BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Evlâdın ana-babaları üzerindeki hakları -1-

Evlâdın ana-babaları üzerindeki hakları -1-

Büyük âlim ve velî İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Bir müslümânın, bir kâfir ismini almaktan, korkunç arslanlardan kaçmaktan daha çok kaçması lâzımdır.....”



Ana-babaların evlâdı üzerinde birtakım hakları olduğu gibi, evlâdın da ana-babaları üzerinde bazı hakları vardır. Bunlardan bir kısmı şöyledir: 1- Müslümân bir erkek, evleneceği hanımın sâliha olmasına dikkat etmelidir. Aksi takdîrde, ileride dünyâya gelecek evlâdı, annelerinden dolayı kötülenebilir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Kadın, malı, güzelliği, asâleti ve dîndârlığı için nikâh edilir. Sen dîndâr olanı seç ki, maddî ve ma’nevî ni’mete kavuşasın.” [Buhârî] “Kadını, güzelliği için alma; güzelliği onu helâke sürükleyebilir. Sırf malı için de alma; malı onu zarara sokabilir. Dîndâr olanla evlen.” [İbn-i Mâce] 2- Çocuğa iyi, güzel bir isim koymalıdır. Peygamber Efendimiz, torunu Hazret-i Hasan (radıyallahü anh) doğduğu zaman kulağına ezân okumuştur. (Tirmizî) Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet okunursa, ‘ümmü sıbyân’ denilen hastalıktan korunmuş olur.” [Beyhekî] Diğer bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Çocuğa güzel bir isim vermek, dînini öğretmek ve vakti gelince evlendirmek, evlâdın babası üzerindeki haklarındandır.” [Ebû Nuaym] Fakat fakîr baba, çocuğunu evlendirmeye mecbûr değildir. Çocuk doğar-doğmaz, hemen isim konabilir, bir hafta kadar geciktirmekte de mahzûr yoktur. Mühim olan çocuğa güzel bir isim konmasıdır. Peygamberlerin, âlimlerin, evliyânın isimlerini tercîh etmek elbette daha iyi olur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Allahü teâlânın indinde isimlerin en sevgili olanı, Abdullah ve Abdurrahmân’dır.” [Müslim] “Siz kıyâmette, kendinizin ve babanızın isimleriyle çağrılırsınız. Bu bakımdan çocuklara güzel isim koyunuz.” [Ebû Dâvûd] “Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim koymak, evlâdın babası üzerindeki haklarındandır.” [Beyhekî] Çocuklarımıza, Peygamber Efendimizin isimlerinden biri konulabilir: Ahmed, Mehmed, Mahmûd, Mustafâ...gibi. Allahü teâlâ [hadîs-i kudsî’de] buyurmuştur ki: “İsmi, Habîbimin isminden olan mü’mine (Ahmed, Muhammed, Mahmûd gibi) azâb etmekten hayâ ederim.” [R. Nâsihîn]. Allah’ın Resûlü de buyurdu ki: “Üç oğlu olup da, birine benim ismimi (adımı) vermeyen, câhillik etmiş olur.” (Taberânî) “‘Muhammed’ isimli kimseyi hakîr görmeyin, onu mahrûm da etmeyin! ‘Muhammed’ isimli kimsenin bulunduğu bir evde veya bir yerde bereket vardır.” [Deylemî] “‘Muhammed’ ismi verdiğiniz çocuğa karşı hürmetli olun, toplantılarda ona yer verin ve hiç bir şekilde onu azarlamayın.” [Hatîb] [Ecdâdımız, “Muhammed” ismine hürmetsizlik olmasın diye, onun yerine çocuklarına “Mehmed” ismini vermişlerdir.] Eğer bir kimsenin ismi kötü ise, bunu değiştirmelidir. Hadîs-i şerîfte, “İsmi kötü, çirkin olan, bunu güzel isme çevirsin” buyuruldu. (Berîka) Büyük âlim ve velî İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Bir müslümânın, bir kâfir ismini almaktan, korkunç arslanlardan kaçmaktan daha çok kaçması lâzımdır.....” 3- Çocuğun akîkasını kesmelidir. Bilindiği gibi “akîka”, çocuk ni’metine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek niyyeti ile hayvân kesmektir. Hadîs-i şerîfte, “Akîka, erkek çocuk için iki, kız çocuğu için bir koyun kesmektir” buyuruldu. (Taberânî) Çocuğa nafaka vermesi vâcib olan kimsenin, yedinci günü ona isim koyması ve başını tıraş ettirip, saçının ağırlığı kadar, erkek için altın veya gümüş, kız için ise gümüş sadaka vermesi ve kendi malından, erkek için iki, kız için bir akîka hayvanı kesmesi müstehabdır. 4- Çocukları helâl lokma ile, helâl gıdâ ile beslemelidir. Böyle yapılmazsa, harâm gıdâların, yemeklerin te’sîri, çocuğun özüne işler, çocukta uygunsuz işlerin meydâna gelmesine sebep olur. Hadîs-i şerîfte, “Yiyip içtikleriniz helâl, temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hâsıl olmaktadır” buyuruldu. (R. Nâsıhîn) 5- Çocuğu, dünyâya getiren kadının emzirmesi faydalıdır. Hadîs-i şerîfte, “Çocuğa, annesinin sütünden iyisi yoktur” buyuruldu. (Şir’a) Bugün modern tıp da, yaptığı araştırmalarda, anne sütü yerini alacak bir gıdânın olmadığını bildirmektedir. Annenin sütü yoksa, çocuğu sâliha, soylu olan bir kadın emzirmelidir. Çünkü kadınların sütü, çocukta te’sîrini gösterir ve eserleri bir gün ortaya çıkar. [İnşâallah yarın da bu konuya devâm edelim.]
Kapat
KAPAT