BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Film gibi

Film gibi

Az Amerikan filmi izlemedik. Klişeleri ezberledik, replikleri dilimize devşirdik, kah şaşa kaldık kah etkisinde. Fonda Eye of the tiger çalarken zafer hayalleri mi kurmadık, karate filminden çıkıp o gazla ona buna mı dalmadık, aşklarda romantik komedi tadında sonlar bekleyip ayazda mı kalmadık...



Az Amerikan filmi izlemedik. Klişeleri ezberledik, replikleri dilimize devşirdik, kah şaşa kaldık kah etkisinde. Fonda Eye of the tiger çalarken zafer hayalleri mi kurmadık, karate filminden çıkıp o gazla ona buna mı dalmadık, aşklarda romantik komedi tadında sonlar bekleyip ayazda mı kalmadık... Madem Hollywood’da sahne yönetmeni olacak kıvama geldik, kendi filmimiz için rol dağılımını da kendimiz yapalım dedik. Önce Facebook’tan bir iki okurun rol talebi; Vildan; Ünlü bir ressam. Göksel; Korku filminde, ilk ölen kurban. E, tabii ki şişko ve gözlüklü. Nilüfer; Elini kaldırıp “taksi!” diye bağırdığında önünde cayyk diye taksi duran bayan. B.Badem; Süper mutfaklı bir restoran işletmecisi. Senay; maktul başında soğuk espriler yapan dedektif. Selim; evli ve mutlu, çocuklu baba. Vee bizim yazı işleri; Genel Yayın Müdürü; Telsiz yönlendirmeleri ile düşmekte olan Boeing 787’yi kimsenin burnu kanamadan yere indiren yolcu. Sonra üzerinde battaniye etrafa bakınırken ‘bay başkan’ arıyor, tebrikler falan... Yazı İşleri Müdürü; Hışımla içeri dalıp, “bütün randevularımı iptal edin ve sakın telefon bağlamayın” diyen amir. Ekonomi Servisi: Resimdekini daha önce buralarda hiç görmediğini söyleyen garsona, cebinden yüz dolar çıkarıp “belki bu hatırlamana yardımcı olur” diyen adamlar. Mustafa Selçuk; Gece gece güneş gözlükleri ve eğik bir tebessümle zamanlayıcıyı çalıştıran adam. Bomba arkada patlarken, kameraya doğru slow motion yürüyeceğini söylemeye gerek dahi duymuyorum... Halil Delice; Yanına sokulan tekinsiz tipe “ekibi yeniden topluyoruz” parolasını fısıldayan emektar aksiyon insanı. Muammer Erkul; Otobandaki ıssız benzin istasyonunda titrek titrek yanıp sönen floresan. Ömer Söztutan; Herkesin “kesin katil bu!” diyeceği ama masum çıkacak olan adam. Mehmet Emin; Rus milyarder!.. Ahmet Demirbaş; Duvara asılı av tüfeğini alıp “hey, bir adım daha atmayın! burası benim toprağım!” diye bağıran ve havaya iki el ateş etmek suretiyle milleti kovalayan kovboy. Fatih Selek; Korku filminde altıncı hissi kuvvetli, hiç konuşmayan, ha babam pastel boyayla resim yapan çocuk... Murat; Alakasız birinin cenazesini uzaktan uzun palto ve Matriks’ten arak siyah gözlüklerle izleyen esrarengiz şahıs... Nuh Bey’in asistanı Burcu; Genel yayın müdürünün kapısına sallanan sandalye ve pipo ile kurulup gelenlere “o odaya girennn... Hiçç kimmse... bir daha geri dönmediiiih” diyen ihtiyar. Raşit (kendi cümleleriyle); Maskeli tipler oluyor ya birden çıkıp korkutuyor adamı. Oyum ben. Elimde balta var, baltanın ucu kanlı, gece ay var, ayın ışığı vurmuş baltaya, karnım aç ve avımı beklerken!!! Ben mi? “Ben ajan cart, bu da ortağım curt, ef biii ay danız” diyesim var ama tanık koruma programında olduğumdan rol alamayacağım. Onun yerine, otoparkta zippomla arabalarınızı patlatacağım!.. Rolüne, yazıya tepki duyanlara şimdiden not; “Hey sakin ol dostum! sadece eğleniyoruz...” > Ninem diyor ki; Çöreğinde çiği olan gocunur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT