BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Felaket teorileri ve teknolojik değişim

Felaket teorileri ve teknolojik değişim

1960’lı yıllarda John Kennedy; “Eğer, bir adam yeni bir makine keşfetme yeteneğine sahipse, o makine, bazı insanları işsiz bıraksa bile...



1960’lı yıllarda John Kennedy; “Eğer, bir adam yeni bir makine keşfetme yeteneğine sahipse, o makine, bazı insanları işsiz bıraksa bile... Aynı keşif demiş, işsiz kalan insanları tekrar iş sahibi kılmanın bir yolunu bulur.” Amerika’da yayınlanan Jeremy Rifkin’in kitabı ki adı “Çalışmanın Sonu” (The End of Work) - teknolojiye yönelik korkuların üstüne tüy dikmişti. Jeremy Rifkin, gerçek bir teknofobik... Kimi karanlıktan korkar, kimi kapalı bir alanda uzun süre kalmaktan... Jeremy Rifkin de teknolojiden korkuyor. Ona sorarsanız; “Gelecek yüzyılda, özellikle zengin ülkeler dünyasında, ekonominin fiilen ‘çalışanlara’ ihtiyacı kalmayacak.” Böyle bir iddiaya hemen prim vermek kolay değil. Bugüne dek, teknolojik yenilikler, bazı işleri, “tarihin tozlu raflarına” kaldırırken, yeni başka iş alanları açmış hep. Traktör, insan gücünün yerini almış ama... O sırada da tarımsal iş gücüne, kentlerde açılan fabrikalarda çalışma imkanı doğmuş.. Gelin görün ki Rifkin, azılı bir teknofobik. “Teknolojik yenilikler açısından bugün, eskiye göre çok farklı bir etaptayız” diyor. “Eskiye bakarak teselli bulamayız.” Teknoloji değişirken, ihtiyaç duyulan meslekler değişiyor, hepsi bu. Ya da mesleklerin uygulanış biçimi. Evet, birçok teşhisi bilgisayarlar, doktorların yerini alacak biçimde yapıyor ama... Yükselen hayat standartları altında, insan ömrü uzarken, nüfus yapısında “yaşlıların” kapladığı yer, artıyor. 100 yıl yaşamak artık işten değil. Eh öyle olunca da yaşlılara bakım konusu önem kazanıyor. Dolayısıyla da yeni bir istihdam alanı çıkıyor. Aile doktorları... Doğrudan doğruya eve yönelik olarak hizmet verecek ve vermeye de başladı. Yeni teknoloji, donanımlı elemanlar talep ederken... Bu elemanları yetiştirme, dolayısıyla da öğretmenlik ve eğitim hizmetleri önem kazanıyor. Teknolojik atılımlar, giderek çalışma sürelerini kısaltacaksa boş zamanı olan insanların sayısını arttıracak... O da tatil turizmi ve eğlence sektörünü teşvik edecek. Zincirin “düşen halkalarını” görüp, kıyamet koparmak kolay da eklenen yeni halkaları teşhis etmek, daha özel bir dikkat istiyor ve daha dinamik bir bakış açısı gerektiriyor. Peki ortada değişen teknolojinin oluşturduğu hiç mi “zorluk” yok? Var. Olmaz olur mu? O da “uyum zorluğu”. Gelin görün ki hiçbir kuşak “sıfır zorluk”la geçmedi bu dünyadan. Değişime ayak uydurmaktan başka çare yok.
Reklamı Geç
KAPAT