BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Akademik skandal

Akademik skandal

İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Atillâ Şentürk‘ün danışmanlığında, “Sinan Paşa’nın Tazarru’-nâme’sindeki benzetme unsurları ve edebî tasvirler” konulu bir yüksek lisans tezi hazırlayan Esma Şahin, tezinin özet bölümünde şöyle diyor:



İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Atillâ Şentürk‘ün danışmanlığında, “Sinan Paşa’nın Tazarru’-nâme’sindeki benzetme unsurları ve edebî tasvirler” konulu bir yüksek lisans tezi hazırlayan Esma Şahin, tezinin özet bölümünde şöyle diyor: “Bu tez, XV. yüzyıl Anadolu sahasında gelişen sanatlı nesrin ilk ve en başarılı örneği olan Tazarru’-nâme‘deki her biri klasik edebiyat açısından birer anahtar niteliği taşıyan benzetme unsurları ve edebî tasvirleri inceleyerek, benzetme yönlerini tespit etmek üzere hazırlanmıştır. Özenle seçilmiş kelimeleri, seci ve aliterasyonları, yoğun söz sanatları ve kelime oyunlarıyla Tazarru’-nâme‘nin üslûbu Osmanlı nesir edebiyatında asırlarca taklit edilmişse de, verilen eserlerin hiçbiri onu gölgede bırakamamıştır. Eserin yazarı Sinan Paşa, Fatih Sultan Mehmed Han zamanında ‘Hâce-i Sultanî’ payesini elde etmiş, bir dönem vezirliğe kadar yükselerek ‘Hoca Paşa’ unvanını almış, devrinin önde gelen şahsiyetlerindendir. Yaptığımız bu çalışmayla, bir döneme derin ilmi ve dehâsıyla imzasını atmış bir aydının sanat anlayışı, insana ve hayata bakışı ortaya konmaya çalışılarak klasik edebiyatın estetik düşünce dünyasına ışık tutmaya yardımcı olmak amaçlanmıştır.” İLK ÇALIŞMA Esma Şahin, söz konusu tezinin ön sözünde ise “Süslü nesir sahasında verilen eserlerin en güzeli olarak kabul edilen, yıllarca taklit edilmesine rağmen aynı üslûp mükemmelliğinde bir eser daha vücuda getirilemeyen ve böylece sahasında tek kalan Tazarru’-nâme, dil ve edebî estetik yönünden içinde sayısız ve eşsiz malzeme bulunduran bir kaynak niteliğindedir. Böyle bir eser üzerinde araştırmacılar tarafından şimdiye kadar herhangi bir çalışma yapılmamış olması, Tazarru’-nâme’nin ihmâl edilmesi, edebiyat ve kültür tarihi açısından büyük bir eksikliktir. Bu çalışma, gerek Tazarru’-nâme, gerekse bir Osmanlı nesir eseri üzerinde yapılmış bu türdeki çalışmaların ilki olmaktadır...” diyor. (Esma Şahin, Haziran 2005 Esenkent- Kaynak: belgeler.com) -Esma Şahin’in son iki cümlesine dikkat ettiniz mi? Lütfen, son iki cümleyi tekrar okuyun! Sinan Paşa, 1486’da vefat ettiğine göre Tazarru’-nâme yazılalı en az 525, Cumhuriyet kurulalı ise 87 yıl olmuş ve 81 vilayetinde üniversite bulunan Türkiye’de, bunca zaman zarfında ne Tazarru’-nâme ne de diğer Osmanlı nesir eserleri üzerinde edebî sanatlar açısından hiçbir akademik çalışma yapılmamış!.. Bu, yüz karası bir akademik skandal değil de nedir? UCÛBE ÇIKTI Edebiyat-ı cedîdeciler başta olmak üzere, Birinci ve İkinci Yeni‘nin şâirâne nesir yazan şâir ve yazarları da asıl kaynağa; yani, Sinan Paşa‘nın Tazarru’-nâme‘sine müracaat edecekleri yerde, sırf Osmanlı‘ya karşı olmak için, Fransız şâir Aloysius Bertrand’ın Gaspard de la Nuit‘si ile şapkadan şiir çıkartan Tristan Tzara şarlatanına başvurmuşlar. Sonra ne olmuş? At izi it izine karışmış ve şiir adına ortaya Kars‘takine benzer bir ucûbe çıkmış! Bu noktada, Üçüncü Yeni‘nin cevap bekleyen sorusu şu: -Millet, kendine has dil, şiir ve edebiyatı olan topluluk olduğuna göre; bütün bu olup bitenlerden ibret alıp da, Sinan Paşa‘nın Tazarru’-nâmesi‘ne yönelerek, sâhil-i selâmete çıkmayı mı, yoksa hâlâ ve ısrarla Aloysius Bertrand ve Tristan Tzara bataklığında debelenip durmayı mı tercih etmeliyiz? CEVAPLAR “ÜÇÜNCÜ YENİ’Yİ, 27 YIL ÖNCE BİZ KURDUK” > “1984 yılında Kastamonu‘nun Tosya ilçesinde rahmetli İsmail Ergi hocamızın gayretleriyle Üçüncü Yeni adında bir şiir akımı başlatılmış ve aynı adla bir dergi çıkarılmıştı. Üçüncü Yeni şiirini anlamlı şiir olarak tanımladık. ‘Şiir bir anlam mimarisidir’ bizim ana fikrimizdi. ‘Vezin ne olursa olsun şiir mutlaka anlamlı olmalıdır’ı savunduk. Derginin yazı kadrosu: İsmail Ergi (aynı zamanda araştırmacı olan hocamızın onlarca kitabı mevcuttur), Metin Yüksel Karakaş, Sezai İrgi, Mesut Kılıç, Metin Bektaş, Reşat Cantaş, M.Hüsamettin Önsavaş başta olmak üzere birçok isimden oluşmaktaydı. Ben de görevim icabı orada bulunmam vesilesiyle 1989 yılı sonuna kadar derginin yazı kadrosunda yer aldım. Tosya’dan ayrıldıktan sonra maalesef şiirden uzak kalınca arkadaşlarımla da irtibatım kesildi. Onlar dergi çıkarmaya ne kadar devam ettiler bilmiyorum ama Milli Kütüphane kayıtları bunu ortaya koyacaktır.” Mesut Kılıç / Bursa -Mesut Bey; şiir ve edebiyatımıza yaptığınız, edebiyat tarihinde yerini alan değerli hizmetleriniz için müteşekkiriz. Sizin ve arkadaşlarınızın yeni çalışmalarını sayfamıza göndermenizi bekliyoruz, efendim. Saygılarımla. >?“Sefa Bey; yeni görevinizde başarılar dilerim, kültür ve sanatımız adına sevindim. Her türlü destek için yanınızdayım.” Nihat Kaçoğlu -Teşekkürler, Nihat Bey.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT