BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yahu, şu kurban işini ne yapacağız?..

Yahu, şu kurban işini ne yapacağız?..

Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?..



Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. § Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? Getirdik diyelim, uygun bir bıçak nasıl bulacağız? Bulduk diyelim, duasını ne şekilde yapacağız? Yaptık diyelim, nasıl keseceğiz? Kestik diyelim, nasıl soyacağız? Soyduk diyelim, kimlere ve nasıl dağıtacağız?.. § Yahut kasap aramaya kalktık diyelim, nerden bulacağız? Bulduk diyelim, sıramızın gelmesini kaçıncı güne ve saat kaça kadar bekleyeceğiz? Bekledik diyelim, bu hayvancağızı o zamana kadar nasıl ve nerde zaptedeceğiz? Zaptettik diyelim, kasabın kurban kesme işin şartlarını bildiğinden nasıl emin olacağız?.. § Herşey yolunda gitti diyelim, mübarek Bayram günlerimizin kaç tanesini yorgunluk, perişanlık ve (acemiliğimizden dolayı) kan-revan içinde geçirmiş olacağız?.. § Biliyorum... Aynen benim yıllarca çektiğim sıkıntının benzerini çekmekte bugünlerde çoğunuz... Ve buna benzer sorular kurcalayıp durmada aklınızı. : - ) Ben, rahatım... Çoktaan çözmüş, bitirmişim kurban işini. Ve size de tavsiye ederim. Nasıl mı? (0212) 513 99 00 Bu, İhlas Vakfı’nın telefon numarası. Arayın, sizin işiniz de çözülmüş olsun... Bu seneki kurbanlık fiyatları ise 50, 60 ve 80 milyon lira. Hadii, (eğer daha kolay çözümleriniz yoksa) rahatlatın kendinizi ve mübarek Bayram günlerinizi huzur içinde geçirin. İhlas Vakfı’nı hakikaten tanıyor musunuz? İhlas Vakfı benim gerçekten kalbimi koyduğum bir huzur şemsiyesidir. Çünkü İhlas Vakfı’nın neler yaptığını ve nasıl çalıştığını biliyorum. Çünkü kimlerin, bu vakfın işlerini ne fedakarlıklarla yürüttüğünü biliyorum... Vakfımız (evet, tam bir sahiplenme duygusu içerisindeyim) bu ülkenin her yanından ve Türk Dünyası’dan gelen binlerce öğrenciye her türlü yardımı yapmakta, sıcak yemek, sıcak yatak ve sıcacık bir atmosfer vermekte... Bu genç arkadaşlarımızın-kardeşlerimizin uzun ve zor eğitim yolculuklarında onlara destek ve köprü olmakta... Bilgili, kültürlü ve dinine-devletine bağlı yetişmiş insanlar olarak bu ülkeye kazandırılmalarına çalışmaktadır... ..... Bunu uzun uzun yazmama lüzum yok. Merak edenler zaten (0212) 513 99 00 numaralı telefon, (0212) 513 68 57 numaralı faks veya kendilerine en yakın Türkiye Gazetesi bürosundan yeterli bilgiyi ve dokümanı alacaklardır.. Ama ben, Pazar günkü “Sohbet” köşesinde okuduğum kısacık bir bölümü size tekrar hatırlatmadan edemeyeceğim. Aynen şöyleydi, aktarıyorum: “... İlim yaymanın sevabını Peygamber efendimiz şöyle ifade buyuruyor: - Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda savaşa verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Savaş sevabı da, emr-i mâruf ve nehy-i anilmünker sevabı (dinin emir ve yasaklarını yayma) yanında, denize nispetle bir damla su gibidir.” ..... Şimdiden hayırlı bayramlar efendim... Yüce Mevla’m bütün dua, hayır, ibadet ve kurbanlarınızı kabul buyursun inşaallah. Saygı ile... hikayeCİK Kardeş’lik Kardeşlerin her ikisi de babalarından kalan çiftlikte çalışırlar... Her günün sonunda da bu iki genç adam ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Bunlardan biri evliydi ve çocukları vardı. Diğeri ise bekardı. Günün birinde bekar kardeş kendi kendine; “Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç hakça değil, dedi. Ben yalnızım ve pek fazla da ihtiyacım yok...” § Böylelikle, her gece dışarı çıkıp, dolu bir çuvalı gizlice ağabeyinin evindeki ambarına götürmeye başladı. Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine; “Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç adil değil. Üstelik ben evliyim. Bir karım ve çocuklarım var. Yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Oysa kardeşim yapayalnız. İhtiyarlığında ona bakacak kimsesi bile yok” diyordu. Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice kardeşinin ambarına götürmeye başladı... § İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar... Çünkü her ikisinin deposundaki tahılın miktarı da bir türlü değişmiyordu. Sonunda bir gece iki kardeş, yine birbirlerinin depolarına gizlice çuval taşırken çarpışıverdiler... İşte o anda bütün olan biteni anladılar. Ve çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar. (Anonim) Sevgiyi tetikleyen unsur ‘Yıkanlar hâtır-ı nâ-şâdımı şâd olsun! Nâmerttir diyen benim için, bermurâd olsun!” İnsan sevgisini ve hoşgörüyü dervişâne bir şekilde terennüm eden bu şâhâne beyti babam sık sık tekrarlar. Hangi güzel insana âit olduğunu bilmediğim bu şiiri her işittiğimde yüreğimin yağları erir. Sizin o ithamkâr ve kırıcı yazılara verdiğiniz dostâne cevapları okurken, yukarıda bahsi geçen beyit, kafamda ve yüreğimde yankılanmaya başladı. Bu kadar genç ve tez zamanda, binlerce insanın kalbinde taht kurmanızın sebebini nicedir düşünüyordum. İlkin, paylaşmaktan hoşlandığınıza hükmettim. Okuyucuların derin muhabbetini kazanmanıza, bu cömertliğinizin sebep olduğunu sandım. Zîrâ size ayrılan köşenin bâzen yarısını, hattâ tamamını başkalarına bahşediyordunuz. Fakat sadece bu şirin tuzakla binlerce gönül avlamanızın mümkün olmayacağını pekâlâ biliyordum. Mâlum yazınızı okuyunca, sevgiyi tetikleyen en önemli unsuru keşfettim. Sizin, herkesi kendi nefsiniz kadar, hattâ daha fazla seviyor olduğunuzu anladım. Çünkü sevgi bulaşıcıdır ve başkalarına da sirayet etmesi için bir vâsıtaya ihtiyâcı yoktur. Gönülden gönüle -bazen birkaç voltluk, kimi zaman milyarlarca megavatlık- sevgi enerjisinin akması için kablolara gerek yok. Hazreti Ali efendimize, “Filân zat sizi çok seviyor.” dediklerinde, verdigi cevap manidardır: “Yalan söylüyor, zîrâ ben onu sevmiyorum.” Demem o ki, bir insanı seviyorsak, mutlaka o da bizi seviyordur. Eğer birinden hoşlanmıyorsak, o da bizden nefret ediyordur. Netice itibariyle, sizin bu kadar sevilmenizin sırrı, herkesi çok sevmeniz. Tıpkı sevgili Enver abimizin tavsiye ettiği gibi... Hep öyle kal, emi!.. Mehmet Şensöz / Bursa Bozulan dostluktan sonraki nefret, meyvelerin en öldürücüsüdür. G. E. Lessing Böcek olmayı kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler F.Schiller
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT