BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Cesur Yeni Bir Dünya” mı? “Dokunmatik” bir dünya mı?

“Cesur Yeni Bir Dünya” mı? “Dokunmatik” bir dünya mı?

Geçtiğimiz bayramda, her bayramda olduğu gibi eski, çocukluğumun bayramlarını hatırladım... Ne güzel, duygulu bayramlardı onlar... Yeni giysilerin, alacağımız hediyelerin heyecanı...



Geçtiğimiz bayramda, her bayramda olduğu gibi eski, çocukluğumun bayramlarını hatırladım... Ne güzel, duygulu bayramlardı onlar... Yeni giysilerin, alacağımız hediyelerin heyecanı... Akrabaları, büyükleri ziyaret... Eski dargınlıkları unutmak ve insanlarla “sıcak” temas! Kaybettiğimiz ve bugünkü bayramlarda, biz eskilerin özellikle yokluğunu duyduğumuz en önemli şey de bu sıcak insani temaslar, yakınlıklar. Ailelerin içinde bile, bireyler, analar babalar, çocukları ve diğer yakınları ile, artık bu yakın temasları, biribirlerine sıcak “dokunmayı” unutuyorlar ve de biribirlerinden kopuyorlar... Büyük şehirlerin mahallelerinde, hatta sokaklarında daha fazla!.. Bayramlaşmak eski anlamını ve gizemini kaybetti, her yıl biraz daha kaybediyor; artık adeta sureta, laf olsun diye yapılıyor! İnsanlar bayramdan, bayramlaşmaktan kaçar oldular. DOKUNMATİK SOHBETLER Bayramlarda da bayramlar haricinde de, internette, sanal alemde “chat” veya sohbet ediliyor ama gerçek dünyada sohbet denilen şey ortadan kalktı. Her şey, insani temastan, “dokunmak”tan uzaklaştı, “dokunmatik” oluyor artık!.. “Dokunmatik!”, Amerika’da zirvesinde, telefonla bir bankayı, bir kuruluşu veya bir hizmeti arayınca, karşınıza bir bant sesi çıkıyor... Sizden künyenizi soruyor, sonra da, “şunu istiyorsanız, şu kimseyi arıyorsanız, bilmem ne, isterseniz, 1 tuşuna basınız, şu konuyu isterseniz 2’ye basınız. Daha başka bir şey istiyorsanız 3’e basınız..” ve böylece sürüp gidiyor. Ortada gerçek insan sesi, insanla temas yok! Yanlış bir tuşa bastınız mı, veya canlı birisi ile konuşmakta ısrar eder de sıfır tuşuna basarsanız, yandınız: Teypteki ses Bütün temsilcilerimiz şu sırada başka müşterilere yardım ediyorlar... Telefonunuz bizim için önemlidir... Lütfen bekleyiniz! diyor ve ihtar ediyor: “Bu konuşma, kaliteyi sağlamak için banda kaydedilmektedir...” Geçenlerde bir telefon problemini halletmek için, telefon başında bir saat bekledim, fondaki müziği dinleyerek ağaç oldum... Sonunda da, o sanal alemin labirentlerinde kayboldum. Tabii başka bir imkan da var: O kuruluşun “web sayfasına” girmek ve burada da, sonunda, tıklaya tıklaya, kaybolmak!.. Bazan gerçek bir insan sesine hasret çekmek ne demektir, burada anlıyorsunuz! BİLİMKURGU VE GERÇEK Klasik bilimkurgu romanları vardı: George Orwell’in 1984’ü, Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sı gibi... Bu kitaplardaki tahminlerden bazıları tahakkuk etti... Orwell’in öngördüğü “Büyük birader”in her şeyi ve herkesi izlemesi, artık mümkün ve bir ölçüde yapılıyor da, ama, 1984 yılı gelip geçti, evrensel bir gözaltı ve tahakküm ortamı oluşmadı. Huxley’in bazı kehanetleri de çıktı ama tahmin ettiği ölçüde değil!.. Üçüncü milenyumu idrak ettiğimiz şu sırada, ufukta insanlık için büyük imkanlar, hem de tehlikeler görünüyor. Bilimdeki muazzam ilerlemeler sayesinde genetik alanda, hem tedavi hem koruyucu hekimlikte, büyük imkanlar, artık adeta elimizin ucunda. Bu yüzden hem bazı hastalıkların tedavisi hem de önlenmesi, daha ana rahminden başlayarak, daha kolay ve mümkün olacak. Hayvanların kopyalanmasından sonra insanların kopyalanması da artık teorik olarak mümkün. Genetik alan, büyük şirketlerin ilgi alanında ve birçok bakımlardan siyaset malzemesi de oluyor. Amerikan seçimlerinde bu konudaki araştırmalara ayrılacak tahsisat diğer taraftan genetik manipülasyonun muhtemel mahzurlarını önleyici mevzuatın oluşturulması, adayların üzerinde durduğu konular. Genetik alanındaki gelişmelerin ahlaki ve dini boyutları var. Bu manipülasyonların hiç kısıtlamasız yapılması, insan nesilleri ile “oynanması” herhalde türlü ahlaki ve sosyal mahzurları beraberinde getirecek... Labaratuvarlarda bir süper insan meydana getirmek, Yüce Allah’ın işine karışmak, dini ve ahlaki bakımdan ne kadar doğru olacak? Diğer taraftan da, genel olarak, iletişimdeki teknolojik imkanların artması ve internetin “siber uzayın” hudutsuz imkanları, ekonomik bilimsel, kolay ve çabuk bilgi edinmek ve depolamak, eğitim ve bilim sahasında malum yararlarının yanıbaşında birçok mahzurlar da getiriyor. En başta insanlara o kadar çok bilgi akmaya başladı ki, bu bilgilerle başa çıkmak bilgi sahibi olurken bunları doğru “hazmetmek”, kullanabilmek de, sorunlara gebe... Bilginin, haberin de fazlası her şeyde olduğu gibi zarar olmaya başlayabilir, kötüye kullanılabilir. Bir taraftan interneti kontrol etmenin pratik zorluğu, bir taraftan hükümetler tarafından konacak kontrollerin haber alma ve verme özgürlüklerini engellemesi ihtimali, diğer taraftan da bu alanı başıboş bırakmanın türlü mahzur ve tehlikeleri! Bugün internette terörden sapıklığa kadar her alanda bilgi edinmek ve bilgi alışverişi yapmak, bomba vb yapmayı öğrenmek mümkün. Şu günlerde, New York’ta üç sosyete delikanlısı, internette öğrendikleri formülle mutfaklarında imal ettikleri, kokainden, eroinden ve LSD’den daha ölümcül bir uyuşturucuyu, on beş yaşındaki bir genç kızın içkisine karıştırdıkları ve ölümüne sebep oldukları için yargılanıyorlar! VE ARTAN EŞCİNSELLİK “Cesur Yeni Dünya”daki tehlikelerden biri de eşcinsellik. Gene internet vasıtası ile de kurulan ilişkilerle, boyutu artan bu sapıklık, Amerika’da ve Batı’da, artık adeta üçüncü bir cinsiyet olarak meşru hale geldi. Partiler, politikacılar hatta muhafazakar politikacılar, “eşcinsellik haklarını korumayı”, eşcinsellerin birbirleriyle evlenmelerine cevaz vermeyi vadediyorlar. Bunları, rüzgara karşı seslenmek kabilinden olsa da, yazmak zorundayım çünkü bu gelişmeler, “Yeni Cesur Dünya”da pişip, bir gün bize de düşebilir... GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Büyük birader seni izliyor; savaş barıştır... Özgürlük köleliktir... Cehalet kudrettir” “Geçmişi kontrol eden, geleceği de kontrol eder.. Bugünü kim kontrol ediyorsa geçmişi de o kontrol eder!” GEORGE ORWELL-1984 ROMANINDAN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT