BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ben sizin yerinizde olsam...

Ben sizin yerinizde olsam...

Birşey diyeyim size... Hepimizin hayatı bir roman aslında. Yaşananlar bir bir gözlerimizin önünden geçip de onu bir çırpıda özetlerken, keder yüklü birkaç kelime dökülür dudaklarımızdan...



Birşey diyeyim size... Hepimizin hayatı bir roman aslında. Yaşananlar bir bir gözlerimizin önünden geçip de onu bir çırpıda özetlerken, keder yüklü birkaç kelime dökülür dudaklarımızdan... Deriz ki, “Yazmaya kalksam hayatım roman olur benim.” Zaten Türkiye ailesi olarak, bu köşe de öyle olmadı mı? Yıllarca hepimiz, yazılanları okuduk, yaşadıklarımızı yazdık, okudular... Yazmak ve okumak... Birbirine o kadar yakın ama birbirinden o kadar farklı iki kelime... Yazmak, okumak içindir ama çok zordur. Yazmak duygu ister, sabır ister, emek ister... Ve en önemlisi de “okumak” ister... Bu açıdan okumak, yazmanın en önemli hediyesidir. Yazan için hiçbir ödül, okunan yazı kadar değerli değildir. Bu ödül de üç kelimeden oluşur: “Sizin yazınızı okudum.” Ne mi demek istiyorum? Bir duygudan, bir sabırdan, bir araştırmadan ve emekten söz etmek istiyorum... Her ne kadar günümüzde spor denince akla futbol gelse de, spor insanlığın tarihi kadar eski bir kavram. Sporcuların ise diğer insanlardan farklı bir yönü var. Biz onları yalnızca sporcu olarak biliriz. Peki bir insan olarak onların kendi dünyaları yok mu? Acıları, umutları, aşkları, hayalleri... Onları hiç merak etmez miyiz? Oysa birer insan olarak değerlendirdiğimizde onların da hayatları bir roman değil midir? Onların da hayatları yazılmak, yazılanlar okunmak iste mez mi? İşte bu arzu, gazetemizin spor sayfalarında, Perşembe ve Cuma günleri “Spor bir hikayedir” adlı köşede, gazetemizin başarılı spor müdürü sevgili Sadık Söztutan’ın gerçekten enfes üslubuyla ilmek ilmek, damla damla süzüldü haftalarca... Herbiri beklenmedik bir sonla bitiyordu. Ama herbiri bir sporcunun gerçek öyküsüydü. Bu pembe köşenin okurları kısa zamanda tiryaki oldular. Haftanın o iki gününü iple çektiler. Yetmedi... Tadına doyamayan tiryakiler her gördükleri yerde duygularını dile getirdiler yazarına: -Ben senin yerinde olsam, bunları kitap yapardım. Bu istekler artık genel arzu haline geldiğinde, Sadık Söztutan da, bu sözü tuttu ve bu pembe hikayeleri kitap yaptı. Adına da gerçekten kitaba yakışır orijinallikte, istekte bulunanların istek cümlesini verdi. “Ben Senin Yerinde Olsam Bunları Kitap Yapardım” Şimdi filmi başa alıyorum. Yazıldı bu kitap. Önce haftada iki gün pembe köşeye, sonra bir araya getirilip bir kitaba yazıldı. Ne için? Okunmak için. Bu kitapta, 100 ayrı hikaye var. Yani yüz ayrı insanın yüz ayrı dramı. Yüz ayrı dünyaya açılan yüz ayrı perde. Yüz ayrı enfes konu... Yıllardır bu köşede, binlerce insanın binlerce dünyasını sizinle paylaşan bir kimse olarak bu “yazılan” kitap için en samimi duygumu söylüyorum: -Ben sizin yerinizde olsam bu kitabı okurdum.
Kapat
KAPAT