BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kızını bulacağına inanıyordu...

Kızını bulacağına inanıyordu...

Daha önceki günlerde de böyle horlandığı olmuştu birçok kişi tarafından. Gururlu bir kadın olmasına rağmen umurunda bile değildi söylenenler, varsın isteyen istediğini söylesindi. O kızını arıyor, bulacağına inanıyordu. Hemen karşı taraftaki galeriye girdi.



Daha önceki günlerde de böyle horlandığı olmuştu birçok kişi tarafından. Gururlu bir kadın olmasına rağmen umurunda bile değildi söylenenler, varsın isteyen istediğini söylesindi. O kızını arıyor, bulacağına inanıyordu. Hemen karşı taraftaki galeriye girdi. İçeride müşteri vardı. Bir köşeye çekilip bekledi. Galerici onun geldiğini görmüş, kaşlarını çatmıştı. Müşterilerine karşı mahcup duruma düşmek istemedi bu buralara hiç yakışmayan kadın yüzünden. Kibar bir şekilde seslendi: - Hayırdır teyze, ne istemiştin? - Sen işini bitir efendi, ben beklerim, bir şey soracaktım. Müşteriler bir bayan ve bir erkekti. Oldukça hoş giyimli, sarı saçlı bakımlı bir kadındı bayan. Yüzünü buruşturarak baktı Seher’e. Yanındaki erkek de merakla döndürmüştü başını. Kadın fısıldadı: - Para isteyecek herhalde, dilenci. Bunlar da her yeri sardılar ayol, geçilmiyor dilenciden... Bir çaresine bakmalı bunların. Galerici bu sözlerden aldığı cesaretle Seher’e doğru yürüdü: - Teyze, söyle ne istediysen... Al şunu haydi git... İşim var. Elini cebine atıp biraz para çıkartmıştı. Seher adeta kükredi: - Ben dilenci değilim, birini soracaktım. Oto galerisi var. Adı Şahin. Beyaz bir arabası var. Orta boylu, esmer bir adam... Hepsi birden bir şaşkınlık yaşadılar. Biraz önce ileri geri konuşan bayan müşteri yanılmış olmanın verdiği asabiyetle çevirdi başını. Galeri sahibi eliyle kapıyı işaret etti: - Yok teyze, tanımam, haydi çık, işim gücüm var benim... *** Cengiz, yaklaşık otuz, kırk metre uzağından geliyordu Seher’in. Sabah erkenden anasının oturduğu yere gelmiş, gizlenerek beklemişti. Onun kapıdan çıktığını görünce hemen peşine takılmış, adım adım takip etmeye başlamıştı. Ne olup bittiğine bir türlü anlam veremiyordu. Seher durmadan lüks arabaların satıldığı galerilere giriyor, içeride galeri sahipleriyle konuşup çıkıyordu. Hem de tek bir galeriyi atlamadan. Bir şey aradığı muhakkaktı. Şehnaz’ın kaçışının galeriyle ne gibi bir ilgisi olabilirdi ki. Feneryolu’nda karşılıklı iki galeri olduğunu görünce umutlandı. O birisindeyken kendisi de onun çıktığına girip sorabilirdi onun ne istediğini. Öyle de yaptı. Seher’i neredeyse kovmaktan beter eden delikanlı karşıladı çok farklı bir tavırla: - Buyurun efendim! Cengiz daha da serpilmişti. İstanbul’a geldiğinden beri yaşadığı hayat ve maddi rahatlığı zaten yaşından büyük gösteren bu yakışıklı genci daha bir kalbur üstü görüntüye sokmuştu. Oldukça da şıktı. Akıllıca bir tavırla hemen önünde duran son model spor otomobile doğru yürüdü: - Güzel araba... dedi. Genç satıcı onu zengin ve şımarık bir aile çocuğu sanarak bütün sevimliliğini takınıp yanına geldi: - Evet, harikadır. Gücü, motoru da süper... - Belli. Gözlerini kısıp dışarı baktı. Eliyle Karşıya geçmeye çalışan Seher’i gösterdi: - O kadın şimdi buradan çıktı değil mi? Ne istiyormuş, herhalde araba almaya gelmedi... Genç adam alaylı bir tavırla güldü: - Hah, hah, hah, dilenci herhalde, bunlar böyle numaralarla yaklaşırlar. Birini arıyormuş gibi, ondan sonra da ah, vah derler. Ne bileyim. Girmiş içeri Şahin midir nedir, birini tanıyor musun diyor bana... Cengiz yalancıktan dudak büktü: - Hayret, ne diye sana sormuş ki... - Galericiymiş adam galiba, dinlemedim, kovaladım. Dişlerini sıktı delikanlı. Karşısındaki gencin suratını dağıtmamak için zor tuttu kendini. Biraz daha baktı arabanın sağına soluna, sonra başını çevirdi: - Biraz küçük benim için, sağ ol, diyerek çıktı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT