BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Madımak üzerine yanlışlar, yalanlar, sinsi plânlar

Madımak üzerine yanlışlar, yalanlar, sinsi plânlar

Madımak faciası, kırk yanlışlı bir belâ olarak karşımızda duruyor. Bu konuda çok makale yazdığımı biliyorum.



Madımak faciası, kırk yanlışlı bir belâ olarak karşımızda duruyor. Bu konuda çok makale yazdığımı biliyorum. Bundan sonra da yazacağım. Çünkü Madımak faciası, sadece Sivas’ın değil, bütün Türkiye’nin, hatta bütün İslâm dünyasının sıcak yarasıdır. Bu bakımdan, ona, sadece Sivas’a ait bir hadise olarak bakanlar, daha hiçbir şeyin farkında olmayanlardır. Madımak faciasının dibinde, elbette Ağrı Dağı’nı tartacak nisbette bir cehalet homurdanmaktadır. Bu cehalet yüzünden Sivas’ta 33 Alevî vatandaşın yakılması milyon kere yanlıştır. O hadiseden 3 gün sonra, Erzincan’ın Başbağlar Köyünde, -misilleme olarak- 35 Sünnî vatandaşımızın hayvanlarıyla birlikte yakılması da aynı ölçüler içinde yanlış kere yanlıştır. 18 yıldan beri, basınımızın bazı ruhsuz ve köksüz köşe yazarlarının sadece Sivas olayları üzerinde durmaları, Başbağlar faciasından bir kelimeyle olsun bahsetmemeleri utanç yüklü bir soysuzluktur. Aynı şekilde, her sene 2 Temmuz’da, birtakım kimselerin, zincirden boşanmış deliler gibi meydanlara dökülmeleri ve “Sivas’ın intikamını alacağız! Sivas’ı unutturmayacağız!” diye tepinmeleri yeni Madımak faciaları doğuracak sebeplerdendir. Madımak faciasının bedbaht suçluları, mahkeme önüne çıkarılmış ve mahkûm edilmişlerdir. Fakat aradan 18 yıl geçmesine rağmen, Başbağlar katliamını yapanlardan bir tek kişi bile yakalanmamıştır. Niçin? Başbağlar’da, hayvanlarıyla birlikte yakılanların da insan olduklarını kime anlatacağız? Mide kanaması geçiren kimseye nâne koklatmak ne ise, Madımak ve benzeri hadiselerde, ikide bir, heykel önlerine koşmak, çelenk koymak, saygı duruşunda bulunmak da, öylesine yanlış, faydasız ve bomboş davranışlardır. Put gibi durmak ne kadar kolay ya Rabbim! Senin ilk emrin olan okumak, araştırmak, bilmek, öğrenmek ne kadar zor. Nitekim her iki olayda da, İslâmiyetin büyük aydınlığından, nokta çapında bir kırıntı bile yoktur. Acaba kimler: “Eline, beline, diline” hâkim olmalıdırlar? Acaba kim kendisine koşanlara “İncinsen bile incitme!” diye nasihatte bulunmuştur? Peki nedir bu “Sivas’ın intikamını alacağız!” kükremeleri? Nedir bu on bin kişiyle Sivas üzerine yürümeler? Şimdi de biri kalkmış, kıdemli üsteğmen etiketiyle, hem de Roj TV’ye düzmece açıklamalarda bulunuyor: “Sivas’ta, Madımak olayını ordu kumandanının emriyle, 13 kişilik bir timle biz gerçekleştirdik. Maksadımız Alevî-Sünnî gerginliğini arttırmaktı!” diyor. Yavan, yavan, yavan, aynı ölçüde yalan açıklamalar. Sözde, Aziz Nesin’in elinde, bölgede çalışan Jitem elemanlarının listesi varmış da, onun basın toplantısı yaparak bu listeyi açıklamasına engel olmak istemişler de... “Filan falan, fili yuttu bir yılan!” Peki A. Nesin, daha sonra niye konuşmamış, o listeyi neden açıklamamış? Haydi kalkıp saygı duruşlarında bulunarak, bu kardeş kavgalarını bu kırk kuyruklu yalanları önlemeye çalışalım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT