BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gül: Yeni anayasa milletin mührünü taşımalıdır

Gül: Yeni anayasa milletin mührünü taşımalıdır

Abdullah Gül, Meclis açılışında yeni anayasayı hazırlayacak vekillere önemli mesajlar verdi.



> Cumhurbaşkanı Gül’ün sözlerini Başbakan Erdoğan ve kabine üyeleri ayakta alkışladı. Şükran KABAN- Yücel KAYAOĞLU- Oğuzhan ŞAHİN ANKARA Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Herkes yürürlükteki Anayasanın ihtiyaçlarımıza cevap vermemesinden, Türkiye’nin demokratik olgunluk ve çeşitliliğini kısıtlamaya çalışmasından, Türkiye’nin zenginliklerini yok saymasından rahatsızdır” dedi. TBMM 24. Dönem ikinci yasama yılının başlaması sebebiyle Genel Kurul’da düzenlenen törende konuşan Gül, Türkiye’nin en önemli gündem maddesinin yeni bir Anayasanın hazırlanması olduğunu söyledi. İstisnasız bütün kesimlerin, yeni bir anayasa yapma iradesi ve düşüncesini taşıdığını belirten Gül, şunları söyledi: ESNEK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ OLMALI “Anayasalar bugüne kadar özgürlükler konusunda şüpheci ve katı, sınırlamalar konusunda geniş ve esnek bir dil benimsedi. Çerçevesi belli olmayan, her anlama çekilebilecek sınırlamalara tabi oldu. Bugün yapılması gereken, tam tersidir. Yeni anayasa, esnek ve özgürlükçü bir karaktere sahip olmalı. Esneklik, kuralsızlık değildir. Çağdaş gelişmelere cevap veren, yeni toplumsal dinamikleri kapsayan ve kapsayabilmeye açık bir esneklikten bahsediyorum. Temel hak ve hürriyetleri, herkes için, her yönüyle eşit vatandaşlık temelinde güçlendiren ve teminat altına alan bir anayasa olmalıdır. Toplumun her kesiminin bu ülkede ‘kendisi olarak’ yaşama hakkı, anayasal güvenceler altında itina ile muhafaza edilmelidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin temel ilkelerinden taviz vermeyen bir Anayasa olmalıdır. Bir yandan, devletin bekası konusunda her türlü tedbiri alırken, diğer yandan, devletin, milletin hizmetinde olduğunu unutmayan bir anayasa olmalıdır. Demokrasinin kurum ve gelenekleriyle ilerlemesine izin verecek fren ve denge sistemlerini içinde barındırmalıdır. Bu meyanda, güçler ayrılığı, yargı erkinin bağımsızlığı, basın ve ifade özgürlüğü ilkelerine özellikle dikkat çekmek istiyorum. Netice olarak yeni anayasamız, Türk demokrasisini kurumsallaştıracak bütün hasletleri içinde barındırmalıdır. Yeni anayasa hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır. Anayasanın taşıması gereken tek mühür, milletimizin mührü olmalıdır. Bu bakımdan, sadece Yüce Meclis’te temsil edilen partilerin değil, diğer siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve meslek kuruluşlarının da bu tartışma sürecine katılıyor olmasını son derece faydalı buluyorum” dedi. 30 SAYFALIK KONUŞMAYI 48 DAKİKADA OKUDU Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni yasama yılının açılış konuşmasını yapmak üzere TBMM’ye geldi. Başbakan Erdoğan ve kabine üyeleri tarafından alkışlanan Gül, 30 sayfalık konuşmasını yaklaşık 48 dakikada okudu. Gül’ü salona girişi sırasında AK Parti milletvekilleri alkışladı. CHP, MHP ve BDP, takdim sonrasında ayağa kalktı. Gül, genel kuruldan ayrılırken kendisini AK Partililer alkışla uğurladı. MHP ve BDP grupları ayağa kalktı ancak alkışlamadı. CHP grubu ise ayağa kalkmadı. Gül’ün “devletin birliği ve bölünmez bütünlüğü”, “terör, yok edilmesi gereken bir beladır” ve “kredi notunun yükseltilmesi” konularındaki sözleri AK Parti sıralarından yoğun alkış aldı. Terör, yok edilmesi gereken bir beladır Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Hiçbir şekilde, devletin bütünlüğüne ve milletin varlığına dönük saldırılar, bir hak arayışı olarak sunulamaz. Terör, zerre kadar müsamaha gösterilmeyecek, yok edilmesi gereken bir beladır” dedi. Meclis’teki konuşmasında son dönemde artan terör eylemlerine de değinen Gül, “Terör hiçbir davaya hizmet etmez, edemez. Terör iklimini yaymaya çalışanlar, teröre karşı net tutum takınmayanlar, en büyük zararı kendilerine verirler. Son dönemde bölücü terör örgütünün saldırıları, vicdanları derinden yaralamakta ve tahammül sınırlarını zorlamaktadır. Bu nedenle teröristleri; fikri, zikri, partisi ne olursa olsun herkesin şiddetle telin etmesi, en azından insanlığa karşı bir namus borcudur. Öte yandan Kürt meselesini, ortak değerlerimize ve devletimize sahip çıkan bir anlayışla, yine demokrasi içinde çözebiliriz. Çare, ideolojik ve etnik odaklı bir siyasi dil ile çatallaşmaya gitmeden, demokratik gelişim yolunda adımlar atmaktır” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT