BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir sokak adı

Bir sokak adı

Sokak adları benim her zaman ilgimi çekmiştir. Bir ziyarete gittiğimde mezar taşlarını okumaktan kendimi alamam, bir de geçtiğim yollarda sokak adlarını... Paslı bükülü bir levha da olsa sokağın adını üşenmeden okumamın sebebi, o adın arkasında bize ait bir dünyanın olmasıdır..



Sokak adları benim her zaman ilgimi çekmiştir. Bir ziyarete gittiğimde mezar taşlarını okumaktan kendimi alamam, bir de geçtiğim yollarda sokak adlarını... Paslı bükülü bir levha da olsa sokağın adını üşenmeden okumamın sebebi, o adın arkasında bize ait bir dünyanın olmasıdır.. Sokak adları bizim yaşayışımızın, telakkilerimizin, değer verdiğimiz şeylerin de anahtarlarıdır. Çoğunu halk bulmuş ve yakıştırmıştır. Bazen bir halk nüktesi ve zekâsı çıkar karşınıza; “Sorma Gir” sokağı gibi... Bazen artık ustaları kalmamış bir sanatın adını yakalarsınız, simkeş ya da lüleci gibi... Kimi zaman da mektuplarla gelir sokak adları; sizi bilmem ama ben durur düşünürüm üzerinde. Hattat Tahsin, Şair Nigar, Meddah İsmet... Eski sokak adlarına bakın, öyle durduk yerde konmamıştır. Sonra sonra, yonca, orkide, fulya gibi benzetmesiz, içi boş adlar konmaya başladı. Benim çocukluğumun geçtiği sokağın adı Meddah İsmet Sokağı’ydı. Taş döşeli merdivenli bir yokuştu bu. Sonradan taşlarını söküp yokuşu anlamsız bir asfalta çevirdilerdi. O zamanlar Meddah İsmet’in kim olduğunu merak ederdim; kimbilir seyirciyi taklitleriyle nasıl güldürmüş, kırıp geçirmişti... Şimdi meddahlıkla ilgili bir kitap elime geçti, Özdemir Nutku’nun “Meddahlık ve Meddah Hikayeleri” adlı kitabında (Atatürk Kültür Merkezi Yayınları) Abdülhamid Devrinde yaşamış bir Meddah İsmet’ten söz ediliyor: Hatta Musahipzade Celâl ve Ulunay onu tanımışlar: Musahipzade Celal’in anlattığına göre Meddah İsmet, Cerrahpaşa semtinde otururmuş; ramazan geceleri Çarşıkapı’da simitçi fırınının bitişiğindeki arsada, kış geceleri de Divanyolu’nda Arif’in kıraathanesinde, diğer zamanlar sayfiyelerde sanatını icra edermiş. İhtiyarlığında dişsizlikten söz ve taklit ahengi bozulmuş. Ulunay ise onun devrinde Sururi ve Aşki gibi başka meddahlar olmasına rağmen hiçbirisinin İsmet Efendi ile boy ölçüşemediğini söylemiş. Eğer Meddah İsmet Cerrahpaşalı ise neden Beşiktaş’taki bir sokağa adı verildi dersiniz? Yoksa bir Meddah İsmet daha mı vardı? Bu konu yine araştırıcıların alanına giriyor. Bizim insanımız sokaklara sevdiklerinin adını koymada vefalıdır. Birçok sanat erbabının adı yurt sokaklarında cadde ve mahallelerinde yaşatılmaktadır. Hatta birçok sokakta bugün artık var olmayan bir sanatın adını geçmişteki medeniyetin bir hatırası olarak görebilirsiniz. İbriktar Sokak’ta bakırdan ibrik yapan birinin, Sedefkâr’da sedef işleyen birinin gölgeli yüzlerini seçersiniz. Geçen gün bu sayfada Mehmet Nuri Yardım’ın haberini okumuşsunuzdur. Şiir ustalarımızdan merhum Mustafa Necati Karaer’in uzun yıllar oturduğu Beyazıt Nişanca Mahallesi’ndeki bir sokağa adı verilecekmiş. Güzel bir çaba ve sahipleniş. Gerçekleşirse elbette seviniriz. Türkçe’yi nakış nakış işlemiş bu İstanbul şairinin adı İstanbul sokaklarından birine tabiidir ki yakışır. İnsanlara hele hele şairlere yaşarken yeterince gösteremediğimiz ilgiyi, sevgiyi böylece sokaklara adlarını vererek anlatmış oluyoruz. Okuyucularımızın Kurban Bayramlarını yürekten selâm ve sevgilerle kutluyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT