BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Altın Harfler

Altın Harfler

Sakıp Sabancı koleksiyonundan seçilen eserler Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra Avrupa’nın sanat başkenti Paris’te, Louvre Müzesi’nde de sergilenmeye başlandı



Türkiye’nin gururu İşadamımız Sakıp Sabancı’nın “Altın Harfler” koleksiyonu Amerika’daki üç merkezden sonra Paris’te de de bir fırtına gibi esecek ve Osmanlı sanatının büyüklüğünü, Türk sanatının yüceliğini gözler önüne serecek. Açılışı dün geniş katılımlı bir davetli topluluğunun huzurunda yapılan sergi, 29 Mayıs 2000 tarihine kadar Paris’teki’teki Louvre Müzesi’nde sergilenecek. Bilindiği gibi, Sakıp Sabancı Koleksiyonu’ndan seçme eserler “Altın Harfler” adı altında 1998-1999 yıllarında New York The Metropolitan Museum of Art, Los Angeles County Museum of Art ve Boston Harvard Üniversitesi müzelerinde sergilenmişti. Usta imzalar Koleksiyonda 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan döneme ait Şeyh Hamdullah, Ahmet Karahisari, Hafız Osman gibi dünyaca ünlü hat sanatı ustalarının Kur’an-ı Kerim’leri, delâilü’l-hayrât, murakkaa, kıt’a ve levhaları ile Yavuz Sultan Selim’den II. Abdülhamid’e kadar birçok sultana ait fermanlardan derlenen 71 adet eser ve Osmanlı Hat sanatı ile bağlantıları sebebiyle özel olarak seçilen Son Halife Abdülmecit’in “Cami Kapısı”, Osman Hamdi Bey’in “Kur’an Tilaveti” ve Şevket Dağ’ın Ayasofya’yı resmeden “Cami İçi” yağlıboya tabloları yer alıyor. Paris Louvre Müzesi’ni süsleyen sergi, kudretli Osmanlı imparatorluğunu simgeleyen muhteşem eserlerden oluşuyor. Osmanlı Hat Sanatı’nın bütün özelliklerini sinesinde barındıran sergiyi gezenler hayranlıklarını ifade etmekten geri duramıyorlar. Serginin açılışlarına ünlü işadamımız Sakıp Sabancı’nın davetlisi olarak katıldık ve bu katılımı ülkemiz adına bir görev bilip büyük bir gurur duyduk. Muhteşem serginin Amerika’dan sonra Avrupa’da da büyük yankı uyandıracağı ve sanatseverlerin gönlünü fethedeceği muhakkak. “Altın Harfler” sergisini, bir yerde Türkiye’nin tanıtımını en güzel, en anlamlı ve dev bir organizasyonla tanıtması bakımından eşsiz bir fırsat olarak görüyoruz. Daha önce, gerek New York, Los Angeles ve Boston’da açılışına katıldığımız sergi, tam anlamıyla Türkiye’nin sanatını ve köklü birikimini dünyaya açmak bakımından oldukça kayda değer bir hizmeti üstlenmiş durumda. Gerçekten de Sakıp Sabancı, “Altın Harfler”le bir “Altın Köprü” görevi yapıyor. Diğer hizmetlerini bir tarafa bırakacak olsak bile Sakıp Sabancı sadece bu hizmetiyle devlet ve halk nezdinde manevi bir şekilde ödüllendirilmeli. Sabancı’ya bir “Devlet Onur Madalyası” verilebilir. “Büyükelçilik” ünvanına denk gelecek bir onursal ödül de olabilir bu. Ama Sakıp Sabancı bu hizmetinin karşılığını mutlaka görmeli diye düşünüyoruz. Çünkü bazı mihraklar tarafından oldukça kötülenmek istenen Türkiye’nin imajını Sakıp Sabancı bu hizmetiyle telafi etmeye ve yüksek medeniyetimize dikkat çekmeye çalışıyor. Türk fırtınası ABD’de daha önce üç ayrı yerde açılan ve Amerikalılar’ın ayakta alkışladığı sergi, şimdiden Fransızların da gönlünü fethetti diyebiliriz. Diğer etkinliklerle tamamen bir şölen yaşanmasına sebep olan sergiyi gezen aydınlar, sanatseverler, antikacılar, ressamlar hayranlıklarını her fırsatta dile getiriyor ve “Türk gibi güçlü” deyiminin yanında “Türk sanatı kadar muhteşem” deyimini de kullanmaya başlıyorlar. Dikkatimizi çeken bir nokta da sanatseverlerin önce temkinli ve belki de önyargılı olarak geldikleri sergiyi gezdikten sonra duydukları mutluluğun gözlerinden okunmasıydı. Sıra Japonya’da mı? Fransa’dan sonra serginin dünyanın bir başka uzak köşesine Japonya’ya taşınmasını arzu ediyoruz. Çünkü zaten Japonya’da Türk sanatına büyük bir yakınlık ve âşinalık var. Ülkemizde olduğu kadar vefalı Japonlar’ın gönlünde de taht kuran Barış Manço unutulmuş değil. Bu arada son yıllarda bu ülkede oluşturulan Türk Kasabası’nda düzenlenen ebru, minyatür, tezhip gibi geleneksel sanatlarımız büyük bir ilgi görüyor. Türk müziği ve millî sanatlara ilgi ve sevgi gösteren ezelî dostumuz Japonlar, inanıyoruz ki “Altın Harfler”i de bağrına basacak ve Türkiye’nin bu ülkede daha çok tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacak. Hat Sanatı ve Sabancı Koleksiyonu * Türk Hat Sanatı denilince Türkler’in İslamiyet’i kabul edişlerinden sonra okuma-yazma vasıtası olarak seçtikleri Arap asıllı harflerle oluşturulan sanat yazıları anlaşılıyor. * Bu yazı sisteminde harflerin çoğu, kelimenin başına, ortasına ve sonuna gelişlerine göre bünye değişikliğine uğrar. Sanat haline dönüşüyle pek kıvrak bir şekle bürünen harflerin, birbiriyle bitiştiklerinde kazandıkları görünüş zenginliği, hele aynı kelime veya cümlenin değişik tepkilerle yazılabilme imkanı, bu yazılara sanatta aranılan sonsuzluk ve yenilik kapısını açık tutmuştur. * Harfler teker teker birkaç türlü yazılabileceği gibi, hat çeşitlerine göre şekil bolluğu, hayret edilebilecek kadar zengindir. Şeyh Hamdullah’tan başlayıp Necmettin Okyay’a kadar ulaşan hattatlık sanatının bütün belirgin safhaları, Sakıp Sabancı Hat Koleksiyonu’ndaki örneklerde rahatça gözlenebiliyor. Yani 15. yüzyıldan bu yana hat sanatının tüm özelliklerini ve inceliklerini aktaran bu koleksiyon, önemli bir muhtevaya sahip. * Şeyh Hamdullah’ın sülüs nesih hattıyla yazılmış murakkaa’ı, Kürdzade Hafız İbrahim Efendi’nin celi sülüs yazıyla yazılmış Zerenduh levhası ya da Ahmed Kâmil Akdik’in sülüs nesih kıt’ası, bu büyük koleksiyondan seçilmiş sadece birkaç önemli örnek. * Sabancı Koleksiyonu’nun sayısı 300’ü geçen birbirinden ilginç hattı ve fermanı, Türk hat sanatı konusunda çalışma yapanların mutlaka görmeleri gereken bir zenginlik taşıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT