbanın yanına gönderir ve ona şu duayı okumasını öğütler: (Şüphesiz ki benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. Onun şeriki (ortağı) yoktur.) Şimdi, bütün bunlardan sonra da birileri, her ne niyetle olursa olsun; müslümanların Kurban ibadetine karışır ve olur olmaz laflar ederse, ona söylenecek sözü de Kur’an-ı Kerim söylüyor: “Sizin dininiz size! Benim dinim bana!” kafirûn sûresi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT