BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Laiklik İslam düşmanlığı olarak anlaşılmamalıdır

Laiklik İslam düşmanlığı olarak anlaşılmamalıdır

Yeniden hazırlanacak anayasamızın her maddesi, elbette çok önemli. Benim, şimdiden merak ettiğim maddeler arasında, laiklikle ilgili olanı da var.



Yeniden hazırlanacak anayasamızın her maddesi, elbette çok önemli. Benim, şimdiden merak ettiğim maddeler arasında, laiklikle ilgili olanı da var. İstiyorum ki, yeni anayasamızda laiklik, kesin ölçüler içinde açıklığa kavuşturulsun. Çünkü Türkiye‘de, laiklik denilince, her kafadan farklı bir ses çıkıyor. İnanıyorum ki, dünyada, laikliğin kırk ayrı açıklanması, anlayışı, uygulanması, sadece Türkiye’mizde var. Mesela, bazı kimseler, laikliği kayıtsız-şartsız din düşmanlığı olarak anlıyor, anlatıyorlar. Din düşmanlığı diyorsam, Hristiyanlığı, Museviliği... kastetmiyorum. Sadece Müslümanlığı dikkate alarak yazıyorum. Türkiye’mizde, bazı kişiler ve çevreler, İslamiyetle ilgili ne söylense, ne yapılsa, derhal, laiklik çığlıklarıyla ortalığa dökülüyorlar. Cumhuriyetin ilanından beri bu böyle! Kâzım Karabekir Paşa’nın hatıralarında yazdığına göre, bir gün Atatürk O’na demiş ki: “Karabekir! Kur’anı, Türkçe’ye çevirttiriyorum. İstiyorum ki, milletimiz, Kur’anı okuyarak, Arapoğlu’nun yavelerini görsün!” Atatürk’ün “Arapoğlu” dediği, Sevgili Peygamberimizdir. Ona göre “Kur’an, Hz. Muhammed’in eseridir. Sureler ve ayetler de, birer yaveden ibarettir!..” Yine Atatürk’ün çok yakın arkadaşlarından olan ve onunla birlikte 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan, ilk millet meclisimize Sivas milletvekili olarak giren, daha sonra, yine Atatürk tarafından çeşitli ülkelerde büyükelçimiz olarak görevlendirilen Hüsrev Gerede’nin yayınlanmış hatıralarında deniliyor ki: “Atatürk, hem dinimizin, hem de musikimizin değiştirileceğini ileri sürüyordu!” Ancak dinimiz de, musikimiz de bir devrim hareketiyle karşı karşıya kalmadılar. Kalmadılar ama, dünden bugüne çok da hücumlara uğradılar. Dünden bugüne, Ateistler, yani Allah’a ve dine inanmayanlar, buldukları fırsatlarla, İslâmiyete de, musikimize de İspanyol boğaları gibi saldırıp durdular. Zaman zaman meydanlarımıza dökülerek: “Türkiye laiktir laik kalacak!” diye bağıranlara, sonra da çok büyük kalabalıklar halinde Anıtkabir’e koşanlara “Laiklik nedir?” diye sorarsanız söylediklerine veya söyleyemediklerine şaşar kalırsınız. Ben, Ankara’da, Uğur Mumcu’nun cenaze merasiminde hayretle ve dehşetle şahit oldum. Belki beş bin, belki de on bin kişi, hep bir ağızdan haykırıyordu: “Kahrolsun Şeriat! Türkiye laiktir, laik kalacak!” diyerek yeri-göğü inletiyordu. Şeriat, ayan-beyan Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’anın, yani İslamiyetin kahrolmasını isteyenlerin laiklik anlayışı, medenî bir anlayışa kat’iyyen yakışmaz. Bazı insanların dinsiz ve Allahsız olmalarını çok tabii karşılıyorum. Ama laikliği dinsizlik şeklinde anlayanlara utanarak bakıyorum. Laikliğin dinsizlik veya din düşmanlığı olmadığı, yeni anayasamızda açık açık belirtilmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT