BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ‘Kardeşimi arıyorum’

‘Kardeşimi arıyorum’

Babamın şimdiki evliliğinden dört çocuğu oldu. Yani dört kardeşim oldu. Ama ne hikmettir bu kardeşlerimden ikisi çocuk felci geçirdi. Onlara da çok üzülüyorum. Çünkü şu an 25 yaşındalar. Yedi yaşından bu yaşa gelene kadar hâlâ kendi kişisel ihtiyaçlarını kendileri göremiyor. Allah kimsenin başına vermesin. Ne kendi başlarına yiyebiliyor, ne giyebiliyorlar. Bunları gördükçe içim kan ağlıyor. Diyorum ki: Allah bunları bize ibret olsun diye verdi.



‘Ölüm Allahın emri, ayrılık olmasaydı.” Halkın dilinde dolaşan türküler aslında bizi söylüyor. Bizim insanımızın çilesini, derdini kederini. İşte bunlardan biri de, İstanbul’dan Muzaffer Işıksoy. Okuyalım bakalım çilesini, yirmiyedi senedir içini kemiren olayı... “Merhaba... Ben 35 yaşında, yan kuruluşunuz olan İhlas Kargo’da 5 yıldır güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. Bu köşeyle, 27 senedir içimi kemiren olayı paylaşmak istiyorum. Sonra da eğer bu konuda bize yardımcı olabilecek birileri varsa onların yardımını bekliyorum. Dünyada en güzel sevginin anne sevgisi olduğunu söylerler. Gerçekten insan kaç yaşına gelirse gelsin en canı acıdığı anda, “anam!” diye feryat eder değil mi? Ama ben yıllar var ki “Anne!” diye feryat edemedim. Bu sesi haykıramadım. Nasipse bir Kurban Bayramı daha yaşayacağız. Ama benim elini öpeceğim annem yok. Ve yıllar yılı, nerde çocuğunun başını okşayan bir anne görsem hep içim burkulur... Ah canım annem... Doktorlar kesin bir şekilde diyorlar ki: -İkinci kez hamilelik yasak sana. Doktor söylüyor ama babama laf anlatmak mümkün mü? Çocuk da çocuk... Ne yapsın çaresiz annem. Babamın zoruyla ikinci kez hamile kalıyor. Derken efendim; kardeşimi dünyaya getirirken de can veriyor. Bebek kurtuluyor ama anne ölüyor. Şu babamın cahilliğini görüyor musunuz? Cahil insanda merhamet de olmuyor besbelli. Annemin ardından “Ah ben ne yaptım. Niçin kadıncağızı zorladım?” diye pişman olup ah çek tiğini mi zannediyorsunuz? Ne mümkün efendim, daha bebeğin yüzünü bile görmeden Çocuk Esirgeme Kurumuna gidiyor: -Efendim, eşim doğum yaparken öldü. Çocuk sağ. Ama benim bakacak halim yok. -Bizden istediğiniz nedir? -Çocuğa sizin bakmanızı ya da bir bakacak kimseye evlatlık vermenizi rica edecektim. -Sen izin verdikten sonra bir çaresine bakarız. Böylece, Ankara Çocuk Esirgeme Kurumu aracılığıyla, kardeşim Adana’da bir aileye evlatlık olarak veriliyor. İlla da çocuk isteyen adamın çocuğuna gösterdiği sevgiye bakar mısınız? Daha yüzünü bile görmeden başından savmaktaki aceleciliğine ne anlam verirsiniz? İşte böyle bir adam benim babam. Daha bitmiyor çilemiz. Bununla bitmiyor... Annemi de mezara gönderen, minik kardeşimi de doğar doğmaz evlatlık veren babam, yeniden evlenmenin derdine düşüyor. Dünyada ne insanlar var Allahım?.. Nerden buluyor, nasıl dünür oluyorsa oluyor ve babam ikinci evliliğini de yapıyor. Ben onbeş yaşında iken, üvey ana ile tanışıyorum. Kendi kendime “Acaba bundan sonraki hayatım nasıl olacak? Bu kadın bana annem gibi davranacak mı?” diye düşünürken umulmadık bir gelişme oluyor. Birgün beni karşısına alan babam diyor ki: -Seni hemen evereceğim? Şok oluyorum. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Utancımdan kıpkırmızı olu yorum. Onbeş yaşında bir çocuk nasıl evlenir? Hadi evlenir diyelim, nasıl sorumluluk altına girer. Bir aileyi nasıl çekip çevirir? Bütün bunlar babamın sorunu değil elbet. Anlıyorum ki, babam beni evlendirmiyor. İkinci evliliğinde mutluluğuna engel olmamak için başından savmış oyluyor. O zaman şimdiki aklım yok tabii... Diyemiyorum ki: “Baba maksat beni başından atmaksa, bırak ben gideyim. Bir de benim başıma geçim sıkıntısı, aile sorumluluğu yükleme!” Böylece babam beni de evlendirerek hepimizden kurtulmuş oldu. Bana ise düğün masrafları ve eve alınan eşyaların borcu kaldı. O çocuk yaşta, bir karı bir koca hayatın acımasız dalgalarına bırıkılmış olduk. Babamın şimdiki evliliğinden dört çocuğu oldu. Yani dört kardeşim daha var. Ama ne hikmettir bu kardeşlerimden ikisi çocuk felci geçirdi. Onlara da çok üzülüyorum. Şu an 25 yaşındalar. Yedi yaşından bu yaşa gelene kadar hâlâ kendi kişisel ihtiyaçlarını kendileri göremiyor. Allah kimsenin başına vermesin. Ne kendi başlarına yiyebiliyor, ne giyebiliyorlar. Bunları gördükçe içim kan ağlıyor. Diyorum ki, “Belki de Allah bunları bize ibret olsun diye verdi.” Öte yandan, Adana’ya evlatlık verilen kardeşimi arıyorum yıllardır. Fakat önüme hep yasal engeller çıkıyor. Eğer bu yazdıklarımı, kardeşimi evlatlık alan aile okursa, belki bana yardımcı olmak ister. Tek isteğim bir kez olsun onu görmek, onu doyasıya kucaklamak. Allah kimseye böyle bir acı tattırmasın. Kardeşimin kimlik bilgileri şöyle: Adı soyadı: Ömer Işıksoy. Doğum tarihi: 28/4/1973. Veriliş Tarihi:15/7/1973 Verildiği İl: Adana.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT